30 Temmuz 2012 Pazartesi

bizim evin halleri

     Gün aydınlanmadan uyumadığım gibi , saat 16.00 dan önce de kalkmıyorum....

     Sonuç ?   Ne zaman uyansam evde kimse olmuyo.Yani sülaleyi katletmiş olsalar inanın bilemem , duyamam , aklıma bile gelmez.Bizimkiler bugünlerin böyle olcağını bilselermiş büyük ihtimal dahan küçükken cami avlusuna bırakırlarmış.Ne yazık ki ! o yaşı geçtim ve artık beni yatağımda bırakıp öylece gidiveriyolar.Ev ahalisini gören , duyan , bulan beri gelsin....


     Bütün bunlar yetmezmiş gibi moralim de çok huysuz şu son günlerde...Her şeye mızıkıyorum , her şeye cızıkıyorum , düşünün artık kendim bile bıktım kendimden.Şimdi diyorsunuz kalk bi kendine gel manda yavrusu gibi öylee devirip dötü yatma ama  , hacı insaf be , bu sıcak da dışarı mı çıkılır ha ? Hem uyanıp da ne yapcaz ? Evin içinde uyanık dolanmam demek , akşama kadar birkaç bin kez buzdolabının kapağını açıp kapatmam demek falan.Kesin 3 güne kalmaz bozarım ben O ' nu.


     Evde durmamdan herkes şikayetçi.En son sevgili bey diyodu ; 


- boşver hayatım çalışma , dinlen biraz daha , diye


      O na da geçen gün , saat gece 3 falan ben dışarı çıkıyorum gece gezmesi yapcaağğğm gündüz gezilmiyo dedim.Ne diyeceğini şaşırdı.Bu da yetmezmiş gibi bir de ; 

- yaağğğ bak ileride yanlışlıkla olur , kazara olur , dalgasına olur falan evlenirsek , evimize 3 tane de süs köpeği alalım noğlaarr...  dedim


   - aaaa çoko ben bunu nasıl da düşünemedim.Bak görüyo musun ben de evlenirsek evimizde ne eksik diyodum. Tam 3 tane köpeğimiz eksikmiş meğersem.bak dikkatini çekiyorum 1 de değil tam 3 tane. bu evde kalma işi sana yaramadı rahat batıyo sana.Kalk git çalış gözünü seveyimm.valla hepimiz için öylesi daha hayırlı...









   
 deyince o an bi dank etti tabi ki.Aaa dostlar şimdilik durum bu.

29 Temmuz 2012 Pazar

çaresizliğimin kapı eşiği...ardıma dönüp bakıyorum

   '' Uğruna ölürcesine sevmiyorum , delicesine aşık da değilim ama birkaç yıl sonra seninle evlenebilirim sevgili... ''

      Nasıl böyle bir cümle kurduğuma inanamıyor bir yanımda.Belki de içimin sağ kalan tek yanı.

      Zamanında ölürcesine sevip, taparcasına aşık dab olmuştum.Ayrılırken karşılıklı ağlamıştık oysa...Son kez vedalaşıp uğurlamıştım ben O ' nu nikah masasına.
Geçmişteki yanlışlarının bedelini ödemeliydi.Baba oluveriyordu işte.Sadece birkaç saatini geçirdiği bir kız , kendisine kendisinden bir parça sunuyordu.Aylarca kendine sakladığı bu gerçeği , karnındaki dünyaya gelmeden önce ( hatta sayılı günler kala ) onunla neden paylaştığını hala bilmem.Bildiğim birşey vardıysa  ; o da yollarımızın artık ayrılmak zorunda olduğuydu.

    İkimizde ağlarken çokşey dilemiştim içimden ;
Daha dünyaya gelmemiş bebeğinin ; kendisine defalarca kez yaptırdığı babalık testi için kendisini affetmesini istedim herşeyden önce.

    O ' na cesaret dilemiştim.Sevmediği , istemediği biriyle hayatını birleştirip nasıl yürüyebilecekti ki bu yolda ? Kocaman bir yüreği vardı aslında . bir kucakladım mı  önünde durmayacak bir ritim yok sanırdım.Ne kalbim atmaya devam edebilirdi ne de dünya dönmeye cesaret.

