19 Aralık 2015 Cumartesi

kendimce tespitler

 Yazacaklarım hiç umurunda olmayacak sayın izleyici ama yine de buraya kadar gelmişken okuyacaksın...
     Önümüzde ki hafta final haftası ya buralar şuan hep hastalık.Bir insan evladı durup durup kendini en önemli zamanlarda nasıl hasta edebilir inanın anlamıyorum.Finaller bitsin hooop İstanbul'a kaçayım olayı da yok.Yılbaşında öyle dımdızlak bir başıma buralarda ev bekleyeceğim sonuçlar açıklanana kadar.Bütlere kaldım mı görmeden gidemem.Gitsem geri dönemem.Keşke yaşadığım şehirle okuduğum şehir arasında anasının nikahı kadar uzaklık olmasaydı.İşte bunlar hep cahilliğimden.
     Bugün aylar sonra annemi gördüm.Yani görüntülü konuştuk.Biraz daha uzatsak ağlayacağım sandım.Benim gibi duygu fukarası insandan beklenmeyecek şeyler bunlar.Beni görür görmez
-Kurbağa gibi yeşil oje sürmüşün gene
demeseydi daha iyi olabilirdi.Annem için kırmızıdan başka renk yok sayın izleyici.Arada pembeyi de kaale aldığı oluyor.Telefonu kapattıkdan sonra elimde kırmızı ojeyle buldum kendimi.İşte bunlar da hep özlem.Ne yiyorsunuz ne içiyorsunuz muhabbeti oldu bir ara ; şimdi anneme okuldan 2 de gelip yemek yemek için saatin 6 olmasını beklediğimi bir türlü anlatamadım.Erken yiyince gece acıkıyoruz sonrası hep hüsran.Gerçi hayatım boyunca kilo sorunum olmadı ama olacak gibi.Yaa zaten kısayım ben bir de kilo alırsam bildiğin damacanaya benzerim.( Bunların üzerinden birkaç saat geçmişti ki akşamın 10 'un da kalkıp muffin yapıp yedik ).Muffin yerken de bir ara çökertme kebabı yapalım diye konuştuk.Öğrenci evinde değil sanırsın kraliyet ailesinde yaşıyoruz.
      Neyse biraz daha dert yakınayım ; ben final stresiydi,geçim derdiydi derken bildiğin insanlıktan çıktım.Saçım kaşım birbirine girdi.Gideyim de biraz kıza benzeyeyim.
      Bu kız hiç özel hayat yazmıyor artık demeyin hemen o konuya da değineceğim.Yazmıyorum çünkü yok.İşin ilginç yanı istemiyorum da.Beni isteyenleri de istemiyorum.Hayatımda kimseyi istemiyorum.Gerçekleştirmek istediğim hedefler var, okul desen zaten zor.Eğer 18-19 yaşında üniversiteye gelseydim belki düşüncelerim daha farklı olurdu.İnsan büyüdükçe öncelikleri de değişiyor gerçekten.Yeni bir önem sırası oluşuyor.Yeni tavırlarım yeni düşüncelerim beni bile şaşırtıyor bazen ama olması gereken bu.
      Bugüne kadar aklıma koyduğum her şeyi yaptım.Sorun şu ki ; bazen yanlış şeyleri koydum aklıma ve yanlış olduğunu bile bile yine yaptım.Pişman mıyım ? bazı konularda evet bazıların da hayır.Aklımda hiç acaba? yok mesela.Düşündüğüm,denemek istediğim sonucunu görmek istediğim şeyleri iyi veya kötü mutlaka yaptım.Ben bu saatten sonra bir daha saçmalamam herhalde diyorum kendime.Çünkü muhtemel bütün olasılıkları denedim ve sonunu bildiğim olayları yeniden yaşamaktan hiç haz etmiyorum.Düşünsenize ortalama 60 yıl yaşıyoruz. ( Allah uzun ömür versin ama sonrasında değiştirebileceğimiz çok bir şey yok hayatımızda).Geri dönüp baktığımda ömrüm boyunca koca bir hiç yapmış olmak istemiyorum.Sadece ben değil tabi ki kimse istemiyor ama bunu sadece hedefleri için kendinden feragat etmeyi becerebilenler başarıyor.İşte tam olarak onlardan biri olmak istiyorum !

