16 Kasım 2012 Cuma

başrolü kaybetmek

    Bol sendromlu bir hafta daha ....

   Hayatın bombok gitmeye devam ettiği şu sıralarda en büyük sorunum bu.Hayatımın başrolünde kendimin olmayışı.Her yerden ayrı müdahale ayrı bir sansür geliyor yaşamıma.Bazen cidden boğulacak gibi oluyorum.Psikoloji falan kalmadı bende , bozuldu derler ya hani, bende bozuk olanı bile yok bence.Her seferinde aynı yerden söz veriyorum kendime ; bir daha hep önceliğim hep kendim olacağım diye ama pantolondan çıkan bişeymişcesine  araya başkalarının öncelikleri girebiliyor işte.


    Artık saçımı başımı yolmak istiyorum , sinirimden 2 lokma bile sokamıyorum mideme , zorla yediklerimiyse midem kendi asitleriyle birlikte geri iade ediyor bana.Hep düzelicek artık diyorum kendime , geçicek diye devam ediyorum ; zaman geçiyor , ben geçiyorum , hayatım geçiyor , ama sıkıntılar sorunlar bir türlü geçemiyor hep ha şuradalar.

    Hiç kimseyle konuşmak yada hiç birşeyle uğraşmak istemiyorum.Ağzımı açtığımda ya ağlamak ya küfretmek istiyorum.İçimdeki duygular insanlıktan nasibini alamamışlar.İşin kötü yanı şu şu olaylar oldu da ben bu hale geldim diyebileceğim tek bir şey yok.Üüstüste gele gele birike birike bu hale geldim ben.

    Ha bundan sonrası mı , midem bulanıyor daha fazla yazmak istemiyorum , yazsaydım heralde gene bundan sonra hayatımın başrolünde ben olacağım derdim , gene bi halt edemezdim kendimi biliyorum....

11 Kasım 2012 Pazar

çok dengeliyim !

       Evden krem almaya diye çıkıp güzellik merkezine gidebiliyorum....


      Bununla da yetinmeyip oradan 6 seanslık cilt bakımı alabiliyorum bu da yetmiyor lazer epilasyon içinde 10 seans ekletiyorum 1000 tl lik ödeme planına imzalarımı şeyediyorum , kredi kartıma yüklenip geliyorum.Böyle bir hatunum işte.

        Bütün bunların dışında artık bir turizm acentesinin çağrı merkezinde çalışıyorum.Bir günde yüzlerce insanla konuşarak çene kaslarımı geliştiriyorum.Ofis ortamı güzel , rahat bütün gün elimde kahvem , çayım ohh kebap.İş tabi ki kolay değil ama kolay olana para vermezler zaten...İş iyi olmasına iyi de ofis ortamına henüz ayak uyduramadım ben.Alışık değilim öyle sabahın köründe kalkıp süslenip püslenip işe gitmeye.Hele oje kültürüm hiç yok.Gerçi çok hevesliyim azimliyim onu da öğrenicem.

        Bugünden itibaren hayatımı yoluna koyucam.Aşk olayı tamamen berbat ama neyse en azından aile konusunu tamamen toparladım.İnanabiliyor musunuz annem bile çok değişti.Demek ki kolay yada zor insanlar kabulleniyor farklılıkları.

      Aaaaa aklıma gelmişken benim şu son zamanlarda parfüm sorunum var.Şöylee bildiğiniz güzel parfümler varsa bana bi tavsiye eder misiniz harbi çok ihtiyacım var.Kendi kokularımdan sıkıldım da artık....

3 Kasım 2012 Cumartesi

benliğini kabul ettirmek kolay değildir...

      Hiç öyle tek celsede rakibimi yıldıran bir hatun olmadım....

      Hiç dört dörtlük olmayı bile beceremedim , neremi düzeltsem diğer bir yanım düzelmemekte kararlı kalırdı.Makyajımı kusursuz yapabildiğimde , saçlarımın hep nalet bir görüntüsü olurdu.Benim denklemlerimde hiç oranla orantı birbirini tutmazdı.Ben de eksiklerimi tamamlamak için çenemi sağlamlaştırdım sanırım , yetmedi hırslarımı  sonra asiliğimi , hırçınlığımı , sonunda ise sinir stresden gebermekte olan biri oldum çıktım.

      Şuhlaşamıyorum ben yada kibarlaşamıyorum.Ne zaman çok iyi olmak istesem , ne zaman öyle olduğumu bilmeye ihtiyacım olsa aklım hep olamayan yönde takılır kalır.Biliyor musunuz aynı anda , hem kültürlü , hem şık , hem güzel yani full donanım hatunlar tanıdım.Onlar hayatlarını irdelemek bugüne dek hiç aklıma gelmemişti.Ben de irdelemeye kendi hayatımdan başlayayım dedim.

    Bazen özendiğiniz , istediğiniz şeylerin yanlış olduğunu farkedebiliyorsunuz yada daha kötüsü yıllarca bir savunma duvarı gibi ardına sığındığınız şeylerin yanlışlığını sonradan görebiliyorsunuz.Evet hiçbir duvarı yıkmakta üzerinden atlamakta kolay değildir.Daha sonra anladım ama sen vazgeçtiğinde hiçbir kural hiçbir yaşam duramıyormuş önünde.Şuan harekete geçersin yada durursun seçim senin.Ama diğer bir gerçekse sen tepki olarak dursan da durmasan da geriye dönüp baktığın gün tüm kayıpların , tüm kazançların gene senin olacak.



   İşin aslı şuan harekete geçmek için kendimi hazır hissetmiyorum.Akıl almayacak kadar fazla yanlış yapmışım kendime , elbette kendimi affedebilirdim ; asıl sorun şu peki kendimi etrafımdakilere nasıl affettirebilirdim ? ben kendi yanlışlarımın , doğrularımın sonucuna katlanacak kadar cesurdum ama yakınlarım kaldıramazmış bunu anladım.Bir kez daha etrafımda zayıf insanların bulunmasının beni yerle bir edebildiğini gördüm.At gözlüğü takan insanları atın altına atıp üzerinden geçemediğimiz sürece özgür kalamayacağız sanırım.Artık yorgunum , bütün bu olanlardan , tepkilerden , yargılamalardan yoruldum ama kendime de koacaman bir söz veriyorum ; TEKRAR DENEYECEĞİM....





   

28 Ekim 2012 Pazar

karmakarışıklaşmaktayımm ....

  

  Yazmaya uzun zaman ara verince bir türlü yeniden yazmaya başlamıyorum , hangisini yazsam , nereden başlasam bir türlü bilemediğimden....

      Ben gene iş değiştirmeye karar verdim.Aslında sektör değiştirmeye karar verdim.Hacıoğlu , burger king , starbucks derken yetti artık bu gıda olayı....  Mesela giyime geçsem ?   mesela little Big desem.Ama öyle her yer olmaz , özellikle buradaki bir AVM nin içindeki bir şubesi olması lazım.Ya napim en yakın arkadaşlarım hep orada.Bense piç gibi taaa nerelerde çalışıyorum bir başıma.Üstelik gıda olayından da bıktım.Sürekli kısacık tırnaklar , tekdüze üniformalar hep toplu yada örüklü saçlar....

      Tamam 15 yaşındayken tam benlik bir işti ama büyüdüm, o iş bana çocuk işi gelmeye başladı.Artık daha bakımlı olabileceğim biraz daha yetişkin işi istiyorum.Rahat rahat tırnaklarımı uzatmak , oje sürebilmek , fön çekmek için o kadar uğraştıkdan sonra işe gittiğimde toplamamak istiyorum saçlarımı.Bunlar şimdi saçma bahaneler gibi görünebilir okuyunca ama yaşanılırken öyle değil.


      Ben kendimi bildim bileli şımarık , nazlı ama diğer yandan çok atarlı çok deli , çok kavgacı , şirret de bir hatunum.Tamam halimden memnunum , bu saatten sonra ben fazlada değişmem ama gene de biraz daha büyümenin vakti geldi de geçiyor bile.Bütün bunların dışında özel hayatımı da toparlamaya bir yerden başlamalıyım.Son zamanlarda aile hayatımı da dağıttım.Eğlence alemine fazla dalış yapmak annemle aramdaki uçurumları daha da açmış olcak ki , annem ilk fırsatta aramızdaki uçurumdan beni aşağı atmayı düşünüyor.Gerçi benden iyice umudu kesti artık onu bile düşünmüyor.



      Hayatımda hiç bu kadar dağılmamıştım bu kadar kararsız kalmamıştım ben hiç.Klüplerde sabahı ediyodum , sarhoş uyanıyodum , anadolu yakasında oturmama rağmen avrupa yakasına fethe kalkmıştım sanırım



Hoşlandığım biri var , ama aslında yok , başka biri var o da var sayılmaz , eskiden hoşlandığım 2 kişi daha vardı şimdi onlar benden hoşlanıyor ama bende onlara dair birşey yok.Yaaa hayır ben ayran gönüllü değilim.Hatta ben artık gönüllü bile değilim.Mutlu , huzurlu , uzun bir ilişki yok bence o yüzden ben ne yapmam gerektiğinde çok kararsızım.Ne yapmam gerektiğini gerçekten bilmiyorum.Gelince de herşey üstüste geliyo nalet olsun....


11 Ekim 2012 Perşembe

saçımdaki ayaklanma...

      Şu sıralar birçok şeyle başım dertte ama ben önceliği saçlarıma verdim....

