25 Aralık 2013 Çarşamba

zıt yönüme takılmış biricik kancam

      Sana yıllardır dedim ben işte hep böyle uzun ve olduğu gibi kıvırcık bırak diye ama yooook illa sürekli düzleştirip saçının a.koycaksın yoksa rahatlanamıyodun sen ...

      Bu sözler benim Kübik'ime ait arkadaşlar.8 yıldır kahrımı çekiyor kendisi ve ben nasılsam o benim tam tersim.Daha sakin , daha sade , soğuk ( ben ve bikaç kişi hariç herkese soğuk hem de böyle bildiğin nemrut ) hayatında bugüne kadar doğru düzgün 2 ilişkisi olmuş biri 4 yıl sürdü biri 2. yıla gircek.Kısacası o bende olmayan , benim olmadığım , bana uymayan herşey !...

     O'nunla aramızdaki ilişki bambaşka.Geçen buluşacaktık , bu beni bekliyor her zaman ki yerde.Gittim yanına arkasından da bir köpek geçiyordu.Bunu görmemişim gibi gittim koşa koşa köpeğin peşinde.Arkamdan sesleniyor
- nereye gidiyosun lan burdayım ben
ben de döndüm şaşırmış gibi yaparak iti gösterdim valla ikizin gibi kanca ben sen sandımdı ndan şeyettim diye...

Bir de bu yıllarca bana ŞATELA dedi durdu.Birbirimize garip garip  sıfatlar taktığımız için hiç öyle iyice sormak gelmedi aklıma.Bir keresinde sordum sanırım ''cilveri karı demek kanka '' demişti.Ben bugün öğrendim ki şatela ''orospu '' demekmiş.Valla bildiğimiz küfür...

Birbirimizi bir kez olsun yargılamışlığımız yok.Birbirimize katılmıyor muyuz , tek cümleyle bunu belirtip sanki bu o cümleyi kuran biz değilmişiz gibi birbirimizin kararını ölümüne destekliyoruz.Sen kararlıysan ben hep buradayım gibi garip bir durum var aramızda.Bunun eskiden bir sevgilisi vardı.Şu 4 yıl süren ilişkisi.Çocuk tipsizin teki , üstelik bildiğin salak , tuhaf , galiba biraz da sapık , neyse işte tüm kötü özelliklerin karışımıydı.Bencilliğinden ölecekti.Şişkoydu ( oysa ben ne sevimli , ne güzel , ne tatlı tombişler gördüm ama bu mendevur onlardan değil ) bildiğin sepet götlüydü ama kimseyi beğenmedi.Herkese bir kulp takardı.Nasıl oldu da bugüne dek ona hiç sen hiç aynaya bakıyor musun paşam demedim bilmiyorum.4 yılda bir kez olsun dışarıda yemek yediklerini görmedim , bir cafeye gittiklerini görmedim.Ama hiç unutmam bir keresinde kaldırıma ( hem de tam çöp konteynırının yanına ) çömmüşler oturuyorlarken gördüm sokağın başında.Kübik çocuğu tam yerine bırakmışsın evet onun yeri bence de tam orası dememk için zor tuttuydum kendimi ( valla çöpe bırakılmış gibi duruyorlardı çöpün dibine çömünce )...

Bir ara onlarca sıkrabıl oynuyorduk ( evet canikler sıkrabılın nasıl yazıldığını şuan hatırlayamadım ve bir sekme daha açıp googleden bakamayacağım , çünkü sonsuza uzanırmış gibi görünecek kadar çok sekme açmışım zaten ) .Oyun birden yoldan çıktı.Zaten biz çat pat ingilizcemizle oynayamadığımız için türkçe oynadık.Onda da çükünden , bokuna herşeyi kattık karıştırdık.ama daha neler neler...En basitleri bunlar işte.Neyse biz öyle yoldan çıkmış kelimeleri iyice zıvanadan çıkarmışken odaya kübik in babası girdi.Nasıl kelimeleri bozduk nasıl birbirine soktuk o harfleri ışın hızıyla  hala  şaşkınım.hepsini bozduk sanırken , mustafa amca geldi baktı baktı baktı , ve bok mu yazıyo orada dedi.Be adam onca harfin arasında nasıl gördün sen onu.Kübikle gülme krizlerine girdik tabi o aradaç.Dua et sadece o yazıyo falan diye....

Ben konuşmaları , duyduklarımı ve okuduklarımı asla unutmam.O da gördüklerini , ve yüzleri asla unutmaz.Ben yüzler konusunda tam 70 lik bir nine kıvamındayım.Sevgilim saçını kestirip sakal bıraksa ve yanımdan geçse tanımayabilirim.Bazen yanımızdan biri geçince şu sınıf arkadaşımızdı tanıdın mı , o senin eskiyd farketmedin mi falan muhabbeti bile oluyor.Yaaa küb bi baksana şu çocuk geçen ki çocuk mu sanki saçlarının eğimi benziyor gibi bir cümle kurubiliyorum.Böyle bir ayırma , tanıma kritrim var .Kızım saçmalama senin dediğin çocuğun kaşının üzerinde çok hafif bir çizik vardı , hem öyle de gülmüyordu , gamzesi de yoktu , kirpikleride bu kadar uzun değildi diye bir cevap verebiliyor ( bir cafe de otururken 3 masa ötemideki çocuk için geçerli he bu tarif )   - doğru söyle nasıl soktun oraya o dürbünü ha ? diyorum bende.Bazen ürküyorum hacı normal şeyler değil bunlar...

 Uzun lafın kısas , umarım sizinde böyle bir dostunuz olur.Sizden çok farklı olsa da tamamen eksşk olduğunuz konularda sizi örten , bütünleyen ,kafan da kaç tilki dolaştığını daha saniyesinde hesap edebilen , en güzel küfürleri sevgi sözcükleriymiş gibi yürütebilen , size kızdığında Çoko biz bu ilişkiyi böyle yürütemeyiz bak ... diye şakayla bile çıkışabilen...Umarım sizinde olur !
 

5 yorum:

illy dedi ki...

Şatela iyiymiş ama ya asdfghjkl

Şımarımtırak Çikolata dedi ki...

zaten dost dediğin zıtlıklar çoğunlugudur bence:) dost bulmak zor iş azizim:)

MELO DRAM dedi ki...

Şatela'yı bu saatte hale dışarda fink atan oda arkadaşım odaya girdiğinde kullanıcam nasipse.:)

Çok tatlı bi yazıydı, tişikkerler. Ve o bok kelimesi, kesinlikle algıda seçicilik bence. Ben olsam, bende o kadar kelimenin içinde boku, çükü çat diye tanırdım.:))

ayşe e. dedi ki...

şu yazıyı okuduğumda o 4 yıllık çocuktan nasıl iğrendim anlatamam ,nasıl dayanmış ona 4 yıl,sabırlı kızmış
şatela inanmıyorum ya bu kadar zaman bunu bilmeden yaşamak :D
bir dostun olduğunu bilmek çok güzel :D

çokomell dedi ki...

illy ; kullan bunu çok kibar duruyo =)

şımarımtırak çikolata ; kesinlikle zor iş.

melodram ; ahahaha oda arkadaşında böyle şatafatlı bir iltifat sanır onu ha ( ben yıllarca möyle sandım ) cişlveli karı demek kanka diye kandırabilirsin.

ayşe e. ; hayatımın iltifatını duymuş gibi davranıyodum bide düşün yani.Ama kulağa da çok şatafatlı geliyo şatela falan .d.d.d

Yorum Gönder