4 Aralık 2015 Cuma

muadili yok mu hmm tamam o zaman

Hayatımın külfeti ağır olmaya başladı bunun muadilinde yaşayamıyor muyum ben ?

    Hani bir şey alırken pahalı gelirse muadilini alırız ya amaan nasıl olsa aynı işi görüyor diye,hah işte ben tam o hakkımı kullanmak istiyorum.Ben gene aklımı kendimi çok fena dağıttım ama şimdilik bu konudan bahsetmek istemiyorum.
     Ev arkadaşım da yeni sevgili yapıyor sanırım şuan ha gayret olcaz biz aşamasındalar ama bu gece olduk leveline geçerler.Bu saatte buluşmaya gittiğine göre...Aman aman olsun herkes mutlu olsun herkes sevdiceğine bişeylerine kavuşsun.Kimsenin hayatında bir action olmayınca iyice sıkıcılaşıyor buralar.Merak etmeyin ben İstanbul'u özledim diye ağlamayacağım ama laf aramızda şunu da bilin ; eğer gidersem bir daha da geri dönmek istemem korkusuyla geldiğimden beri hiç dönmedim İstanbul'a.Zaten artık buradaki hayatıma da alıştım.Apartta ki kızlarla dünya engelliler günümüzü kutladık.Hepimiz şu apartta akıl sağlığı yerinde bir allahın kulu olmadığında hemfikirdik.Yanlış anlaşılma olmasın dalga geçmiyoruz.
      Ha bu arada aklınızda olsun acil iyi kahve falı bakan arkadaşlar arıyoruz.İnsan günde onlarca kez kahve pişirir mi?Her gelene 1 fincan yapınca ve her gelenle de bir fincan içince yapılıyormuş anladım. ( sonra neden Çoko'nun çarpıntısı var ? ) Bu nedenle evimizin en acil ihtiyaçlarından oldu bu fal meselesi.Elimiz de böyle bir arkadaş var ama biz onu hunharca kullanıp eskittik.
       Bakın yazının bu kısmına kadar geldim ve hala dedikodu yapmadım inanabiliyor musunuz ? durun hemen başlıyoruz ;
Sınıfta bir çocuk var küpesi omuzlarına değiyor.Ben erkekte küpe severim ama sallantılı küpe nedir ya?Benim sınıfta kanka var Halişş her seferinde onu dürtüp diyorum utan kendinden sende minnak bir küpe bile yok çocukta şatafatlısı var,şuan ölmelisin bence diye.Şimdi bir de hava soğudu ya çocuk şapka bere olayına girmiş,beresini derste bile çıkarmıyor.Atkı desen her gün farklı bir desende ve farklı bağlama stiliyle geliyor.Çocuk 200 kişilik sınıfta anında dikkat çekiyor.yakışıklı değil güzel değil sempatik değil cool değil havalı değil.Bildiğin süslü.Bakın onun hazırlanma süresi benim hazırlanma süremden daha uzun değilse ben de bir şey bilmiyorum işte o kadar.
      Bu yazıyı ev arkadaşımı beklerken uyuyakalmayayım diye yazdım.Şimdi o heyecanla gelecek ve inanın neler olup bittiğini dinlemek için uykumdan dürtülerek uyandırılmak istemiyorum.Ha ben olsam dürtüp uyandırır mıyım ben de uyandırırım.Siz bana o aşkı verin gerisine karışmayın,gerekirse apartı nizami sıraya sokar aparta sesleniş konuşması yaparım hiç sorun değil.

24 Kasım 2015 Salı

his yetmez fikir de gerek

    Virginia Woolf ;
   Sen kadın zekasının en sivri dilisin bence.Bu kadar açık ve üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin hala güncel...Sen örneklemeye geçmiş yüzyılların kadınlarından başlamıştın ama inan durum şimdi bile o kadar farklı değil.Yazmak isteyen kadının önce kendine ait bir odası ve parası olması gerektiğini düşünmüştün ( en aza indirgenmiş yerinde bir tespitti. )
Gel gör ki biz kadınlar çoğu zaman sahip olmayı,çabalamayı,savunmayı,ses çıkarmayı bilmiyoruz galiba.Suçu tamamen bize yüklemek mi yoksa bizi bu hale getirenlere yüklemek mi doğru karar veremiyorum.Yıllarca ataerkil toplumda bastırılarak yetiştirilmiş kadınlara '' artık özgürsünüz '' denildiğinde neler yapabilir elinden neler gelir bilmiyorum.

