29 Aralık 2013 Pazar

ardından el sallıyorum 2013

   Alınma ama sen hayatımın en boktan senesi oldun be 2013 ...

    Ne kişisel sorunlarımız bitti , ne hastalığımız ne o su ne busu.2014 den çok birşey istemiyorum.Sevgi , aşk , para pul isteklerimi de sildim attım.Huzur istiyorum mümkünse bu sene.Gördüğünüz gibi isteklerimi bile en az seviyeye indirmişken bari bu sene güzel geçsin.

     Bak kızım Çoko bu sene daha akıllı olacaksın.Herkese inanmayacaksın , kararlarında daha azimli olacaksın , biraz sakinleşmeyi öğreneceksin , vazgeçmek kaybetmekten kolaysa vazgeçeceksin , daha az yorulup daha az yoracaksın , geçmiş hatalarından bari bu sene ders çıkar ! Bak görüyosun inatçılığın sayesinde bir seneyi daha çar çur ettin , şimdi anca ardından el sallarsın. ( sahi ben bu sene ne çok şeye el salladım böyle ... kaç aşk ve kaç iş ? )

       Tamam çok kötüledim 2013 ü artık birazda bana kattıklarından bahsedeyim.En büyüdüğüm sene oldu.Beynimle aynı şehirde yaşamıyorum diyorum ya sık sık , en azından birkaç şehir daha yaklaştık mantığımla birbirimize.Geçmişten ders çıkarmanın yollarını da buldum.Bazen elimizden gelse bile doğruyu görüp elimizden geleni yapmamamız gerekiyormuş bunu da gördüm.


      Geldik en önemlisi.Ben de , arkadaşlıklarımda aşkdan sevgiliden daha önemliymiş arkadaşlar ! benim öncelik listemde müthiş hatalar vardı.Düzelttim.Tamam yalan söylüyorum bazı şeyler hiç düzelmez ama en azından bunu farkettim.Olmadık zamanlarda çat diye dursana kızım diyebilirim kendime.

Bu yazıyı ayak üstü yazdım ben.Hani belki 2014 den önce yazma fırsatım olmaz diye.Ben tüm bunları koca bir sene daha başınızda deşelerim zaten.Şimdi burda sonlandırmam lazım yazıyı.akşama ne yemek var ona bakcam.Annemi en son mutfakta gördüğümde elnde saç kurutma makinası , margarini eritmeye çalışıyordu. ( evet normal düşünebilen bir aile değiliz sayın seyirciler )

25 Aralık 2013 Çarşamba

zıt yönüme takılmış biricik kancam

      Sana yıllardır dedim ben işte hep böyle uzun ve olduğu gibi kıvırcık bırak diye ama yooook illa sürekli düzleştirip saçının a.koycaksın yoksa rahatlanamıyodun sen ...

      Bu sözler benim Kübik'ime ait arkadaşlar.8 yıldır kahrımı çekiyor kendisi ve ben nasılsam o benim tam tersim.Daha sakin , daha sade , soğuk ( ben ve bikaç kişi hariç herkese soğuk hem de böyle bildiğin nemrut ) hayatında bugüne kadar doğru düzgün 2 ilişkisi olmuş biri 4 yıl sürdü biri 2. yıla gircek.Kısacası o bende olmayan , benim olmadığım , bana uymayan herşey !...

     O'nunla aramızdaki ilişki bambaşka.Geçen buluşacaktık , bu beni bekliyor her zaman ki yerde.Gittim yanına arkasından da bir köpek geçiyordu.Bunu görmemişim gibi gittim koşa koşa köpeğin peşinde.Arkamdan sesleniyor
- nereye gidiyosun lan burdayım ben
ben de döndüm şaşırmış gibi yaparak iti gösterdim valla ikizin gibi kanca ben sen sandımdı ndan şeyettim diye...

Bir de bu yıllarca bana ŞATELA dedi durdu.Birbirimize garip garip  sıfatlar taktığımız için hiç öyle iyice sormak gelmedi aklıma.Bir keresinde sordum sanırım ''cilveri karı demek kanka '' demişti.Ben bugün öğrendim ki şatela ''orospu '' demekmiş.Valla bildiğimiz küfür...