      Taaa aylar öncesinden kalan mavi siyah saç boyasının saç uçlarımdaki artıklarını kusturmakla meşgulümm şu son günlerde.Yıllarca çok severek kullandığım siyah renginden artık usandım , açıcam saçımın rengini.ben esmerim birde , tam çikolatayım buna rağmen yeni saç rengimi Karamel yada bal köpüğü istiyorum.Ha ben istiyorum ama kuaförüm ( kendisi 7 yıldır  da kuaförüm )

- iste tabi iste , isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara ne de olsa di miiiğğğğ 

 diyo bana.Eski deneyimimden biliyorum ki , saçlarımın uçlarıyla dipleri ayrı renk olduğunda , ki bu renk özellikle siyahsa açık renklerden hangisine boyarsan boya dipleri sarı uçları turuncu oluyo ve ben bundan nefret ediyorum.İşte sırf bu sorunu engellemek için şu sıralar saçlarıma kuaförümde komplo teorileri düzenleyip duruyoruz.

     Arap sabunuyla yıka saçlarının uçlarını , çok çabuk akar dedi benim kuaför Nalan.bende diyorum oldu Nalan istersen bir de cifleyeyimm...!



    En sonunda beyaz sabunda karar kıldık.Bildiğmiz hani şu taaa M.Ö bulunan hacı şakirin beyaz sabunu yani....Vallahi akıtıyo.Akıtıyo akıtmasına da saçlarını da sopa sokmuşcasına kazık gibi yapıyo.Her yıkama sonrası yarım kutu saç kremi şart hacı !Bu haftasonu kısmetse boyayacak ama benim umudum kalmadı artık.her seferinde o koltuğa oturup oturup kalkıyorum henüz bir icraat yok.Bu saçı akıtmadan boyamayacak hatun kararlı.

                  .....                                   ....                               ......

   Hazır yazmaya başlamışken bir de işlerimden bahsedeyim.Kendimi part time a çevirdim 3 gün gitmiyodum ya iyice azıttım ben , çoğusunu gitmiyorum haftanın.Çok afedersiniz ama bana maaş günü artık maaş yerine üçün birini vericekler sanırsam.Bu haftada camış gibi yattım önümüzdeki 2 hafta amele gibi çalışayım da saat yapıp azcık para kazanayım bari yoksa önümüzdeki ay aç kalıcam.Konu konuyu açmaya başlamışken aşkdan meşkden de bahsetmek isterdim ama ne yazık ki o konular çok karmaşık o konudan bırakın ayrı bir yazı yapmayı , yazı dizisi yapsam anca kotarırım o derece.O yüzden şimdilik durum bu  aa dostlar...

28 Eylül 2012 Cuma

Wuuu hayat yeni başlıyooo

     Ercan vardı ya aaa dostlar , hatırladınız mı diğer yazılarımızda da bahsetmiştim.

      Gece aramıştım benimle kahve içer misin diye ? o da bana kafan mı güzel demişti ? neyse hatırlayanlarınız hatırladınız sanırım.Bundan yaklaşık 2 hafta önce watsapp dan pat diye yazıverdi.Sonra öyle konuşmalar konuşmalar ve konuşmalar... her fırsat bulduğunda aradı zaten.Vee sonunda buluştuk !

       Ne giysem diye fazla kafa yormadım , kot şort ve güzel bi bluzla gittim.Topuklu ayakkabılarım zaten vazgeçilmezim ama açıkcası topuksuz halimle aynı boyda falan sayılırmışız , yani giymeseymişim daha iyiymiş...Muhabbetini çok sevdim.Gerçekten onunla oturup saatlerce konuşabilirim.Bütün bunların yanında benden daha şımarık olmasına bozulmuyorum desem yalan.Görüştüğümüz an bana '' beklediğimden daha güzelmişsin '' dedi.Ayy yeriim diyemedim tabi ki.Teşekkür ederim dedim pısırık hatunlar gibi.

                  .....                              ......                                .....

        Bütün bunlar bir yana son zamanlarda hayatım değişti yada ben değiştim.Bir ara gerçekten dağılmışım onu toparladım.Vaktim yokmuş kendime o olayıda hallettim.İşe 3 gün gitmicem artık , tamam maaşım gözle görülür derecede düşecek ama bunun başka yolu da yok.Artık mutlu olmak istiyorum ve de olucam.Sonunda herşey yoluna giriyo , sonundaa ....

     ha bu arada benim ercan bu işteee =)  ama benim !

http://www.youtube.com/watch?v=fJofoOoC6Es


20 Eylül 2012 Perşembe

metro izlenimleri...

  Anadolu yakasına metro koyarsanız böyle olurdu , adım gibi biliyordum böyle olacağını...

     İlk durakda binip son durakda inenlerden olduğum için bol bol gözlem yapabiliyorum.Öncelikle fotoğraflardan başlayalım.Metro durduğu anda bir elini metroya dayayıp diğer elini beline koyan bir kıro tayfası var ki sormayın gitsin.Ulan deniz yok bir şey yok , full rutubet kokan bir ortamda , altı üstü bir metroya yaslanmışın.bunun neresiyle hava atcan , neresinin güzel yada dikkat çekici olabileceğini bilemedim.

      Bir de kulaklıklılar var  buna bende dahilim !  Yalnız bunun da bir adabı vardır yahu.Adam takmış kulaklığı , bu sırada kendi ses ayarından habersiz tabii... Bir yandan şarkı dinliyor diğer yandan ufaktan ufaktan içinden şarkıyı mırıldandığını sanıyor! O sırada bu akşam ölürümm beni kimse tutamaz.... diye avazı çıktığı kadar bağırdığından habersiz tabi ki.Metro halkı tedirgin...dürtüp uyarsan olmaz , kaş göz yapsan olmaz....

     Liseli kesimine hiç gelmek istemiyorum.3 aynı sınıftan kişi bir araya geldiyse tamam artık , ordaki en az 20 kişi haberdardır ogün ki sinir edebiyatçıdan , yaz tatilinden sonra hangi sevgililerin ayrıldığından , kimin bronzlaşmış olduğundan , hangisinin saçını boyattığından....Banane bundan ! ben sana işyerindeki sorunlarımı dinletiyor muyum ? bugün 13 saat ayakda kaldım , ordan oraya yetişmeye çalıştım.Yedigün makinası bozuktu , yedigün isteyenlere başka birşeyler önerdim , bütün içecekleri saydım sonra o bana ımmm tamaam o zaman sen bana buzsuz yedigün ver dedi diyo muyum ? ayaklarım ağrıyo ayaklarımı havada tutumak uğruna amuda kalkma isteğimden bahsediyo muyum ? 

   Yaşlı teyzelerimizden bahsetmek hiç istemiyorum hiç... Abi ciddiyim almış örgüsünü gelmiş teyze.İlk durakda biniyo ama son durak da bile inmiyo o derece.O götünü saatlerce kaldırmıyor oradan.Hiç mi yorulmuyor hiç mi bunalmıyor , o hava hiç mi solunum yollarını felç etmiyor anlamıyorum.

    kısacası bu yaka insanı metroyu buldu ama , hani bir laf var ya görmemişin oğlu olmuş tutmuş şeyini koparmış diye bizde o misal.ha bu arada benim hangi kategoriye gişrdiğimi sorarasanız ben eli telefonda sabırsızlıkla bekleşenlerdenim.Nalet internete girilmiyor yerin dibindeyken .Buna acil bir çözüm gerek yoksa cidden fıttırırcam.Şu mesajada cevap gelsin diye diye en az 15 dk geç kalıyorum her gün.

5 Eylül 2012 Çarşamba

çokomell den zırıltılar...

      İşyerinde bir kızı linç edecektim ki , vardiya müdürüydü supervisoruydu araya girdi...

       Niyetim tam olarak dövmek değildi aslında.Birazcık ! hırpalayıp bırakacaktım.Ortalık fena karıştı tabi.Nalet olsun, hiçbir yerde rahat duramama gibi bir sorunum var.

       Aşk meselesine gelirsek ; o meseleee uffff yani gerçekten ufff.Şimdi işyerindeki supervisorlardan birine bakıyorum.Ama çocukta hiç tipim değil.Böyle saf , karıyla kızla işi olmayan , ele avuca gelir biri.Ve aynı yaşdayız.Aynı yaşda olduğum birine ilk defa bakıyorum.
Bu çocuk beni yemek zevki ve mimikleriyle etkiledi bence.Yoksa ne öyle güzel konuşurluğu var , ne çok düzgün bir tipi ne de başka birşeyi.

    İşyerinde kovalamaç oynuyoruz resmen.O bir yere gidiyor ben pıt pıt peşinden.Komediyiz , reziliz.Bunun dışında bende işe bu hafta full kenar mahalle kızı gibi gittim.Belime gelen saçlarımı yeni kestirdim , saçım şimdi omuzlarımın altında ama nasıl duracağına ne saçım karar verebiliyor ne ben.Şöyle bir tutturuveriyorum o zamanda saçımdan hayır beklemek saçma oluyor tabi.Bir de işe yeni başlayınca cildim ayak uyduramıyor o yağlı yiyeceklere ve ortamlara , suratım dönüyor çarşamba pazarına...Bu halde çocuğun benimle köşe kapmaca oynaması normal.Öyle bir halde ben onun yerinde olsam bende istemezdim -18 i +18 e çevirmeyi...( bu arada bu -18 en çok kullandığımız etleri koyduğumuz ve genelde sevgililerin buluştuğu soğuk odanın adı ... )

     Bu hafta daha dikkatli olmalıyım.Yüzümde azcık kendine gelmeyi başardı.Ben de saçlarıma hükmedersem tamamdır.Hayır şimdi bu saftirik beni reddederse intiharın eşiğine gelirim lan.Daha konuşmadım ya bu konuyu çocukla , böyle arkasından konuşurken kızlarla amaaanınn geliyo ağzınnı yüzünü yediğim diyorum , kızlar noluyo bu kız yea der gibi bakıyo , ürküyolar resmen.