Umarım bütün kadınlar bir şekilde seni okur.İnan hepsini etkilemene o kadar ihtiyacımız var ki !

                .....                        .....                     .....

    ''kendine ait bir oda '' kitabını yeni bitirdim.Çok etkileyiciydi.İçi dolu olan olan , fikri olan ve gerçeklerle bezeli şeyleri okumak sindirmek zordur ama bunu okuyun.Ben kendimi hiç kitap veya film tavsiye edebilecek kadar bilgili görmem ( oysa ki kitap arşivimde film arşivimde gayet geniştir ). Galiba kendi ilgi alanım veya zevklerim konusunda biraz şüphelerim olduğundan. ( bu arada bence the notebook etkileyici bir film değildi, Amelie filmi de pek bana hitap etmedi kısacası en iyiler listesinde ki filmler pek benlik değildi. )
Listeyi ben yapsaydım zirve Aamir Khan filmlerinin olurdu.Pride ( onur ) filmini de listeye alırdım, zirveye yakın bir yerde gerçekten çok çok beğenerek izlediğim the imitation game ( yapay oyun )de yer alırdı unutmadan la vita e bella ( hayat güzeldir ) filmini de es geçmezdim.

    Kitap konusu desen daha garip.Rus edebiyatını ve yazarlarını sevmiyorum baştan anlaşalım.Dostoyevski'nin neredeyse tüm eserlerini okudum ( yani fikirsiz sevmiyorum değil okuyorum ve sevmiyorum fikrim var ) sonra bir de Maksim Gorki var tabi.Bunu bazen sevebiliyorum ama gene de ilk tercihlerimden değil.
     Fransız edebiyatı desen orda Montaigne var sadece bunun için bile sevilebilir.
Amerikan edebiyatı desen orada ciddi bir gerçeklik var.Ben gerçeklik bulduğum , süslenmemiş her türü sevebiliyorum galiba.John Steinbeck okuduysanız ne demek istediğimi az çok anlarsınız.
     Türk edebiyatı deseniz işte tam olarak burada ne diyeceğimi bilmiyorum.o yüzden güncellerden bahsedelim.Nobel ödüllü yazarımız bile pek benlik değil arkadaşlar.Ben hala bilmiyorum o adama o ödülü neden verdiler.Ha bir de Can Dündar delisiyim.O adamın yazdığı her cümle okunmaya değer bence.Ahmet Ümit aynı şekilde ( yerli Agatha christie 'miz o bizim sevelim sayalım bağrımıza basalım ).

     Bu yazıyı biraz olsun benim hakkımda fikir sahibi olun diye yazdım.Ben kişisel bir blog sahibiyim '' günlük '' sahibi değil.Madem kişisel insan merak ediyor kendini yazıyorsan sadece duygularını,gördüğünü,hissettiğini değil fikirlerini,zevklerini de göster de rengini bilelim diye.Ben rengimi belli etmek istedim umarım açıklayıcı olmuştur.

17 Kasım 2015 Salı

şiştim burada patlayacağım

Öncelikle beynim şişti.
Önce vizeler diye sonra ingilizcemi geliştireyim diye beynimi mıncık mıncık ettim.Kütüphane desen artık müdavimi oldum,popomu koltuğa koydukdan saatler sonra yerimden kalktığım için dışarıdan gören '' altına mı yaptı bu '' gibi bir düşünceye sahip olabilir hiç şaşırmam.Bütün bunların dışında kalan zamanımda ise ne yapıyorum film izliyorum.Hatta bazı filmleri 2 kere izliyorum.Çünkü tam bir Aamir Khan delisiyim.



     Üniversite hayatı ilk günler güzeldi ama sonra boka sarıyor o iş.Gelmeyin arkadaşlar buralar hep gıybet.Neyse ki iş yaşamından yeterince tecrübeliyim de çoluk çocuk oyununa gelmiyorum.En son okuldan geldiğinde yemeği hazır bulmak isteyen ev arkadaşıyla uğraşıyordum.Kendisi sıklıkla beni ebeveyni sanıyorda.Dünyanın en sorumsuz insanlarından biriyken bir anda nasıl dadı konumuna düştüm inanın anlamıyorum.Bakın henüz üniversiteye gitmiyorsanız şimdiden söyleyin o ana babalarınıza sizi bebek gibi yetiştirmesinler.O kadar aciz olmayın.Birey yetiştirin birey,süs bebek değil.Cidden bu konu da çok doluyum.En olmadı ocağın altını yakmasını öğretin ya,renklilerle beyazların ayrılması gerektiğini...

