25 Şubat 2014 Salı

hayatın hası

     Biliyorum biliyorum ne zamandır yazmıyorum....

     Hayatıma biraz şekil vereyim sonra yazarım dedim.Peki sonra ne mi oldu ? Düzeltmek için elimi attığım her şey elimde kaldı.Amann boşverin bunları bize bi şey olmasın.

      Okul hayatına geri döneyim dedim.Onca zaman sonra derslerle haşır neşir olmak ne bileyim garip geldi bana biraz.Ama kararlıyım burada bırakmayacağım.Bir de ingilizce olayı var tabi.Onu da kursa gider hallederim diyorum.Bana bu konuda kurs , kitap ya da yararlı olacak ne varsa önerirseniz cidden çok sevinirim.

            


       Aaaa bakın bunu da söylemeden geçemeyeceğim.Ben günlük tutmuyorum burada arkadaşlar.Aklıma eseni yazıyorum , canım ne çektiyse elimde hangi malzeme varsa onu koyuyorum önünüze.Bir gün kurabiye tarifi verip ertesi gün makyaj örnekleri de gösterebilirim ertesinde günümü olduğu gibi anlatadabilirim.Aslında böyle olduğu gibi günlük kıvamında yazmayı hiç istemedim hatta kendimi anlatmayı bile istemedim ama nasıl olduysa benim elimden yazı hep aynı kıvamda çıkıyor sayın seyirciler.Artık nasıl bencil , nasıl narsist, nasıl egoist biriysem her konuyu kendimle pekiştirip , kendimden örneklendirip kendi ruh halimle de sonlandırıyorum.( BKNZ ; DEEPTONE ...  değil kitap ansiklopedi çıkarsa gene doğru düzgün ben demeyecek ! nasıl başarıyor bilmiyorum ama hayretlerimi şaşırtıyor. ) Hayatı da böyle yaşıyorum işte bu yüzden işin içinden çıkamıyorum sanırsam.Yazımda hayatımı nasıl bir kenara fırlatamıyorsam , evi,aileyi,arkadaşları,işi hepsini ayrı ayrı yaşamayı da beceremiyorum.Böyle bildiğin ortaya türlü yapıyorum sonra da ay ben böyle karışık kuruşuk işleri sevmem deyip mızıklıyorum.Bildiğin gerizekalıyım anlayacağınız.Bazen kendi kendime de oyy dağlar oyy misisipi napcam ben bu kendimi diye dövünmüyor da değilim ama henüz kendimle sorunum iktidar muhalefet ilişkileri gibi.Sorunlar belli çözümler ise asla...

           


      Bakın o kadar satır döktürdüm hala bir olay anlatmış değilim.Madem yakınarak başladım yakınarak da devam edebilirim.Geçen gün ayyy bugünde eyeliner çekmeyeyim gözümün altına da üst iç kısmına da koyu koyu kalem çekeyim hem gözümü büyük göstersin dedim.( iyi halt ettim ) gayet güzel göründü evet amma velakin üzerinden 3 gün geçmesine rağmen gözümün üst kısmının iç tarafısındaki kalemleri temizleyemedim.Hala gözümün altında kocaman karartılar yayıyor , delircem...

NOT ; ben bu yazıyı bundan sonra daha sık yazacağım diye bitirsem değil siz ben bile inanmayacağım o yüzden inş canım ya deyip defolup gidiyorum.

8 Şubat 2014 Cumartesi

bence siz de eğlenin !

      Çiğdoş gene buralardaydı bir de depresyonda gibiydi...

       Hümeyra diye de bir tanıdık var o da 28 yaşında ama kocayı yeni boşadı  o da ayrı bunalımda.Tamam dedik dün yarın akşam dışarı çıkıyoruz.Çıktık , aha da eve yeni girdin.Şimdi gelelim benim için günün olayına.