    Kızlardan bahsetmişken , burada bir parfüm akımıdır almış gidiyor.Hayatım boyuncada öyle sağlam parfüm kullanan bir hatun olabilmişliğim yoktur.Neyse 2 parfüm adı duydum , yani kokusunu çok beğenmiştim onlardan alcam bende.

biri Naomi Campbell  diğeri ise   Escada Magnetism

kokuları çok ölünesi bence.Neyse dostlar son durumlar böyle.Bir gelişme olursa hemen pıtır pıtır koşacağım buraya.Zaten sık yazamadığım için içim bir huzursuz.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

canım sıkkın çünkü bıktım !

        Hayat bana en edepsiz hareketleri çekiyor bence...

        Al o hareketleri , sok bir tarafına demek yerine , hayat benden aldıklarını nerene sokacaksın diye bilinen klişe sözlerle feryat ediyoruz.

         İşe başladım.Nasıl kalabalık var ya puuuhh bütün istanbul acııkmışda kapının önünde kuyruğa girmiş gibi.Beni de verdiler pişirme makinasının başına allaaam nasıl terliyorum orda nasıl terliyorum , böyle tişörtümü sıksam terler yere damlayacak.Restoran da çok iyi kızlar var ama iş yoğun , insanlar cıvık kısacası onlardan bir cacık olmaz.Erkeklerinden hiç bahsetmek istemiyorum.İnsan koca dükkana bari nazar boncuğu niyetine bir tane yakışıklı atar , yok anacım o bile  yok !   totoma kaş göz çizsem vallaha daha yakışıklı durur...

      Gerçi yakışıklı bulup ne yapacaksam ? İstediğim her erkeği elde etme  gibi bir potansiyelim var ama , asla elimde tutamama gibi daha baskın bir özelliğimde var...yaradan bana acıyo bence , o yüzden 1. yeteneğimi verdi.Bu garibin yüzü hayatı boyunca hiç gülmeyecek nasılsa , arada mutlu olur gibi olsun da kendini boğaz köprüsünden falan atmasın bu mal diye düşündü.Bu durumun başka açıklaması olamaz...

     Geçen gece düşünüyodum da ; ben ilişkiler konusunda ne kadar ilerledim falan diye , sevişmekte falan değilde öpüşmekte bir dünya markası bile olabilirim.Hep o aşamada kaldığım için yada o aşamayı fazla uzun tuttuğum için benim çıta baya yükselmiş.Duygusal anlamdaysa bomboşum ; bazılarını o kadar deli sevmişim ki, o kadar inanmışım ki bütün inançlarım gün be gün kazık olup geri girmiş bana.Şimdi sürekli batıyorsa birşeyler yaralarım baya içeride ondandır...

20 Ağustos 2012 Pazartesi

s*kindirik günler

      Eyy allaaam ben artık kendimle başedemiyorum....

      Gene yeni biri var ama bu son desem nasıl olur ? Benden de 7 yaş büyük zaten.Adam beni çileden çıkarıyor ya valla.Çıkmıyoruz , çıkamıyoruz , şu sıralar sadece takılıyoruz.Neden ? öyle kolay değilmiş çünkü o işler.Çok tecrübeli insanların hem iyi hem de kötü yanları oluyor işte.Her konu da ne yapmasını bilmesi güzelde , çok bilmişliği için aynı şeyleri söyleyemicem....

      Bütün bunlara rağmen , hala alamadığım temiz raporlarıma rağmen ben bayaa güzelim şu sıra.Ha artık evde oturmakdan sıkıldım o ayrı.İşe başlarsam da bu rahatlığı çok özlicem o daha da  ayrı.Yok arkadaşım yok , insan çalkışmadan hayatını bir rayına oturtamıyor.Eve otel muamelesi yapıyorum , annemin cinnet geçirmesine ramak kaldı.Tek yaptığım süslenip süslenip dışarı çıkmak sonrada akşam gelip zıbarıp yatmak.Napim benim adam bakımlı hatun seviyomuş.Uww bu konuyu anlatmadan geçtim sanırım.Neymiş efendim kız dediğin giyinmeyi bilcekmiş ,  erkeğin yanında dikkat çekcekmiş , bakımlı olcakmış , vücudu güzel olcakmış .Neyse ki bu konularda pek sıkıntım yok.Iyyy bir de kız dediğin sevişmeyi bilcek maddesi vardı ki , ben onu görmezden geliyorum sizde görmeden geçebilirsiniz.

      Son zamanlarda başka neler yaptığım konusuna gelirsek ; geçen yazımda bahsetmiştim gitarıma takmıştım kafayı.O na şu sıra küsüm ben de şimdi paten kaymayla bozdum aklımı.Paten kaymayı hiç bilmiyodum ama biricik arkadaşım Kübikim öğretti sağolsun.Valla henüz hiç düşmedim.

     Tarih de bir değişiklik olmazsa cumartesi günü işe başlıyorum.Raporumu alır almaz oraya koşucam yani.Doktorun sevgili bakterilerim için verdiği antibiyotik ve merhemi kullanmaya devam...Antibiyotik neyse de o burnumun içine sıktığım merhemden nefret ediyorum.Burnuma sıktıkdan birkaç dakika sonra bütün merhem genzime doluyo ve akşama kadar cayır cayır yanıyo boğazım.Konuşurken beni ümüklüyorlarmış gibi sesler çıkarıyorum.O doktora bir daha rastlarsam , ona o merhemi nereye sıkması gerektiğini söyleyeceğim !

11 Ağustos 2012 Cumartesi

bakteriden ölmek üzereyim...

      Sağlık raporum temiz gelmedi aaa dostlar...
      Bu durumu işyerine nasıl açıklayacağıma henüz karar vermedim.Burun ve boğazımda bilmem ne bakterisi ürediğine karar vermişler.Yani raporda yazan buydu.Aslında bu o kadar önemli birşey değilmiş ama konu gıda sektörü olunca...

   

     Raporu veren kadın öyle bir tonda söyledi ki , dedim ahaa sıçtık , bakteriler bir beynimi istila etmemiş heralde yakında öleceğim.Lan 2 hafta antibiyotik kullansam geçermiş , ağzını yüzünü şeyettirdiğim neyin tantanasını yapıyosun bu kadarcık şey için.


    Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de aşık oldum hacı...
Acınacak haldeyim.Ağzını yüzünü yediğimin çevresi de çok geniş.Gelsin de beni tanısın da bir de fark etsin de ohooo ölme eşşeğim ölme...


    Zaten bu konuda extradan bir salaklık ettim.Numarasını buldum mesaj attım ( bu durumda muhabbet edip konuşuruz sanmıştım en azından merakdan )   ama çocuk böyle tanıdık tanımadık kızların ona mesaj atmasından , bilmem ne yapmasından alışkın olduğu için pek takmadı.Sadece kimsin dedi o kadar.Tanışmadığımızı söyleyince de sesi çıkmadı daha zaten.Yaa sorun şu ki ben bu çocuğa lisedeyken de yangındım ama bizim okulda değildi kendisi...

    Bütün bu saçmalıklar beni yıldırmadı daha da saçmaladım.Boka basmak yetmezmiş gibi gittim bir de boka battım resmen...

    Aradım aradım....Böyle bildiğin hiç tanımadığım , hep gördüğüm ama hiç konuşmadığım adamı aradım gecenin bi vakti.Açmasını da beklemiyordum böyle ne diyeceğimi bilemedim.


ERCAN  - efendim
BEN - şeeeyy ercan , afedersin
E- tanışıyo muyuz ?
B- yeaa aslında hayır
E- numaramı kimden aldın
B- asla söyleyemem
E- tamam soyadını söyle
B- ayyy şey , ee , yaa , ımm , aslında söylemesem
E- pardon ama yaş kaç senin ?
B- ... ( burda yaşımı söylüyorum , kendisiyle de aynı yaşdayız zaten )  neyse dicektim ki benleeen bi kahve içsene.   ( nasıl bir aklım varsa , nasıl bu kadar salak bir cümle kurabildiysem kendim bile şaşıyorum )
E- Daha soyadını bile söylemiyosun , kusura bakma ama tanımadıklarımla kahve içmek gibi bir huyum yok

B- ya tanışırdık sanki , gelseydin i yani bi tanışsaydık
E- ya sen neyin tribindesin ? ne içtin de hangi kafayla aradın beni çok merak ediyorum ...
B- ııyyyy ben kapatsam iyi olcak iyi geceleerr ercaan...




ölmek istediğim doğrudur.sonunda bunu da yaptım !

6 Ağustos 2012 Pazartesi

kendimce...

        Gitar kadar nankörünü de görmedim.Yıllarca çal çal çal , 3 aycık ara ver paslan olacak iş mi ?

       Şu sıralar bozuklarda olduğum doğrudur.Asalak gibi yaşıyorum 1 aydır , tek yaptığım yiyip , içip devirip dötü yatmak.Dışarı bile çıkmıyorum.Yeniden işe başlamama 10 gün kaldı tek tesellim bu.


        Gitar çalmaya bikaç ay ara vermiştim ve şimdi eskisi gibi değilim.Bir ara nasır tutmuş parmaklarım şimdi narinleşmişler hemen acıyolar.Ben bu ellerimi kremle fazla şımartmışım galiba , kendimden utanmalıyım bunun için.






     Sevgili beyden de ayrılmaya karar verdim.Neden çünkü malım.Gerçek şu ki ;


Ben O' nu sevmiyormuşum ,
Sevmeyi deniyormuşum.
Başaramadığımda anladım....