     Şimdi size en kritik cümleyi açıklayacağım :
'' benim çocuğum hayatta öyle şeyler yapmaz,bilmez öyle şeyler '' . Bunlar saftirik anne sözleridir arkadaşlar.Kendi malının ne olduğunu bilmeden millete itelemeye çalışırlar.en çok da benim çocuğum dışarı çıkmaz diyenin çocuğu çıkıyor,sevgili nedir bilmez diyenin çocuğu bir onla bir bununla takılıyor, hayatta içmez diyenin çocuğu götü başı dağıtıyor...Sorun bunları yapması değil tabi ki ; sorun bunları hayatı boyunca hiç yapmadığı için ipini koparınca cozutması...
Hadi biraz da öz eleştiri yapayım, ben hangi kategorideyim.Valla ben evdeyken de dışarı çıkıyordum.Yeri gelirse akşamda çıkıyordum.Hayatım boyunca yeterince sevgilimde oldu.Ben tokmuşum burada anladım.Benim için okul yeni,yeniden sınav koşuşturmacası birşeyler öğrenmek yeniden adım atmak yeni.Ben en çok bunları özlemişim.
        

9 Kasım 2015 Pazartesi

ringa ringa vizeler

   Hoşgeldin vize haftası...
    Cumartesiden haftaya cumartesi de olmak üzere her gün hatta çoğu günler 2 tane sınavım var.Şuan bir köşede sızlanmayı kendime hak görüyorum müsadenizle.
    Ben ne zamandır yazamadım ama bu sefer ihmalkarlıktan değil canımlar.Koskoca apartmanın mahrumiyet bölgesinde oturduğumuzdan.Bizim internet bozuldu.Üst katta var alt katta var bizde yok.Hadi telefondan bir şekilde bağlanıyorsun da laptoptan im-kan-sız.Ev babaanne evine döndü.Tv deseniz bizim pek kullanma huyumuz yok arada kısmetse olura bakıyoruz.Onu da sırf Emre için izliyorduk o da mıç mıç ilişki yaptı.

     Burada şuan sular durgun ama hep böyle değildi.Ne kıyametler geçti be hey yavrum hey.Kötü günlerden bahsetmek istemiyorum sayın izleyici.Söz seneye daha güzel olacak her şey,bu yıl çömezliğime geldi.
Ne anlatcaktım ben ya diye düşünüyorum şuan .Size biraz uzaktan eğitim zımbırtılarımızdan bahsetmek istiyorum ( bugün sınavda vardı zaten ) . Sabahın 8.30 unda benim 3 uzaktan eğitim (uzem) dersim var peşpeşe 3 gün.Böyle açıyorsun pc yi giriyorsun adam kameradan sana ders anlatıyor evinin salonundan.O esniyor,sen esniyorsun.Ben ( ve aslında herkes ) tabi ki sisteme girip kalan uykusuna devam ediyor.uyanıp baktığım zamanlarda da acaba bu adamın altında pijamamı vardır diye düşünmekten dersi dinleyemiyorum ( bence o da ders bittikden sonra yatağına dönüyor. ) En son sizin okul nerede ki ? diye sormuştu hocalardan biri.O an tamam dedim hoca okulu bilmiyor daha diye düşünürken sizin sınav sorularınızı biz hazırlamıyoruz onu okulunuzdaki hocalar hazırlıyor inşallah benim anlattıklarımdan sorarlar gibi bir cümle duydu bu kulaklar.veee hiç de öyle olmadı sayın izleyici.Hoca A anlattı sınavda Z vardı.Zaten önüne bir kağıt bile koymuyorlar.Geçiyorsun bilgisayar başına tık tık işaretleme yapıyorsun.Sınava bile saygı kalmamış arkadaş ! inanır mısınız resmen ellerim sorunun altını karalamayı özledi.
ben sitem kotamı burada doldurayım bugünlük.Aslında bir silkelensem var ya neer dökülür benden ama şuan dökülmek için yanlış zaman.Sabaha 2 sınavım var benim.biri gene uzem :( biri de muhasebe. Bakın muhasebe de çok ilginç bir ders.cebimde 5 kuruş para yokken maliye tablosu yapmalar almalar satmalar olmayan paramın çetelesini tutmak nasıl koyuyor anlatabilemem.dur ya yoksa anlatır mıyım ? bilemedim şuan.Hadi kaçtım ben.