    Yan yanayken hayata meydan okuma cesareti verirdi.O arkamdayken vurduysam kaçmazdım , vurulduysam ölmez...

   Son kez kucaklaşırken O' nun o an benden daha fazla korkuyo olduğunu hissettim.Anlamıştım işte ; bazen çaresizliğin insanın iliklerine kadar işleyebileceğini.



- senin için herşey güzel olacak ileride

   dedim zorla.Aklıma gelen birkaç iyi olabilecek cümle daha söylemeye çalıştım.Devam edemeyeceğimi hissedip sustuğumda birden kendim geldim aklıma.

     Tek hissettiğim canımın acısıydı.İçimden boğazıma kadar yükselen bir ateş...Nefes alıp vermekte zorlanıyordum birde.
Boynuma doladığı sımsıkı kolları yavaşca indi üzerimden.Kendine iyi bak dedi ve gitti.


O anlara ve o günden sonraki aylardan tek hatırladığımı soluksuz kaldığım ve içimdeki ateştir.

     Ve şimdi ; birileri karısıyla ve oğluyla mutlu.Ha bir de yakında askere gidecekmiş...

    Ben mi ?
Bir daha yanmam ben...Bırakın soluksuz kalmayı , soluk soluğa bile kalmam.Hiçbir şey olmamış gibi sıradan ve basit severim.İnanırım ve kim daha az yoruyorsa o tarafa giderim.

    Artık biliyorum ;

Çok sevdiğiyle değil ;
çok sevenle mutlu olabiliyor insan.Bir daha çok büyük bir aşk veremem belki ama saygım ve sadakatim sonsuz.

böylesi yüreğim için daha iyi ,
Aşka böylesine bir veda benim için daha iyi ...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

eski markama geri dönüş...

    Başka bir semtte ki burger kinge başladım...


    Yani başvurdum o an kabul edildim.Sağolsun eski restoran müdürüm referans oldu.Oysa ki adama gider ayak satışı koymuştum ben.Eski çalıştığım restoranda toplam 15 kişi çalışıyoduk.Yeni restoran yöneticiler hariç 40 kişi.Düşünün artık yoğunluğu.


    İşi aynı anda bıraktığım bi arkadaşım vardı mustafa.Bugün görüşdük de cümle şu 


- ya Çoko sen 15 kişilik restoranda 10 kişiyle rahat kavgalıydın , şimdi bir de oraya girersen , katliam yaratırda gelirsin diye korkuyorum.


    Konu ben olunca her şey mümkün ama bu sefer bir vukaat işlemeyi düşünmüyorum.Çalışmayınca olmuyo valla , evde durmaya alışmamışım.Sonra evdekeilerden para istemeye alışmamışım.Sonra rahat rahat harcamaya alışmışım...Durum vahimdi yani..Bu sefer rahat durucam.


     Evdeyken yaparım dediğim bir çok şeyi yapmadım.Evdeyken bir bok olmuıyo benden söylemesi.Kendini de salıyorsuhn iyice.Ben artık son zamanlarda sıkıntıdan dizileri bile takip etmeye başlamıştım o derece.Gece sabaha kadar oturup , gündüz akşama kadar uyuyodum.dengem şaşmıştı.


     Umarım burası bana iyi gelir.Eski burger kinge göre maaş burada bir nebze daha iyi.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

beceriksizliklerimden döküntüler...

    İtiraf ediyorum fondötenlerin efendisi bendim  ....





    Yüzüm güzel ama gene de alışkanlık olmuş fondöten ve pudra kullanmak.Lisede bunları kullanmak bir ayrıcalıktı alışmışım sonrada bırakamadım kaldı benimle.Zamanla buna bir de ruj sevdam eklendi.Göz makyajındansa hep uzaktım.Zamanla bir eyeliner e taktım kafayı.Bunların hepsini aynı anda sürdüğümdeyse karşımda duran görüntüyü sevmedim.Bende sadece eyelineer ve ruj kullanmaya başladım.Sorunlar bununla bitti mi ? tabi ki hayır.