     Üzerime o kadar düşerdi ki , o kadar değer verirdi ki ; olmayınca olmuyor işte.Sorun ben de ; ya aslında onda.Bana öyle insan yaranmaz.Bir şey desin de yapsam diye bakacağına , ağzımın payını verip bana dicek laf bırakmasaydı kesin severdim.Öyle de sorunlu , öyle de bir ruh hastasıyım.
Çok ilgi sevmiyorum ben , kısıtlanmayı da , bana karışılmasını da sevmiyorum.Kendim düşünmeliyim , neyi yapmamın O' na saygısızlık olacağını.Sınırlarımı ben belirlemeliyim.Sevgi bunun neresinde mi ? Ne bileyim onca insanın içinde bile hala O na ait hissediyorsam kendimi , herkese bunu çekinmeden söyleyebiliyorsam , koşup geldiğimde bana sıkıca sarılsa yeter aslında....Yada bunun gibi şeyler.Tamam ya tamam biliyorum hacı zor işler bunlar.O yüzden öyle uzun ilişkilerim olmaz benim.Ayrılıklarda öyle zor gelmez zaten.Alıştım ya artık , hayatıma her girene , gidici bu bak valla demedi demeyin gözüyle bakıyorum.






   Normal değilim biliyorum....
       

30 Temmuz 2012 Pazartesi

bizim evin halleri

     Gün aydınlanmadan uyumadığım gibi , saat 16.00 dan önce de kalkmıyorum....

     Sonuç ?   Ne zaman uyansam evde kimse olmuyo.Yani sülaleyi katletmiş olsalar inanın bilemem , duyamam , aklıma bile gelmez.Bizimkiler bugünlerin böyle olcağını bilselermiş büyük ihtimal dahan küçükken cami avlusuna bırakırlarmış.Ne yazık ki ! o yaşı geçtim ve artık beni yatağımda bırakıp öylece gidiveriyolar.Ev ahalisini gören , duyan , bulan beri gelsin....


     Bütün bunlar yetmezmiş gibi moralim de çok huysuz şu son günlerde...Her şeye mızıkıyorum , her şeye cızıkıyorum , düşünün artık kendim bile bıktım kendimden.Şimdi diyorsunuz kalk bi kendine gel manda yavrusu gibi öylee devirip dötü yatma ama  , hacı insaf be , bu sıcak da dışarı mı çıkılır ha ? Hem uyanıp da ne yapcaz ? Evin içinde uyanık dolanmam demek , akşama kadar birkaç bin kez buzdolabının kapağını açıp kapatmam demek falan.Kesin 3 güne kalmaz bozarım ben O ' nu.


     Evde durmamdan herkes şikayetçi.En son sevgili bey diyodu ; 


- boşver hayatım çalışma , dinlen biraz daha , diye


      O na da geçen gün , saat gece 3 falan ben dışarı çıkıyorum gece gezmesi yapcaağğğm gündüz gezilmiyo dedim.Ne diyeceğini şaşırdı.Bu da yetmezmiş gibi bir de ; 

- yaağğğ bak ileride yanlışlıkla olur , kazara olur , dalgasına olur falan evlenirsek , evimize 3 tane de süs köpeği alalım noğlaarr...  dedim


   - aaaa çoko ben bunu nasıl da düşünemedim.Bak görüyo musun ben de evlenirsek evimizde ne eksik diyodum. Tam 3 tane köpeğimiz eksikmiş meğersem.bak dikkatini çekiyorum 1 de değil tam 3 tane. bu evde kalma işi sana yaramadı rahat batıyo sana.Kalk git çalış gözünü seveyimm.valla hepimiz için öylesi daha hayırlı...









   
 deyince o an bi dank etti tabi ki.Aaa dostlar şimdilik durum bu.

29 Temmuz 2012 Pazar

çaresizliğimin kapı eşiği...ardıma dönüp bakıyorum

   '' Uğruna ölürcesine sevmiyorum , delicesine aşık da değilim ama birkaç yıl sonra seninle evlenebilirim sevgili... ''

      Nasıl böyle bir cümle kurduğuma inanamıyor bir yanımda.Belki de içimin sağ kalan tek yanı.

      Zamanında ölürcesine sevip, taparcasına aşık dab olmuştum.Ayrılırken karşılıklı ağlamıştık oysa...Son kez vedalaşıp uğurlamıştım ben O ' nu nikah masasına.
Geçmişteki yanlışlarının bedelini ödemeliydi.Baba oluveriyordu işte.Sadece birkaç saatini geçirdiği bir kız , kendisine kendisinden bir parça sunuyordu.Aylarca kendine sakladığı bu gerçeği , karnındaki dünyaya gelmeden önce ( hatta sayılı günler kala ) onunla neden paylaştığını hala bilmem.Bildiğim birşey vardıysa  ; o da yollarımızın artık ayrılmak zorunda olduğuydu.

    İkimizde ağlarken çokşey dilemiştim içimden ;
Daha dünyaya gelmemiş bebeğinin ; kendisine defalarca kez yaptırdığı babalık testi için kendisini affetmesini istedim herşeyden önce.

    O ' na cesaret dilemiştim.Sevmediği , istemediği biriyle hayatını birleştirip nasıl yürüyebilecekti ki bu yolda ? Kocaman bir yüreği vardı aslında . bir kucakladım mı  önünde durmayacak bir ritim yok sanırdım.Ne kalbim atmaya devam edebilirdi ne de dünya dönmeye cesaret.

    Yan yanayken hayata meydan okuma cesareti verirdi.O arkamdayken vurduysam kaçmazdım , vurulduysam ölmez...

   Son kez kucaklaşırken O' nun o an benden daha fazla korkuyo olduğunu hissettim.Anlamıştım işte ; bazen çaresizliğin insanın iliklerine kadar işleyebileceğini.



- senin için herşey güzel olacak ileride

   dedim zorla.Aklıma gelen birkaç iyi olabilecek cümle daha söylemeye çalıştım.Devam edemeyeceğimi hissedip sustuğumda birden kendim geldim aklıma.

     Tek hissettiğim canımın acısıydı.İçimden boğazıma kadar yükselen bir ateş...Nefes alıp vermekte zorlanıyordum birde.
Boynuma doladığı sımsıkı kolları yavaşca indi üzerimden.Kendine iyi bak dedi ve gitti.


O anlara ve o günden sonraki aylardan tek hatırladığımı soluksuz kaldığım ve içimdeki ateştir.

     Ve şimdi ; birileri karısıyla ve oğluyla mutlu.Ha bir de yakında askere gidecekmiş...

    Ben mi ?
Bir daha yanmam ben...Bırakın soluksuz kalmayı , soluk soluğa bile kalmam.Hiçbir şey olmamış gibi sıradan ve basit severim.İnanırım ve kim daha az yoruyorsa o tarafa giderim.

    Artık biliyorum ;

Çok sevdiğiyle değil ;
çok sevenle mutlu olabiliyor insan.Bir daha çok büyük bir aşk veremem belki ama saygım ve sadakatim sonsuz.

böylesi yüreğim için daha iyi ,
Aşka böylesine bir veda benim için daha iyi ...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

eski markama geri dönüş...

    Başka bir semtte ki burger kinge başladım...


    Yani başvurdum o an kabul edildim.Sağolsun eski restoran müdürüm referans oldu.Oysa ki adama gider ayak satışı koymuştum ben.Eski çalıştığım restoranda toplam 15 kişi çalışıyoduk.Yeni restoran yöneticiler hariç 40 kişi.Düşünün artık yoğunluğu.


    İşi aynı anda bıraktığım bi arkadaşım vardı mustafa.Bugün görüşdük de cümle şu 


- ya Çoko sen 15 kişilik restoranda 10 kişiyle rahat kavgalıydın , şimdi bir de oraya girersen , katliam yaratırda gelirsin diye korkuyorum.


    Konu ben olunca her şey mümkün ama bu sefer bir vukaat işlemeyi düşünmüyorum.Çalışmayınca olmuyo valla , evde durmaya alışmamışım.Sonra evdekeilerden para istemeye alışmamışım.Sonra rahat rahat harcamaya alışmışım...Durum vahimdi yani..Bu sefer rahat durucam.


     Evdeyken yaparım dediğim bir çok şeyi yapmadım.Evdeyken bir bok olmuıyo benden söylemesi.Kendini de salıyorsuhn iyice.Ben artık son zamanlarda sıkıntıdan dizileri bile takip etmeye başlamıştım o derece.Gece sabaha kadar oturup , gündüz akşama kadar uyuyodum.dengem şaşmıştı.


     Umarım burası bana iyi gelir.Eski burger kinge göre maaş burada bir nebze daha iyi.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

beceriksizliklerimden döküntüler...

    İtiraf ediyorum fondötenlerin efendisi bendim  ....





    Yüzüm güzel ama gene de alışkanlık olmuş fondöten ve pudra kullanmak.Lisede bunları kullanmak bir ayrıcalıktı alışmışım sonrada bırakamadım kaldı benimle.Zamanla buna bir de ruj sevdam eklendi.Göz makyajındansa hep uzaktım.Zamanla bir eyeliner e taktım kafayı.Bunların hepsini aynı anda sürdüğümdeyse karşımda duran görüntüyü sevmedim.Bende sadece eyelineer ve ruj kullanmaya başladım.Sorunlar bununla bitti mi ? tabi ki hayır.


        


      Saçımı yıllardır siyaha boyatıyodum ve artık sıkıldım.Rengini yavaş yavaş açıyorum şimdi ama nalet olsun o rengi açmak ölüm gibi.Saçımın canına okudum.Ki zaten inatçı kıvırcık bir saçım var.Düzleştirelim bari derken ; lan saçım belime kadar nereye düzleştiriyosun bu gavur şeysi kadar sıcak havada ? Onunla uğraşana kadar bütün vücudumda saunaya girmişim etkisi oluyor.


    İnsan bu sıcakta nasıl güzel olabilir ki ?