Birbirimizi bir kez olsun yargılamışlığımız yok.Birbirimize katılmıyor muyuz , tek cümleyle bunu belirtip sanki bu o cümleyi kuran biz değilmişiz gibi birbirimizin kararını ölümüne destekliyoruz.Sen kararlıysan ben hep buradayım gibi garip bir durum var aramızda.Bunun eskiden bir sevgilisi vardı.Şu 4 yıl süren ilişkisi.Çocuk tipsizin teki , üstelik bildiğin salak , tuhaf , galiba biraz da sapık , neyse işte tüm kötü özelliklerin karışımıydı.Bencilliğinden ölecekti.Şişkoydu ( oysa ben ne sevimli , ne güzel , ne tatlı tombişler gördüm ama bu mendevur onlardan değil ) bildiğin sepet götlüydü ama kimseyi beğenmedi.Herkese bir kulp takardı.Nasıl oldu da bugüne dek ona hiç sen hiç aynaya bakıyor musun paşam demedim bilmiyorum.4 yılda bir kez olsun dışarıda yemek yediklerini görmedim , bir cafeye gittiklerini görmedim.Ama hiç unutmam bir keresinde kaldırıma ( hem de tam çöp konteynırının yanına ) çömmüşler oturuyorlarken gördüm sokağın başında.Kübik çocuğu tam yerine bırakmışsın evet onun yeri bence de tam orası dememk için zor tuttuydum kendimi ( valla çöpe bırakılmış gibi duruyorlardı çöpün dibine çömünce )...

Bir ara onlarca sıkrabıl oynuyorduk ( evet canikler sıkrabılın nasıl yazıldığını şuan hatırlayamadım ve bir sekme daha açıp googleden bakamayacağım , çünkü sonsuza uzanırmış gibi görünecek kadar çok sekme açmışım zaten ) .Oyun birden yoldan çıktı.Zaten biz çat pat ingilizcemizle oynayamadığımız için türkçe oynadık.Onda da çükünden , bokuna herşeyi kattık karıştırdık.ama daha neler neler...En basitleri bunlar işte.Neyse biz öyle yoldan çıkmış kelimeleri iyice zıvanadan çıkarmışken odaya kübik in babası girdi.Nasıl kelimeleri bozduk nasıl birbirine soktuk o harfleri ışın hızıyla  hala  şaşkınım.hepsini bozduk sanırken , mustafa amca geldi baktı baktı baktı , ve bok mu yazıyo orada dedi.Be adam onca harfin arasında nasıl gördün sen onu.Kübikle gülme krizlerine girdik tabi o aradaç.Dua et sadece o yazıyo falan diye....

Ben konuşmaları , duyduklarımı ve okuduklarımı asla unutmam.O da gördüklerini , ve yüzleri asla unutmaz.Ben yüzler konusunda tam 70 lik bir nine kıvamındayım.Sevgilim saçını kestirip sakal bıraksa ve yanımdan geçse tanımayabilirim.Bazen yanımızdan biri geçince şu sınıf arkadaşımızdı tanıdın mı , o senin eskiyd farketmedin mi falan muhabbeti bile oluyor.Yaaa küb bi baksana şu çocuk geçen ki çocuk mu sanki saçlarının eğimi benziyor gibi bir cümle kurubiliyorum.Böyle bir ayırma , tanıma kritrim var .Kızım saçmalama senin dediğin çocuğun kaşının üzerinde çok hafif bir çizik vardı , hem öyle de gülmüyordu , gamzesi de yoktu , kirpikleride bu kadar uzun değildi diye bir cevap verebiliyor ( bir cafe de otururken 3 masa ötemideki çocuk için geçerli he bu tarif )   - doğru söyle nasıl soktun oraya o dürbünü ha ? diyorum bende.Bazen ürküyorum hacı normal şeyler değil bunlar...

 Uzun lafın kısas , umarım sizinde böyle bir dostunuz olur.Sizden çok farklı olsa da tamamen eksşk olduğunuz konularda sizi örten , bütünleyen ,kafan da kaç tilki dolaştığını daha saniyesinde hesap edebilen , en güzel küfürleri sevgi sözcükleriymiş gibi yürütebilen , size kızdığında Çoko biz bu ilişkiyi böyle yürütemeyiz bak ... diye şakayla bile çıkışabilen...Umarım sizinde olur !
 

22 Aralık 2013 Pazar

ne zamandır mim yapmıyordum wuhuuuu ...

    Canım cicim , sadık seyircim , ayşe.e  beni mimlemiş. Ben ne zamandır mim yapamıyordum arada kaynayıp gidiyordu.ayşe' nin yeri bende farklıdır.mükemmel bir okuyucu.Ne zamandır farklı yerlerden de mimlenmiş olsam da bugün vaktimde varken hemen yapayım dedim.kendisine bir kere daha çoook teşekkür ederim.