      Evde bir güzel hazırlandık ettik Çiğdoş'la ama allahım ben farkında olmadan kaşlarım olmuş sana bir amazon , olmuş sana bir balta girmesi gereken orman ! tuttuk kuaförün yolunu.Kuaförde ki kızla da iyice kanki falan oldum zaten gide gele.Tam kaşıma iple daldı allahım gitar sesi geliyor kulağımaaa.

fırladım yerimden dur bi dedim dur ben bu sesin kaynağını bulcam.Ben etrafa bakınıyordum ki çocuğun teki kasanın arka tarafından kafasını uzattı.Baktım baktım o da bana baktı güldü falan neyse dedim bacım sen devam et.( bu arada çocuk da sandalyesini benim görebileceğim bir yere çekti aramızda da toplasan 3-4 adım falan var bir de gitar çalmaya hala devam ediyor ) Aradan saniyeler geçti ki , dur hacı durrr bi çekil bişe demem geldi benim deyip ittim kızı döndüm gene çocuğa

- şarkı söyleyemiyo musun sen , sadece böyle bam bam gitar sesi mi dinlicez biz

Başladı bu söylemeye...Önce Teoman'ın İstanbul'da sonbahar şarkısını söyledi ardından da Haluk Levent'in Yollarda bulurum seni şarkısını.Bu arada kız gene kaşlarıma devam etmeye çalışıyordu.

- Ya bacım bir one minute dedim ( evet türkçeyi de ingilizceyide katlettim itiraf ediyorum ) bende söylicem diye başladım şarkıya.Baktım kız artık cinnet moduna girdi , aaaaa yettin canıma dövcem ama seni bak diye çemkirdi ( çiğdem 'de ordan kafayı uzatmış bana bağrıyo  o sana vurursa bende sana vururum hakettin artık geç kalcaz diyo )

tamam be devam et o zaman dedim uslu durmaya çalıştım. ( kaşlarım gitar eşliğinde yakışıklı bir çocuk önünde alındı sayın seyirciler ) o sırada bu yanında biriyle kapının önüne sigara içmeye çıktı.O içeri girdiği sırada da biz kuaförden çıkmak üzereydik.Tam kapının dibinde karşılaşıp bakakaldık birbirimize.Tam o anda ne oldu dersiniz ( valla bu kadarını siz bile bilebilemezsiniz sayın seyirci ) çiğdem tuttuğu gibi ensemden beni kapının önüne sürükledi ! neye uğradığımı şaşırdım bence o manzara karşısında çocuk da epey şaşırmıştır sanırsam.

             


      Ordan çıktık Hümeyra'yı da aldık gittik sahildeki bir cafeye.Dışarıda ki en rahat koltuğa çıktık.Türk kahvesiyle başlayıp , çaydı falan devam ettik ( dışarı da oturan tek aklı evveller ! bizdik dostlar, bir tarafımızdan buzlarsarkmadan nasıl kalktık oradan bilmiyorum ) ama hangi arada telefondan bangır bangır müzik açıp avazımız çıktığı kadar bağıra bağıra şarkılara eşlik etme aşamasına geçtik anlamadım.Baktık burada ipleri kopartmışız başka bir cafeye gittik.Teyzemlerde oraya geldi ama orası da nasıl tıklım tıklım doluymuş arkadaş ! mahşerin bir alt versiyonu olmuş resmen , tüm oyun masaları da dolu dedik burda bize ekmek yok hesabı da teyzemlere kitleyip kaçalım biz.Öylece noktaladık günü...

           


NOT ; Çiğdem'i saç boyatmaya ikna ettim.Yarın kuaföre gidersem ben de kaldığım yerden devam ederim anacım, kaçmaz yani.Çocuğun adı murat diye hatırlıyorum ama o ara buna kafa yormadım gerçekten , hani ben murat derim sonra adı mehmet falan çıkar yadırgamayınız ...

NOT ; zakkum'un ben ne yangınlar gördüm şarkısına bayıldım ben.Dinleyin bence

1 Şubat 2014 Cumartesi

günler mi beni kovalıyor ben mi günleri bilmiyorum

      Anne baba ile alışverişe gitmek de güzel bazen...

      Tabi ben flormar standına yanaşırken annemin Hayır Çoko oje alamazsın ev dolu diye avm içinde haykırmasını saymazsak.Geçen hafta polar kulak bantlarından almıştım kullanmak bugüne nasip oldu.Daha önce gri boyun atkısı , gri şapka alıp gri eldiven arayışına girip onu da bulunca kulak bandını da gri aldım doğal olarak.At kuyruğu yapınca çok şık duruyor tavsiye ederim canlarım.