    Oje konusunda ise zaten sıfırım herhalde.Tırnak yeme olayıma nokta koydum koymasına da.Hep gıda sektöründe çalıştığımdan hiç oje kültürüm olmadı benim.Hep yasaktı böyle şeyler.Şimdi ise oje sürebilirim ama sür , sil bla bla bla...Öyle bir alışkanlığım hiç gelişmemiş ne yazık ki.Ama kararlıyım bu durumunda üzerine gideceğim.


   

15 Temmuz 2012 Pazar

evlilik teklifleri , çıkma teklifleri ve sonunda ciddi bir ilişki

    Elimde 3 adet reddettiğim çıkma teklifim ve bir tane de gene reddettiğim bir evlilik teklifim var.


     Ve kabul etmiş olduğum da biri var.Sonuç şu  hafta bayaa bereketli geçti.Öncelikle şu evlilik teklifinden bahsetmek istiyorum çünkü garipti biraz.


    Söyleyiş şekli aynen şuydu ,


 ---   Bak Çoko , ben senden hoşlanıyorum hatta seni seviyorum ama seninle sevgili olmak istemiyorum .  Benim evim var arabam var , ailemin duırumu da iyi.Evimde her şey de hazır , yani senden benim de ailemin de bir beklentisi yok o yönden.Zaten ailemle de konuştum her şey hazır.Sende ailenle konuş ve fazla uzatmadan istemeye gelelim seni.Dediğim gibi yok sevgili olalım falan , o yollardan geçmek istemiyorum.İkimizde biliyoruz ki ben zaten seni mutlu ederim...Tamam mı ne zaman konuşursun ailenle ???




      Bu cümlelerden sonra tabi ki ben şoklardaydım.Lan bana bi sor di mi , bana bir sor ? Bırak benimle yakın olmayı , arkadaşım bile değilsin sen öküz ! Hayır harbi merak ettim , evlenseydim hemen ertesi gün kucağıma bebek verip , ben herşeyi düşündüm , senden bir beklentim yok demiştim.sen gelmeden ben hazırladım bizim için al bu bizim çocuğumuzda diyecek miydi ? bu yönde ciddi şüphelerim var.İçimden geçenleri bastırarak gayet güzel bir biçimde , en kesin ve kararlı halimle hayııııııırrrr istemiyorum ! dedim.Neden içimden geçenlerin hepsini söylemediğimi bilmiyorum.Bu cümleleri kuran adamın ettiğim hakaretleri anlayacak kapasitesi olmayacağını düşündüğümdendi sanırım....




     .....                             .......                              .......


                


     Diğer meselelere sonra devam ederim.Annem ve babam adapazarındaydı bugün dönüyolar.Bende nasıl bir ev kızı moduna girdiysem öyle evi bir temizlemişim bal dök yala...İçimde kocaman bir cevher varmış , öyle hamaratmışım ki , kendime bile çaktırmıyormuşum düşünün artık.Kendimden bu yönde bir kabiliyet beklemiyordum hiç.Nasıl desem , evde ki elektrik süpürgesinin yerini bilmeyen ve bulmak için yaklaşık yarım saat arama bulma çalışmaları yapmış bi hatunum.Neyse temizliği bitirmekle kalmadım bir de tariflerden falan yaralanarak poğaça yoğurdum.Şimdide hamuru kabarsın diye beklerken şuraya döküleyim dedim.Anlatacaklarım biriktikçe yazmaya bir yerlerden başlamak da o kadar zor oluyor.Bu arada yazmaya başladıkça burayı özlediğimide farkettim.Neyse artık işsiz güçsüz biri olarak hep buradayım nasıl olsa...

3 Temmuz 2012 Salı

boka battığımı kabul ediyorum...

        Starbucks ' a çıkışımı verdim.Müdürün  bu haftasonu Düzce de olacak düğüne gidemeyeceğimi söylemesiyle   istifamı vermem yüzünden...Aslında sorun düğün değildi.Sorun izin verilmemesiydi.Neymiş efendim  diğer arkadaşım benden 3 hafta önce söylemiş.Hayır yani arkadaşın diye hitap ettiği kızda kendisi de dahil hepimizin hiç hazetmediği , uyuzluk abidesi , habire rapor alıp vardiyalarını bizim üzerimize yıkan bir şahsiyetti.


       Hastayım deyip rapor alıp Sakaryalara sevgilisine kaçtığında kapanış vardiyalarını bana kitlemişlerdi...Başka bir arkadaşın işi var diye açılışımı benden alıp ara vardiya takmalarına  da birşey dememiştim.Sonra daha da başka birisinin gene işi var diye ( üstelik o da bir sürü rapor günü takmıştı ve onu da ben ve bir supervisor arkadaşla dağıtmışlardı vardiyalarını ) açılışımı alıp bana kapanış kakalamışlardı.Hiç açılış olmadan 4 gün üst üste kapanış yapıyodum ama gıkım çıkmıyodu.EEEeeeee ne oldu ?  Benim işim çıkınca öncelikler neden değişti ?


     Dürüst olun , ben çok dürüstüm diye cümleleri ağzına pelesenk etmiş müdürümüze bütün lafları yedirdim 0 sansürle...İçim rahat.


 - Bana bakın x bey , insanlığım işimden önce gelir falan diyosunuz, ben iyi bir yöneticiyim.Diğer müdürleri bir tanısanız farkı anlardınız faLan diyosunuz  ama merak etmeyin sizin değiştirmediğiniz kadar iş değiştirdim .Çook daha yoğun sektörlerde daha uçuk cürolarla daha görgüsüz bir kalabalık ortasında bitmez tükenmez vardiyalar aldım.Çok kötü yöneticilerde tanıdım ama , gerçekten hem iyi bir insan  hem iyi bir yönetici dediğim kişilerde oldu.Benim eski müdürümün oğlundan bile küçüksünüz yaşca ne demek istediğimi anlatabildim mi dedim. ( umarım daha iyilerinin , daha mükemmellerinin daha zor şartlar altında daha düzgün tepkiler verdiğine şahit olduğumu anlatabilmişimdir ! )


   Dürüstlük dürüstlük diyorsunuz ; evet sizden hiç izin istemeyip haşıırrrt diye geçirseydim raporu size , üstelik kat kat fazla gün sayısıyla , bu münakaşayı yapmazdık emin olun.Bence siz biraz kendinize de dürüst olun.Ve şimdi sizden izin falan istemiyorum.Siz ne derseniz deyin ben haftasonu orada olacağım.Ben gidiyorum , arkadaşlarım için bu haftayı tamamlayacağım.Hiçbir çıkış belgesi imzalamayacağım kafanıza göre istediğiniz hikayeyi uydurabilirsiniz.TEŞEKKÜRLER...




     Garip bir ay oldu bu ay.Ufak tefek harcamalarım vardı extreden.Sonra annem tutturdu bana bilmem şu kadar altın alcaksın da  , hiç paranı tutmayı bilmiyosunda şuda buda  diye.Gittim ne istiyosa aldım bugün.Kendime de azcık bişe ayırdım.Şimdiyse düğün için elbiseydi bilmem neydi ona ayırabilecek bir bütçem yok.Kısacası düğüne gitmiyorum !  Annemse hala benim maaşımın hesaplamasının derdinde.Şu kadarıyla şunları ödedin desek , şu kadarını da bana verdin desek , şu kadarın daha olması gerekiyodu nerdeeeeee ???


     Sırf ailemle şu muhasebeyi yapmamak için 13 yaşımdan beri çalışıyorum.Part time başladım daha sonraları bir sürü iş değiştirdim ve bir süre sonrada full e geçtim zaten.O arada bir yerlerde ben de büyümüşüm zaten farkında olmadan.Uzun zamandır hatta yıllardır ailemden tek kuruş almadan geçinen ben için bir süre çalışma hayatına ara vermek hiç de kolay olmayacak.Noluurr bana sabır dileyin....
   

22 Haziran 2012 Cuma

rahatsız rahat....

    Bir keresinde çok havalı , çok güzel , çok zengin ve daha bir düzine çokun bir araya geldiği bir arkadaşım söylemişti bu lafı bana... ''Rahatsız rahat '' sın sen heee diye....

     Öyle olmadığımı söyleyemem.Çok duygusalım , çok takıntılıyım , huyluyum ,Ukalayım , çok agresifim , huysuzum , bazen çok şirretim üstüne üstlük bir de çirkefim , mahalle karıları gibi de kavga edebilirim....Amma velakin düzgün fiziğim , minyon tipim , esmer güzelliğim , tatlı şımarıklığım , alaycı üslubum , sürekli gülen halimle hep dikkat çeken tarafım.İşyerinde cimcime diyorlar bana.Canımın çektiği her şeyi yapıyorum desem yeridir.


     Son zamanlarda canım sıkkın.Bizim vardiya müdürüyle ilk tanıştığımız günden beri fazla iyiyiz.2 senelik düzgün de bir ilişkisi var.Sevgilisini de çok seviyo.Ama bana da acayip düşkün.Jelibonun böyle üstü şekerli olan bi modeli var çok seviyorum ayıla bayıla yiyorum kendisini.Topik mi ney.Her gün alır ve dolabıma koyar mesela.Molalarıma her gün 10,15,20 dk fazladan takarım ama görmezden gelir.Yapmaktan hoşlanmadığım işleri ona yıkarım sorun etmez yapar.Dışarıda beraber gezeriz ben nereye istersem de oraya gidiyoruz.1 haftada 4 kere lunaparka gittik sayemde.Hem onun sevgilisi balıkesirde zaten.Senede 4 kere görüyo onu.Eeee bende hep yanında olunca ?