        


      Saçımı yıllardır siyaha boyatıyodum ve artık sıkıldım.Rengini yavaş yavaş açıyorum şimdi ama nalet olsun o rengi açmak ölüm gibi.Saçımın canına okudum.Ki zaten inatçı kıvırcık bir saçım var.Düzleştirelim bari derken ; lan saçım belime kadar nereye düzleştiriyosun bu gavur şeysi kadar sıcak havada ? Onunla uğraşana kadar bütün vücudumda saunaya girmişim etkisi oluyor.


    İnsan bu sıcakta nasıl güzel olabilir ki ?


    Oje konusunda ise zaten sıfırım herhalde.Tırnak yeme olayıma nokta koydum koymasına da.Hep gıda sektöründe çalıştığımdan hiç oje kültürüm olmadı benim.Hep yasaktı böyle şeyler.Şimdi ise oje sürebilirim ama sür , sil bla bla bla...Öyle bir alışkanlığım hiç gelişmemiş ne yazık ki.Ama kararlıyım bu durumunda üzerine gideceğim.


   

15 Temmuz 2012 Pazar

evlilik teklifleri , çıkma teklifleri ve sonunda ciddi bir ilişki

    Elimde 3 adet reddettiğim çıkma teklifim ve bir tane de gene reddettiğim bir evlilik teklifim var.


     Ve kabul etmiş olduğum da biri var.Sonuç şu  hafta bayaa bereketli geçti.Öncelikle şu evlilik teklifinden bahsetmek istiyorum çünkü garipti biraz.


    Söyleyiş şekli aynen şuydu ,


 ---   Bak Çoko , ben senden hoşlanıyorum hatta seni seviyorum ama seninle sevgili olmak istemiyorum .  Benim evim var arabam var , ailemin duırumu da iyi.Evimde her şey de hazır , yani senden benim de ailemin de bir beklentisi yok o yönden.Zaten ailemle de konuştum her şey hazır.Sende ailenle konuş ve fazla uzatmadan istemeye gelelim seni.Dediğim gibi yok sevgili olalım falan , o yollardan geçmek istemiyorum.İkimizde biliyoruz ki ben zaten seni mutlu ederim...Tamam mı ne zaman konuşursun ailenle ???




      Bu cümlelerden sonra tabi ki ben şoklardaydım.Lan bana bi sor di mi , bana bir sor ? Bırak benimle yakın olmayı , arkadaşım bile değilsin sen öküz ! Hayır harbi merak ettim , evlenseydim hemen ertesi gün kucağıma bebek verip , ben herşeyi düşündüm , senden bir beklentim yok demiştim.sen gelmeden ben hazırladım bizim için al bu bizim çocuğumuzda diyecek miydi ? bu yönde ciddi şüphelerim var.İçimden geçenleri bastırarak gayet güzel bir biçimde , en kesin ve kararlı halimle hayııııııırrrr istemiyorum ! dedim.Neden içimden geçenlerin hepsini söylemediğimi bilmiyorum.Bu cümleleri kuran adamın ettiğim hakaretleri anlayacak kapasitesi olmayacağını düşündüğümdendi sanırım....




     .....                             .......                              .......


                


     Diğer meselelere sonra devam ederim.Annem ve babam adapazarındaydı bugün dönüyolar.Bende nasıl bir ev kızı moduna girdiysem öyle evi bir temizlemişim bal dök yala...İçimde kocaman bir cevher varmış , öyle hamaratmışım ki , kendime bile çaktırmıyormuşum düşünün artık.Kendimden bu yönde bir kabiliyet beklemiyordum hiç.Nasıl desem , evde ki elektrik süpürgesinin yerini bilmeyen ve bulmak için yaklaşık yarım saat arama bulma çalışmaları yapmış bi hatunum.Neyse temizliği bitirmekle kalmadım bir de tariflerden falan yaralanarak poğaça yoğurdum.Şimdide hamuru kabarsın diye beklerken şuraya döküleyim dedim.Anlatacaklarım biriktikçe yazmaya bir yerlerden başlamak da o kadar zor oluyor.Bu arada yazmaya başladıkça burayı özlediğimide farkettim.Neyse artık işsiz güçsüz biri olarak hep buradayım nasıl olsa...

3 Temmuz 2012 Salı

boka battığımı kabul ediyorum...