       Hadi birazda işimden bahsedeyim.4 ayı geçtim 5. aya doğru yol alıyorum evet benden beklenmedik bir performans ama öyle de demeyelim 15 yaşımın sonlarındayken Hacıoğlu'nda 8 ay rekorum var benim hıhhh.Neyse durun konu dağıldı birden işyeri diyorduk.İşyerinde bir kız var Ceren kafalarımız çok uyuşuyor onunla.Sokak çocuğu gibi birşey.Yani konuşmaları tavırları falan ama bildiğin nişanlı hatun yani.Geçen gün benim yanımda bir şey ararken totom için ;

-Çek kız tempranı buradan dedi
- tempra ne lan ?
- araba modeli markası gibi bir şey deyince 

 aha dedim bu bana kesin laf sokuyor.Altta kalmayayım dedim.

- pis Yamaha bi kaybol şuradan dedim

-Yamaha ne lan gene ne antik kuntik birşey buldun 
- ayy canım korkma lüx bir motor markası
- ohaa! reesmen orospu dedin bana.
- lütfen dikkatini çekerim lüx , kaliteli de dedim.
- orospunun kalitelisi mi olurmuş
- oluyo yaaa hani var ya neydi adı elit kesim kullanıyo eskort mu ne diyolarr...

    Tabi bu konuşmayı  böyle doğal doğal yaptığımızı gören herkes ya gülme krizinde ya da hayretler içinde kalıyor.Bir de sabahları çok başım dönüp midem bulanıyor benim.işyerine gidince 

- annem kıyamam sana sen doğur bakarım ben ona diye başlıyor bu. ( çocuklardan da velet diye bahseder hiç hoşlanmaz )

- kız besleme gene ne hainlik yaptın da iyilik yapasın tuttu

- Tabi ben ona bakar büyütür verdiği en önemli doğum günü partisinde de kucaklaşırken '' sen bir piçsin yavrum '' derim..( istersem senin annen bir fahişeydi yavrum seçeneği de varmış bunun zevkine göre kullanacakmış )

-  hahh işte sadece bu cümleyi söylemek için yıllarca çocuk bakacak kapasite de bir sende var zaten

  


    Bir de ben o tempra muhabbetini yaptığımız gün açtım google amcaya baktım , arkası kocaman olan bir arabaymış o. ertesi gün gittim dedim bırak götümü , bütün kadınsal uzuvlarımı toplasan benden gene o malzeme çıkmaz annem sen yorma kendini bu kadar dedim.Hiç yani ....
İşyerinin diğer gülü benim için Hilal.Zaten Onu bana eküri olsun benim yardakçılığımı yapsın falan yaratmışlar bence.O 6 aylık evliymiş ama kendisi minicik , sevimli mi sevimli.
Ceren yanımdan geçerken bana çarpıya sürtünüyo ellerindekilerle vura vura geçiyo bende bağırıyorum biraz daha denersen elindekini götürmeden önce bi yerime sokmayı başarıcaksın o kadar azimlisin yani.
Tabi kızım ne sandın amaç o zaten diyor piçliğine bende diyorum sen evlen o zaman gösterecekler zaten sana sokmayı çıkarmayı şimdi defol şurdan diyorum.Hilal bu halimize gülüyor tabi bu hemen buna da bir çamur atıyo Hilal kuzum sana çok mu gösterdiler diye. İşte o an gözlerim fal taşı gibi açılıyor benim.Kız o kadar masum o kadar şirin ki kedi diye evde beslesem kimse yadırgamaz yani.

    


-Yok ya ne alakası var Hilal'le hem kocası O'nu yalnız kalmamak için , yemek de yapsın diye , çamaşırları da katlasın diye almışşş.Yatmalık değil o.

Masumum benim bozuldu bu lafa ; Çoko bulaşıkları ben yıkamıyorum makina yıkıyo ne alakası var ya...
Hah diyorum illa yataklık olmak istiyon yani.Hep bu kızın çevremizde olmasından bulaştı bunlar.Bir kazıyamadık ki şunun köküsünü diyorum. gülerek gidiyor Ceren...

          İşyerinde anlatılacak çok değişik karakterli insanlar var.Şuan aklıma gelen diyalogları yazsam siz okurken sabahı edersiniz diye yazmıyorum canlarım.Hiçbirinizin pc başında saatler geçirip boynunu , belini yamultmasını , ardımdan da beni sövgüyle anmanızı istemem.Eminim yeterince küfür yiyorumdur zaten ( tabi ki içlerinden ediyolardır yoksa bana duyurup hiç karşısına alıncak bi tip değilim lütfen ) .