    Buraya kadar herşey iyi güzeldi.Taa ki ben de yeni bir ilişkinin eşiğinde olmasaydım.Araya mesafe koymalıyım şimdi , tamam araya mesafe koyalım ama o kadar samimiyken birden uzak durmakta kolay değil.Şimdi laf aramızdaa , o hayatımdayken sorumluluklarım o kadar azalmış ki , ufff tek başıma kalmak zorlayacak beni biraz.Bütün bunlar bir yana , onunla sıradanlaşırsak kendimi nasıl hissedeceğimi bilmiyorum....


     Yeni ilişki meselesine gelirsek ; ben öyle doğru düzgün , kurallı murallı ilişki yaşamayalı çok uzun zaman oldu.Bana şunu yap yada bunu yapma denildiğinde , kendimi eğitime girmiş köpek gibi hissediyorum , ne o onu yap oğlum , bunu getir kızım şeysi gibi.Bu düşüncelerimle yürütemezmişim gibi geliyo bana.Ben kendimden fedakarlık edemeyince de olmuyo işte, tek başına birinin itip kakmasıyla bir yere kadar !


   ciddi kararlar vermek ne kadar zormuş ya hiç de bana göre değiller..Neden vazgeçmek zorundayız ki sanki hıhhhh =(

18 Haziran 2012 Pazartesi

buyur burdan tanı mimi

   Çok sevgili deeptone ; sanırım sen de olmasan ben buralarda yazı falan yazamayacağımm....

     Bu mimin konusu takıntılarımız....


     Kısaca bir bende var mı diye düşündükten sonra buldum !!! ( valla bazılarını düşününce farkettim )


     Saçımı at kuyruğu yaptığım günlerde tokam mutlaka tshirt 'umle uyumlu renkte olmalı...


      Kol saatim mutlaka bileğimde oynamayacak kadar yukarıda durmalı


      Karşıdan karşıya geçerken arabaların geliş yönüne göre , yanımdaki birinin araba gelmeyen tarafında durmalıyım.O kadar ki sırf bu yüzden uzun zaman karşıya geçmek için beklediğim oluyor.Sanırımaraba falan çarparsa önce onu ezsin mantığı bende ki.


     Yanımda mutlaka o an sürdüğüm rujdan farklı bir renk de ruj bulunmalı.




     Şuan aklıma gelenler bunlar.Oldukça eklemeyi düşünüyorum.

11 Haziran 2012 Pazartesi

itinayla iletişilir...!

    İnsanlarla iletişimimde su götürmez açıklıkta yönlerim var...

    Cart diye lafımı söyleyebiliyorum.Bu da söylenmezdi lan diye düşünür etrafımdakiler.Çok dalga geçiyorum mesela , ne yaparsam yapayım kimse yadırgamıyor beni.Müdüre çok rahat , siz bana karışamazsınız beni karşı mağazanın müdürü işee aldı zaten diyebiliyorum.Yada sıkıldıkça azcıcııık benimle ilgilenin yeaa diye mızıkabiliyorum.


    20 lik diş çıkarıyodum şu 15 gündür falan.Etrafımdakilere resmen işkence ettim ya resmen.Dişi ben çıkardım , cefasını onlar çekti.1 antibiyotik 2 ağrı kesici birden yutuyordum  midem ilaç fabrikasına dönmüştü artık.


   İşyerinin en küçüğü benim.Cimcime oldu orada adım.Neyse öyle böyle ben epeycenek de seviliyorum.Kendi şubemize geçtik açılışımızı yaptık farklı şubelerde sığıntı yaşayan biz yeni şube elemanları sonunda bir araya geldik.Aramızda bir kız var ki , kendini bana oraya gömdürtecekti az kalsın.


Ada ya gittik hep beraber.3 kızız zaten hepi topu.Ben orda bayaa erkeklerle şakalaştım her zaman olduğu gibi.Ama hep öyledir bu durum.Lisede sınıfta tek kızdım yahu olsun o kadar.Alışkanlık bende ki.Orda biraz içtik falan ama kızlar içmedi.Tabi biz biraz mayışınca hep beraber olur olmadık gülmeye dalga geçmeye falan başladık birbirimizle.Artık eve dönüş yoluna geliyoduk ki , bu dombul gerzek koluma girip 


- çoko kendini ağırdan sat biraz sonra millet yanlış anlicak , baaaak sakın beni yanlış anlama ; ben senii düşün...


deedi ki ben sıçtım ağzına koydum ha orayaa


    Bana bak o cümlenin devamını getirirsen çok fena olur.göster kim yanlış anlayacak göster.Ancak sen gibi at gözlükleriyle yaşayanlar , senin aklından geçenleri düşünebilecek fesat insanlar.VE SEN !!! bana bak haddini bil.Valla fena olur.Herşeye gülüp geçiyorum ama geçmediğim şeylerde de fena geçiriyorum o yüzden benimle iyi geçin.Seviyesizleşmenin hiç lüzumu yok , bu seni ilk ve son uyarışım diye kıza daha tanıştığımızın ilk günü saatler sonrasında postayı bir koymuşum ki ufuuuuuu....Kimseye bu olaydan bahsetmedim ve bugün tam 1 hafta o geçti üzerinden, bir allahın kulu yok orda o yosmayı seven.Kimse yüzüne çemkirmiyor ama tavırlarıyla belli ediyorlar.Ve o kızda herkesin arkasından iş çevirmeye çalışırken , benim arkamdan geçmeye dahii cesaret edemiyor.Maalumm ilk gün onları söyleyen tanıdıkça ne yapmaz ki diyee sanırım.Uzun lafın kısası şu ki ; iletişimim çok sağlamdır.Yapıştır kalsın metodu uyguluyorum içimdekileri aktarırken.Çok geniş , feraaah , rahat bir yöntem.Tavsiye edilir...

10 Haziran 2012 Pazar

içimizdeki ses mimi

deeptone sağolsun ben ortalıklarda görünmezken bile benden ümidi kesmemiş beni de mimlemiş....Ben ise kimseyi mimleyemeyeceğim maalesef.Ben bayaaa geç gördüğümden herkesi dolaşmıştır heralde ama genede mimlenmek isteyen varsa benimle iletişsin .



     Her neyse gelelim içimdeki sese.İnanın benden çok konuşur.Hatta ben bi insanlarla üç içimden geçenle konuşurum.İlk zamanlar içimden geçen herşey de doğrudur bu kadar açık ve net söylüyorum.Ama ben bütün iç seslerimi duymazdan gelip gene kendi bildiğiniokuyangillerdenim.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

ümükleyeceğim o olacak !

     Mide fesadı geçiricem kahve içmekten...





     Kahve , sigara , insanlar , daha gıcık insanlar , yorgunluk ve eve dönüş.Şu sıralar hayat çok böyle.Bugün izinliydim , bomboş bir izin günü geçirdim sayılır.Yorgundum hacı , uyudum.Dün gece eve sabah ezanı okuduktan sonra girdim , kapanıştım.Lanet girsin yarın gene kapanışım.Sevgili sevgilimle işyerinde tek cümle dahi konuşmuyoruz.Sonrası daha ilginç , mesajda da konuşmuyoruz.Biz saldık gitti , adamla konuşmuyoruz abi böyle bildiğin konuşmuyoruz.Hatta bir de trip atıp , nefret ediyoruz birbirimizden.Uzaktan uzağa kin güdürüyoz.Öylede manyak bir çift olduk.Bugün o da izinliydi ama zaten uyanmışız akşamüzeri.O da benden farklı değil.Ben o saatten sonra çat diye hazırlanıp buluşmaya gidemem.Olmaz yani.Bugünü teğet geçtik.Harbi harbi haftanın tek konuşabileceğimiz gününü es geçtik.Ardından birbirimizi suçlamalar falan filan....


        Cuma günü birlikte açılışız.Bu 14.30 da işten çıkacağımız anlamına geliyor.O güne dair planlar yapalım diyoruz.Adam bir ara beni evine davet etmeye niyetlendi.Hayır gram lafını etmedi ama sezdim yani.Sonra neyse daha zamanı var diyerekden söylemeden sustu.Nasıl sinir oldum anlatamam.O noktayıda hiç sevmem zaten, gitsen ayrı gitmesen ayrı dert.Gene de söylesin istedim.Kendimi sevgili gibi hissetmek istiyorum artık.Hiç çift gibi değiliz ya.Valla gideyim ne olacaksa olsun belki düzeliriz diye manyakça ! bir düşünceye kapıldım artık.Şuan hala adamı sıkıştırıyorum söyle bak falan diye.Bu da normalde her boku pat diye söyler bugün mıymıymıymıy....


- yanlış anlıcaksın hayatım sonra


- daha zamanı vardır belkide


- beni yanlış anlamanı istemem


cart curt bahaneleri sıralıyor önüme.Diyemiyorsun da , ben bu yollardan çok geçtim oğlum ; sen leb demeden ben o leblebiyi çokdan sana yuttururum diye.


        Bana hep oluyor bu haa....Ya çok asabi kız oluyorum , ya çok rahat.Bir orta şekerli yapamadım kendimi.Benle ağzını yaya yaya konuşan insanları sevmiyorum evet , kimsenin babasının kızı değilim herkes haddini bilecek.Ama böyle çekine çekine , lafı dolandıra dolandıra  mıymıymıy eden insanları da sevmiyorum.Söyle de bitsin , çemkirceksem de çemkireyim yani ne var ? kendini de benide geriyorsun , hayır neyimden ürküyosun yani hepten toptan , 1.60 boyunca 48 kilo bişeyim...Hayır bir de paldır küldür bir insanım öyle kasıntı da değilim.offf allaaaaammm offf...hayır bu son anlattıklarım kızlar içinde geçerli.Son zamanlarda hayatımdaki insanlar çok değişik , hatta aralarında insan gibi insan bile yok ya bakın çok ciddiyim.Neyse benim sinirlerim bozuldu gene en iyisi bu yazıyı burada bitireyim.İşte ben de son durumlar aynen o şekil...