NOOT --- > (  mim deyince benim aklıma gene de ilk deeptone geliyor (  bu notu düşmeden geçemedim sayın seyirciler kusura bakmayın şimdi bişey hatırladım da burda ).beni burada ilk mimleyen oydu ben ilk mimimi onun sayesinde yapmıştım ama o zamanlar nasıl da heves ediyordum.O günden sonra ne zaman bir yerde beni mimlemese resmen moralim bozuluyor böyle nasıl üzülüyorum anlatamam.Hayır bildiğin takıyorum bu duruma komik ama gerçek.Hatta bir keresinde beni unutmuştu.Nasıl tavır yaptım nasıl üzüldüm kendisine de utanmadan yüzsüzlük yapıp söyledim.bilerek yapmamış cidden unutmuş farketmemiş ama haklı da.O'nun kadar güncel blogger görmedim arkadaş ben... )


 1- En sevdiğin renk ?

pembe ve beyaz

2- En sevdiğin çiçek ?

valla ben önce kaktüs ( bayılıyorum ben ona ) sonrada papatya seviyorum

3- En sevdiğin yemek / sebze / içecek ?

patates kızartması , patlıcan , kola

4- En sevdiğin yerli / yabancı şarkı ?

Betül Demir - halleşiriz şu sıralar favorim yabancı aha da şu diyemem sürekli değişiyor o

5- En sevdiğin komedyen ?

Cem yılmaz ( hiç tartışmasız bişey bence bu )

6- En sevdiğin kız / erkek ismi ?

kız ; istanbul  erkek ; eymen

7- En sevdiğin kitap ?

Ejderha dövmeli kız serisine bayılmıştım !

8- En sevdiğin yerli / yabancı oyuncu ?

will smith ( ben bu adamın çook hayranıyım , kocaman hayranıyım , en hayranıyım )
Nurgül yeşilçay'ın oyunculuğunu da seviyordum ama son zamanlarda pek yok =(

9-  En sevdiğin yerli /  yabancı film ?

En diyebileceğim yok , bir çok var ama yabancı olarak aha da işte will smith in bütün filmleri

10 -  En sevdiğin yerli / yabancı dizi ?

Shameless , uçurum du sanırım bir de

11 -En sevdiğin gazete / gazeteci ?

selehattin duman ve vatan gazetesi

12 - en sevdiğim mevsim / gün / ay ?

yaz , temmuz , cumartesi

13 -  Ev sevdiğin kıyafet / kıyafet tamamlayıcısı / takı ?
koyu renk kot pantolon , siyah topuklu ayakkabı ve küpe

14 - En sevdiği makyaj malzemesi / bakım kürü ?

pudra , koyu renk ruj ,tonik

15 - En sevdiğin çizgi karakter ? 
LOUIE

16- En sevdiğin anı ?
Kuzen Çiğdoş ' la çift kişilik yatakda birlikte uyuyoduk gece onlarda kalırken '' kızım bak dua et sana hem sıcacık yatak hem de kocaman yer veriyorum '' falan dedi dalga geçerek ben de açtım ellerimi dua eder gibi allahım tamam düzel bir yatağım var kocaman , sıcacık ama yanıma vere vere bunu mu verdin bana bunu mu reva gördün demiştim o da kıçımın kenarı beni beğenmiyo deyip tekmeyle yatakdan aşağı atmıştı beni.Gülmekten uyuyamamıştık neredeyse ...

17 - En sevdiğin özelliğin ?
Kolay kolay kimseyi yargılamamam

18-En sevdiğin his ?
Huzur

19 - En sevdiğin canlı ?
Ev köpekleri ( yerim onları ben )

Bu mimi kim yaptı kim yapmadı bilmiyorum ama yapmayan ve yapmak isteyen varsa buyursun alsın ...
1. En sevdiğin renk?
1. En sevdiğin renk?
1. En sevdiğin renk?

10 Aralık 2013 Salı

Bir Çoko güncesi

    Bay Cool ile yollarımı tamamen ayırdım ...

    Vurdumduymalığı , bencilliği , son zamanlarda ki gevşekliği , mahalle karılarıyla konuşur gibi hissediyordum onunla konuşurken , her boku uzatıryorda uzatıyor bu da yetmezmiş gibi sürekli mızıldanıryor hep bir trip hali ... Boğuldum ben , arada bir yerde kayboldu gitti duygularım.Kıçımın kenarı kendini ne sandı ne sanıyor bilmiyorum.Sadece kötü şeylerden bahsedip kimsenin hakkının yiyemem tabi ki ! O'nunla çok mutlu olduğum ve O'nu çok özlememe sebep olacak anlar olmadı değil.Allaha emanet olsun , yolu aç.ık olsun ama hepsinden önce bana uzak olsun , az ötede oynasın buralarda kalabalık etmesin mümkünse...