        Starbucks ' a çıkışımı verdim.Müdürün  bu haftasonu Düzce de olacak düğüne gidemeyeceğimi söylemesiyle   istifamı vermem yüzünden...Aslında sorun düğün değildi.Sorun izin verilmemesiydi.Neymiş efendim  diğer arkadaşım benden 3 hafta önce söylemiş.Hayır yani arkadaşın diye hitap ettiği kızda kendisi de dahil hepimizin hiç hazetmediği , uyuzluk abidesi , habire rapor alıp vardiyalarını bizim üzerimize yıkan bir şahsiyetti.


       Hastayım deyip rapor alıp Sakaryalara sevgilisine kaçtığında kapanış vardiyalarını bana kitlemişlerdi...Başka bir arkadaşın işi var diye açılışımı benden alıp ara vardiya takmalarına  da birşey dememiştim.Sonra daha da başka birisinin gene işi var diye ( üstelik o da bir sürü rapor günü takmıştı ve onu da ben ve bir supervisor arkadaşla dağıtmışlardı vardiyalarını ) açılışımı alıp bana kapanış kakalamışlardı.Hiç açılış olmadan 4 gün üst üste kapanış yapıyodum ama gıkım çıkmıyodu.EEEeeeee ne oldu ?  Benim işim çıkınca öncelikler neden değişti ?


     Dürüst olun , ben çok dürüstüm diye cümleleri ağzına pelesenk etmiş müdürümüze bütün lafları yedirdim 0 sansürle...İçim rahat.


 - Bana bakın x bey , insanlığım işimden önce gelir falan diyosunuz, ben iyi bir yöneticiyim.Diğer müdürleri bir tanısanız farkı anlardınız faLan diyosunuz  ama merak etmeyin sizin değiştirmediğiniz kadar iş değiştirdim .Çook daha yoğun sektörlerde daha uçuk cürolarla daha görgüsüz bir kalabalık ortasında bitmez tükenmez vardiyalar aldım.Çok kötü yöneticilerde tanıdım ama , gerçekten hem iyi bir insan  hem iyi bir yönetici dediğim kişilerde oldu.Benim eski müdürümün oğlundan bile küçüksünüz yaşca ne demek istediğimi anlatabildim mi dedim. ( umarım daha iyilerinin , daha mükemmellerinin daha zor şartlar altında daha düzgün tepkiler verdiğine şahit olduğumu anlatabilmişimdir ! )


   Dürüstlük dürüstlük diyorsunuz ; evet sizden hiç izin istemeyip haşıırrrt diye geçirseydim raporu size , üstelik kat kat fazla gün sayısıyla , bu münakaşayı yapmazdık emin olun.Bence siz biraz kendinize de dürüst olun.Ve şimdi sizden izin falan istemiyorum.Siz ne derseniz deyin ben haftasonu orada olacağım.Ben gidiyorum , arkadaşlarım için bu haftayı tamamlayacağım.Hiçbir çıkış belgesi imzalamayacağım kafanıza göre istediğiniz hikayeyi uydurabilirsiniz.TEŞEKKÜRLER...




     Garip bir ay oldu bu ay.Ufak tefek harcamalarım vardı extreden.Sonra annem tutturdu bana bilmem şu kadar altın alcaksın da  , hiç paranı tutmayı bilmiyosunda şuda buda  diye.Gittim ne istiyosa aldım bugün.Kendime de azcık bişe ayırdım.Şimdiyse düğün için elbiseydi bilmem neydi ona ayırabilecek bir bütçem yok.Kısacası düğüne gitmiyorum !  Annemse hala benim maaşımın hesaplamasının derdinde.Şu kadarıyla şunları ödedin desek , şu kadarını da bana verdin desek , şu kadarın daha olması gerekiyodu nerdeeeeee ???


     Sırf ailemle şu muhasebeyi yapmamak için 13 yaşımdan beri çalışıyorum.Part time başladım daha sonraları bir sürü iş değiştirdim ve bir süre sonrada full e geçtim zaten.O arada bir yerlerde ben de büyümüşüm zaten farkında olmadan.Uzun zamandır hatta yıllardır ailemden tek kuruş almadan geçinen ben için bir süre çalışma hayatına ara vermek hiç de kolay olmayacak.Noluurr bana sabır dileyin....