26 Mayıs 2012 Cumartesi

hala yaşıyorum ...

      Ne zamandır yazamadım biliyorum...

      Yorgunluktan öldüğüm , gram boş vaktimin bulunmadığı şu günlerde ne kadar istesemde olmuyor işte , ilgilenemiyorum burayla.Bugün kapanışım , birkaç saat sonra gidicem işe.Bu arada kapanış olmaktan nefret ettiğimi de belirtmek istiyorum !

       İş hayatımdan bahsedecek olursam ; eğitim aldığım şube güzel ama sıkıldık artık ( ben ve diğer şubeye geçecek 3 arkadaşım daha - biri supervisor ).Burada biraz sığıntı gibi kaldık açıkcası.Neyse işte sonra işe alıştım , yani bayaaa öğrendim.Keyfimde epey yerindeydi şu 2 güne kadar.Bu 2 gündür biraz sinirlerim bozuk.

      Sevgilimle aram nasıl inanın bende bilmiyorum.Aynı işyerinde birbirimizi görüyoruz ama görmezlikten geliyoruz.Dışarıda görüşemedik o anlattığım günden sonra bir daha.Nasıl desem aramız bozuk değil ama öyle sıkı fıkı da değiliz.Açıkcası pek birbirimizle muhattap olmuyoruz durum bu.

     Off anlatacağım birsürü şey vardı ama aklımı toparlayamadım birden.Malum haftasını olunca ev curcuna gibi.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

bu terslikteki gariplikler...

      Çok istediğim bir işim , iyi bir müdürüm ; çok gıcır bir şubem ve bir de dünya tatlısı bir sevgilim var ...

      Çok mutluyum....Korkacak kadar mutluyum , çünkü ne zaman dibe vuracağım diye bekliyorum.


      Bu çocuk da benim kadar tatlı , benim kadar şımarık bişe ya =) eğitim aldığım starbucks şubesinden o da.10 gün sonra eğitimim bitipte kendi şubeme geçtiğimde iş alanı olarak ayrılmış olacağız.


     Bugün izinliydim , şans bu ya benim şımarığım da izinliydi.Kadıköydeydik bütün gün.Ha bu arada çocuğu 3 saat beklettim deliye döndü bir an beni bırakıp gitcekti ben yoldayken artık o raddeye gelmişti.Son anda vazgeçirdim.


    4 falandı buluştuğumuzda.7 de gitmem gerek dedi.Gidebildi mi tabi ki hayır.Ayrıldığımızda 9 olmuştu saat.Beraber parka gittik ya .Salıncağa bindim tekrar 10 yaşındaki çocukmuşum gibi.Kadıköy de daha önce hiç gitmediğim manzarası süper bi cafe ye de gittik.Oraya kız kıza bir gün arkadaşlarla da  mutlaka tekrar gitmeliyiz diye düşünmekteyim hala.Bütün günü dipdibe sarmaş dolaş geçirdik.Yemek yemeye burger kinge gittik.Şaka gibi ama gerçek yani.


      Bütün bunların dışında işyerinde her şey güzel.Şu sıralar o kadar çok sevenim var ki !  ben bile şaşırıyorum.Herkes açılmak için şu geçtiğimiz bir haftayı beklemiş herhalde.Bende eski atarlı kızdan geriye pek birşey yok.Hayat o kadar düzgün ve güzel devam ediyor ki , sinir stres yapacak bir durum bile olmuyor ortada.Yapamıyorsun , atarlanamıyorsun işte arkadaşım.Ben de son durumlar aynen böyle.Mutluyum , hepiniz böyle olun noluurr ..!


 NOT ;  en yakın arkadaşlarımdan benim bidenecik Balım bu ilişki için 1 ay verdi , 1 ayı geçersem Kırık Tarak da manikür ve pedikür masrafım ondaaan =) ki zaten kendisi de orada staj yapıyo.Bu defa haksız çıkmasını diliyorum.Aslına bakarsanız o böyle dediğinde ben , aaaa sen gene iyi veriyosun ben o kadarınıda düşünmüyodum demiştim.Ama bu lafı ettiğimde bugün yaşanmamıştı.bu arada başlangıç tarihimiz 19.05.2012  =)=)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

istediğin yerde olmak !

        Yarın Maslak Sun Plaza ' ya ( merkezimiz orada )  gidip evraklarımı teslim ettikden sonra Starbucks ailesinin bir ferdi oluyorum !





     buradan adamın ( merkezden arayan adam  ! )  tarif ettiği şekilde oraya gitmeye kalksam yeminle en az 3 otobüs 2 metrobüs değiştirmem gerekiyordu.Oraya gidene kadar Hakkari' ye ulaşılabileceğine inanmıştı bir yanım...Neyse ki orayı bilen bir arkadaşa danıştım da , bir otobüs + bir doomuşla kurtardım durumu )

        Uzun zamandır istediğim bir şeydi bu.Sonunda elde ettim.Burger king ' de çalışıyordum ve başka bir şubemizde expert ( servis uzmanı ) elemana ihtiyaç vardı ve ben gidiyordum.Zaten kendi şubbemde kalmayı istemiyodum derken madem gidiyorum ; madem yeni bir yere alışacağım o zaman istediğim yer olsun deyip starbucks a başvurdum.Yeni açılacak olan bir şubesinin müdürüyle görüştüm ve aslında şubesine sadece 3 kız alacakmış ve onlarıda almış.









Buna rağmen benim konuşmamdan ve enerjimden etkilendiğini , beni mutlaka ekibinde görmek istediğini söyleyip elini uzattı bana hayırlı olsun diyerek.








       Hangi semt olduğunu söylemek istemiyorum şuan ama orayı özellikle çok istiyordum , başvuruyu maltepe de yapmama rağmen istediğim semtte ki şubeye gideceğim.Tabii ailemi ikna etmek hiç kolay olmadı.Gerçi ben aklıma her koyduğumu yaptığımdan çok da itiraz edemediler aslında.






       Onu bunu bırakalım da şu sıralar hayata çok hayırdır lan ?  Fazla mutlu geçiyor günler.Arkadaşlarım , kuzenlerim derken evin yolunu zor buluyorum.Mutluyum , her şey fazla yolunda...Tabii hep böyle devam etsin isterim de , yok yani bünyem alışmamış , acaba ne olcak diye tetikte beklemekten tef gibi gerildim.


     Aşk meşk hayatım yok.Bize gelmez öyle şeyler Hacı , yanımdan yöremden geçmiyor kör olası.Yılmış değilim genede , bir başlayayım şu işe , etikmiş değilmiş dinlemeyeceğim alıcı gözüyle süzükleyeceğim her birini....Kısmet artık....

12 Mayıs 2012 Cumartesi

çokca ben...

     Bu sefer bol bol kendimi anlatmak istiyorum....

     Doğrularımdan çok inandığım yanlışlarımla ama....


     Ailemle aramda zamanla kendim oluşturduğum bir duvar var mesela ; onlar bile zamanla kabullendiler.Ailemle çok farklıyım, hiçbir zaman aynı yolda aynı hedefe yürüyemeyeceğimizi anladığımda terkettim ruhen orayı.Ben istemediğim sürece aynı evde bana ulaşamazlar bile.


     Uzun yıllardır çalışıyorum.Nasıl desem ; ortaokulu bitirdiğimden beri part time olarak bir başladım , başlayış o başlayış...  Çalışmak zor evet ama ne bileyim bir kere alıştıkdan sonra evde oturmak ve birilerinden para istemek bana hep zor geldi.Yani öyle bir şey yapmadım da bu düşünce bile bana zor geldi.


    Özgürlüğüme kendimi bildim bileli düşkündüm.Beni kısıtladıkları için aileme bile cephe alabilmişken , gene aynı sebeplerden özel hayatımda hiç yolunda gitmedi.Aşırı inat ve aşırı duygusal bir insanım aslında.Bu iki zıt özelliği aynı anda nasıl bünyemde barındırabildiğimi hala anlamış değilim.Ve hazır özel hayattan bahsederken , aşık olmak benim için çok sevmek değil , çok alışmak çok eğlenmek demektir..!   Yanında çook eğlendiğim birine , zaman geçirdiğim birine aşık olurum ben , yani öyle şappadanak değil.Tabii ilk görüşte bir kanımın ısınması lazım.Ama bu durum her şeyde söz konusu.Yani sadece sevgili konusunda değil.İlk birkaç dakikada sevemediğim insanı bir daha ömrü billah sevemiyorum !


     Çok deli dolu , çok uçarıyım...Fazlasıyla içimden geldiği gibi olduğum için aykırıyım biraz aslında.Kendim olabilmek için bu kadar savaş vermişken , kimin hakkımda ne düşündüğünü umursamamam normal bence.Zaten çok az şeyi umursayan biriyim.Sorunlarım hep olur ama kimseyle ilgili değildir.2. bir şahıs benim canımı sıkamaz pek.Çok nadirdir böyle olaylar.


    Nazlıyım , şımarığım , fazla güveniyorum kendime , asabiyim , sinirliyim ve üstüne üstlük kibirliyim de... Bütün bunları geçtim en önemlisi de güçlüyüm ! Güç bir kızın her şeyi bence.Bu zamanla elde edilecek bir şey , biraz tecrübeyle , biraz kazıkla , biraz ihanetle...Ama çoğu da duygularınla alakalı aslında.Bütün iç dünyan bir enkazın altındayken , sen başın dik devam edebiliyorsan yoluna , aslında çok şey olmuşken , hiçbir şey yok rolü yapabiliyorsan , en önemlisi de yürekten gülebiliyorsan hala ; güçlüsün aslındaaa.... Ve ömrün boyunca giderken kimseye veda etme gereği duymayacaksın da !