   Neyse azıcık işden güçden de bahsedeyim.Kıçıkırık bir işim var ama bütün mahallem yaaa Çoko senin çalıştığın yerde noluur bize de bir iş ayarlasana deyip duruyorlar.Yahu bir yanlış anlaşılma var sanırım , hiçbir yerde CEO luk falan yapmıyorum ben.Bir avuç yaşıtım ve genelinde teyzelerle , ablalarla çalışıyorum.Öyşe ki oğluuum olsa hiç kaçırmam seni ama erkek kardeşim var yabancıya gitme bari diye habire söylene söylene dolanıyorlar etrafımda.Bu da yetmezmiş gibi tüüü tüü maşallah aman nazar değmesin kaşı kız kaşı diyenler var ( ben başta bu kaşımam gereken yeri anlamamıştım ama sonra işi bir tık ileri götürüp kaşınması gereken yeri kendileri kaşımaya kalkıncaaa anladım sayn seyirciler. ) totom kaşınmaktan yıldı artık.Nazar değer miş bilmem ama değmedik teyze eli kalmadı sanırsam.

     2-3 sene sonra biricik kankam Kübikimle ortak bir kuaför veya güzellik salonu gibi bir yer açmaya karar verdik.Elalemle çalışmak bok gibi bişey çünkü.O da şuan Lufian de çalışıyor.Zaten kuaförlük okudu şimdide kurslara devam ediyor.Bende en kısa zamanda kursa başlayıp kendimi gelişireceğim bu konuda.Artık gelecek güzel olsun istiyorum.Gelecek bana da güzel şeylerle gelsin istiyorum , çok mu şey istiyorum ( bunlar olduktan sonra daha çok şey isteyeceğim evet allah biliyor ya  yalan söylemeye gerek yok şuan ).



      İşten döndüğümde annemle alışverişe gittik.Bere , atkı ve şemdiye ihtiyacım vardı.( şuan uyduruyorum arkadaşlar sadece şemdiye ihtiyacım vardı ama alışveriş deyince almadım duramadım nağğğpiyim yani ? ) gri bere ve gri atkı aldım.Ya atkı değil aslında.Hani şu yuvarlak olan iki kere boyna dolananlardan aldım o da gri.Bir tek eldiven bulamadım.Yahu onca yer gezdim ve eldiven bulamadım inanabiliyo musunuz ? inanabilemezsiniz bende inanamıyorum.Şemdiyeyide kırmızı , beyaz puantiyeli kenarları fırfırlı olandan aldım çok da kokoş oldum.Parfümlerini de değiştirdim.artık Burberry weekend , Paril Hilton ve hypnotic poison kullanıyorum.Bu üç parfümü yerine göre değiştire dönüştüre tüketiyorum işte.Ayyy durun konu dağıldı ne diyordum ben alışveriş ! Pudra da aldım yetmezmiş gibi 4 tane de lady speed stick jel aldım.Tabi bu kadar aldığımı anneme çaktırmadım.O etrafta raflara bakarken ben çaktırmadan aldım ödedim elimdeki çantalardan birinin içine tıkıştırıverdim.Kadın da kendince haklı evde roll on koyacak yer kalmadı.

                 



 ben hala yaaa bunları hergün kullanıyorum ben diye diye alıyorum.Oysa hergün kullandığım kadar hergün de alıyorum neredeyse.Galiba ben şu sıralar beynimde aynı şhirde yaşamıyorum.Bu tutumlarımın başka açıklaması olamaz.



Bakın bu yazıyı burada sonlandırıyorum ama gelecek yazımda Kuzen Çiğdoşun pazar gün ki sözüne ilişkin bir yazı yazacağım aman kaçırmayın.Ulan kızın kahvelerini bile ben dağıttım , cumadan pazar gecesine kadar her an yanındaydım.İyi ki de oradaydım çok şey öğrendi gördü , bildi bu gözler.Sizler için ortamdaki tüm lafları sünger gibi hüüüüüüppp diye içime çektim ben.Sişze kazıklı gelin olmanın yollarını öğretcem ben.Kuzenime öğretemedim ama sizlere öğretcem kısmetse.neyse canlarım bu seferlik buraya kadardı.mıncırdım hepinizi...



NOT ; biliyorum özlettim kendimi ne zamandır yazmıyorum falan.ama olmayacak bir daha...Sık sık güncelleyeceğim bundan sonra hıhhhh.En kısa zamanda size bir de yeni bir enişte bulayımda sıkılmayın okurken falan.O kadar okuyorsunuz bari azıcık da eğitici olayım ;)