9 Mayıs 2012 Çarşamba

bugün mutluydum ben...

       Vardiya müdürüyle kavga edip zaten vermiş olduğum çıkışımı erkenden uygulamaya geçirdim....


       Kabinde giyinip bir çıktım ki bizim Mustafa da çıkışını yazıyor  , şok oldum.Hayır bir de aynen şunu diyo Mell nasıl yazıyoduk bunu yeeeaaa ?  O da verdi bir güzel çıkışını.O nun da doğum günüydü zaten bugün.Gel dedim bize gidelim kahvaltı yaparız.Aradım annemi de arkadaşlarla kahvaltıya geliyoruz diye , çağırdım adaşım merve yi de gittik bize.Güzel uzun ve huzurlu bir kahvaltıdan sonra bidenecik abim ( manevi ) vardiyamızın supervisorunu  da vardiyadan kaçırdık.Mustafa da minik lakaplı bir arkadaşı nı çağırdı.Gittik maltepede ki lunaparka.Gondolu geçtim de kamukazi fenaydı.Beynime kan gitti , büttün iç organlarım ters döndü valla.Yaşayan 3-5 hücrem kaldı kanımca...


       Gondolda beşimizdik ve adaşla ben bir uçda otururken diğer uca beyleri attık.En tepedeyken avazım çıktığı kadar bağırdım Mustafaaaam doğum günün kutlu olsun iyi ki varsın  ! diye.






    Gel gelelim şu mustafanın sözde MİNİK arkadaşına.Devin yandan yemişi oysa ki ! hayır çok sevimli çok şakacı falan ama dev gibi yani.İnsan diyor bu nasıl minik.Ben de 1.60 lık bir selviyim onun yanında.Bir yerde konu oldu , 
- yaa minik dikkat et sen o bünyeye ayak altında ezilme , bana bişi olmaz nasılsa bu selvi boyumla dedim


   hepsi döndü bana baktı ,


- miniğin tepki aynen şu ; selvi boyunla mı ? sonra diğerlerinden de aynı cümle....


    Bende çemkirdim yani , o minik olunca sorun yok , ben selvi olunca mı battı hııı ?   Bugün güldüğüm kadar uzun bir zaman daha gülemem heralde.Gelirkende trenle geldik.Trene nereden baksan 5 senedir binmiyordum.Tren varmış valla...


     Vedalaşma kısmını asla beceremeyecek kadar öküz biriyim.Sonra bir daha görüşeceğim biriyle neden vedalaşayım ki mantığı hakim bende ondan olsa gerek...Neyse adaş gitti bende bu taraftaan gidiyom yaa dedim mustafa nın tepki aynen bu ,


gerizekalı mısın lan , bi sarıl , bi tokalaş bi iyi akşamlar de bişey de 
  
- ama sonra görüşşceeeez ki


- vallaha malsın sen


- yeni mi anladıın ki sen ?


onunla sarıldık marıldık neyse ben gidiyordum ki saçımdan geri çekti


meğersem sadece onunla vedalaşmışım minikle abim kalmış.hay benim aklıma diye içimden söverken bok atacak bir yer elbetteki buldum...


Hep o lunaparkın yan etkisi bunlar.Dedim ben beynimin ayarları bozuldu dönmekten diye , inanmıyonuuuzzz banaaa....



6 Mayıs 2012 Pazar

adam coolluktan ölcek...

   Aaaa   blogger cemaati bana bu gece şans falan dileyin bişeyler nolaaar ...


    Bu gece coolluğundan ölmek üzere olan biriyle dışarı çıkıcam.Evdekilere gene milyon bahane ürettim.Hayır pinokyo ben olsaydım burnumla ozon tabakasını delerdim adım gibi eminim...


     Bir adam hiç mi taviz vermez hep mi aksi , huysuz olur bilmiyorum ama bu hep öyle.Allaaan dengesizi  !   Bu çocuk bizim aramızda bayaa popüler ama bizimle takılmışlığı yok o ayrı.Böyle bir kendini beğenmiş falan.Tek derdi , tek aşkı arabaları.Ben bu çocuğu gördüm ama onun beni gerçekte görmüşlüğü yok henüz.Bu benim deneme gecem yani.Kendimi görücüye çıkıyor gibi hissediyorum yeminle.Hayır bugünü bir atlatsam eğer olumlu geçerse sonra hizaya getiririm ben onu sıkıntı yok yani.

     Akşama saatler var ama hazırlanmama yetecek kadar sürem yok.Hem sonra kaşlarıma da saçlarıma da bir çeki düzen verdirtmem lazım.Hangi topuklumu giyeceğime karar vermedim.Etek giymem lazım ama evdekilere uydurduğum bahaneye göre ,  etek giyemem uygun düşmez.Hangi kotu giysem ?   Ve gene ruj sorunu , Kırmızı mı pembe mi ?  Çocuğu göremeden stresden ölüp gidicem bence ben...


    Nolurr bana çok şans dileyin.Mideme ağrılar giriyor yahu...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

garipsi şeyler bunlar hacı

      Bundan taaa 10 ay öncesinden beridir tanıştığım bir çocuk vardı ;  o zamanlar hacıoğlunda kasadaydım , lahmacun satarken tanıdım çocuğu , beni nasıl sevmişse artık daha sonradan benim için gelmeye devam etti.Sonra beni harbiden sevdi.Şimdi bile seviyormuş anladım...


       Bayaaa lüks bir restoran 
/ bar ın sorumlusuydu bu işte.Ben de oraya hiç gitmemiştim şimdi doğruya doğru.Öyle böyle derken bugün Adaşım , ruh ikizim herbişeyim yani mervem ve yanımızda bir arkadaş daha gidelim bakalım şuraya kahvaltıya dedik.Biz gittik oraya , aldık mönüyü elimize bakınıyoruz.Benim sevenim yok ortalarda , herbişeyim mesaj atıyor ona nerelerdesn ben kahvaltıya geldim falan diye.Tabii çocuğun benim de orada olduğumdan haberi yok ! tamam geliyorum falan dedi o da.biz o arada mönüye o kadar baktık o kadar fikir yürütüp dalga geçtik ki yanıbaşımızda sipariş vermemizi bekleyen garson bizden ümidi kesince bizi bırakıp gitti.Eyy allaaam seslenirim duymaz , beklerim gelmez  , garsonu bulsam katletcem o dereceye geldim.Kızlar durun ben bulayım şunu deyip kalktım geziniyorum.










EN şirret sesimle bağrıyorum restoranın içinde , - Bize kimsee bakmayacak mı beeeeaaağğğğğğ






-   Ben geliyorum hemeen diye bir ses duydum ve bir baktım ki taa taa taaaa taaaaaamm , benim sevenim.Geldi siparişlerimizle bizzat ilgilendi.Bizde afedersiniz de böyle kıtlıktan çıkmışlar gibi de sipariş vermiştik.Neyse bu hemen hazırlatıyorum diye bir gitti bekleşiyoruz gene biz...  Sonra hemencecik bizim kayıp garson geldi , elinde çaylar falan , bunu şu gönderdi , ikramımız bilmem ne falan diye .  Bir yandan çay yudumladık bir yandan dedikodu falan derken masamızı donattı benim sevenim.Hiç rahatsızda etmedi ama haa...Biiz baya yedik içtik hesap 100 küsürü aştı artık.adaşın payını da ben ödeyeceğim öyle anlaştık.Diğer kız ayşeyle bakışıyoruz artık.neysee bakınıyoruz hesap isticezz bizi m garsonu ara ki bulasın !  çıkışa doğru ilerledik bir baktık tüm restoran tayfası orda.Çekirdeğiniz de var mı diye soracaktım yeminle ki...   Ben de bir odunum bir nemrut ; adisyon vermemişiniz. 
- Afiyet olsun , gene bekleriz
- lan adisyon diyorum
- beğendiniz mi kahvaltımızı ?
- çok beğendim , camış gibi de yedim belli değil mi neysee adisyon ?
- ya tutturdun adisyon diye yürü git iştee afiyet olsun gene gel hadi güle gülee
- banaaaaneeee ben adisyonumu istiyooommm




    adisyon mu istiyosun al sana adisyon deyip bildiğin fişimizi kesti , üzerindeki en son tutarın üzerini bildiğin karaladı harıl hurul , en altına da 20.00  yazdı.   
baktım bu ne dedim. Adisyon istemiyo muydun , al işte.ödiceksen öde dedi.yaaa dalga geçmesenee beeaa dedim.Ben ciddiyim dedi.


   Bende amaan be seninle mi uğraşıcam söke söke de aldım adisyonumu banane gerisi beni germez bak ben ödicektim paşa paşa aha bidaha da beni böyle bulamazsın dedim.aldım adisyonu koydum içine 20 liği geri verdim.Bahşiş olayına girmedim bilene.Kayıp garsona mı verecektim bahşişi.Siktirsin ordan , her haltımla benim sevenim ilgilendi...






     Ordan çıktık ; allaaaam nasıl mutluyum ama . Laan param cebimde kaldı.Hayır cimri değilim ama gene de insan kıyamıyor be hacı.O sırada kızlar benimle dalga geçmektelerdi.


     çokomell bu çocuğaa bir şans ver artıık , valla ağzını yüzünü kırarım senin.  lan çıkta şununla buraya gece içmeye de gelebilelimm....


al işte dedim al işte ; benim derdim inek dana gelinin derdi sürme kına diye buna diyolar.Ve son söz olarak hayır bu çocukla asla birşey olamaz.Evet çok yakışıklı ama olamaz işte.Kesinlikle olmayacak.zaten içimde bir kıpırtı falan da yok ona.ama mutluyum ; sevilmek güzel...