3 Ekim 2015 Cumartesi

her şey patatesler haşlansın diye

  Bu yazıyı patatesimin haşlanmasını beklerken yazıyorum yani mühim bir içerik beklemeyin...

   2 gündür mideme ıce tea dışında birşey sokmadığımı midem bulanmaya başlayınca farkettim.Bir insan acıktığını nasıl anlamaz ? ben galiba anlamıyorum.Ev arkadaşımda bende yemek konusunda fazla iyi de değiliz zaten. ( 2 gün önce akşam körili tavuk yaptımdı ben ). Benim olayım hamur işleri ama maalesef evimizde henüz fırın yok.Gelecek ay bu konuya el atmayı düşünüyoruz dostlar.

    Hadi başlamışken geçen gecenin 2 sinde alt kattaki apart sahibimizin kapımıza nasıl dayandığından bahsedeyim.Kendileri alt katta uyuyormuş ve biz bu saatte evin içinde yürüyemezmişiz!  Karı bizden uçmamızı,ışınlanmamızı falan bekliyor ulan.O zaman söyleyin yatağımdan tuvalete çiş tesisatı kursun, mutfaktan çalışma masama da yiyecek içecek sistemi.Başka türlü olmaz o dediği.Hayır o kadar yürümeye karşıysa evini kötürüme verseydi o da rahat etseydi karşısındaki de.

   Okulun dersleri kadar bir diğer zor yanı ise bugün ne giyeceğim olayı.Okuldaki kızların çoğu güzel.Yani ister istemez düzgün giyinmek gerekiyor.Kıçıma kadar inmiş saçlarımı da kestirdim.Neden ? Çünkü bu bonus kafayı sabahın köründe yıkamak şekle sormak saatlerimi alıyordu.Kuaföre de vur dedik öldürdü ( evet gene bilmediğim bir kuaförün azizliğine uğradım. ) Bu saçı var ya naparsan yap kıvırcık kullanamazsın artık.O derece kısalttı.( merhaba düzleştirici merhaba yeniden kırılan saçlar )
      Burada en büyük sorunlarımdan biri batak bilmemek.Ulan piştidir 101 dir papaz kaçtıdır hepsini bilip aralarından birini atlamışım o da buraların favorisi çıktı iyi mi.Gel güzel kardeşim biz okeydir tavladır falan atalım boşver kağıdı kumarı.Bir de sayın seyirci bakın 300 küsür kişi olmuşuz bana oralardan güzel , eğlenceli dizi önerin size zahmet.sezon sezon izlemeye doymayalım. ( 2 broke girls , shameless , mr robot, teen wolf , doctor who , rizzoli & isles bitti onlar olmaz. ) Sağlam filmler biliyorsanız ona da varım o da olur.Hadi canlarım göreyim sizi.

     Yazacaklarım bitti ve patates hala çatalla ikiye bölünmüyor.gidip oje sürüp kurumasını bekleyeyim bari. ( sonra da patatesi alırken ojelerim bozulsun da sinir krizlerine gireyim )

25 Eylül 2015 Cuma

bayram alışverişi, yolculuk,ziyaretler

    1 bucuk saat sonra yeniden yollardayım canlarım.
Bayram ziyaretlerini ufacık polemiklerle atlattık.Şey ben büyük teyzeme bayramlaşmaya gidip, demir kapıyı açmayı başaramadığımdan geri döndüm.Tabi bu biraz olay oldu. ( ben amacımı yerine getirmek için oraya gittim mi ? gitttim.niyet önemli bence . )

      Hadi gelelim alışveriş kısmına.Ben mi gratisi sömürdüm gratis mi beni bilmiyorum ama durum şu:



The balmdan hiç kullandığım bir şey yoktu ama bu sene eyeliner ve Nude Dude far paleti aldım.Bordo ruja müthiş bir takıntım var ( ihtiyacım olmamasına rağmen ) mervenin kırmızısını aldım.Lorealden rimel, maybellineden fondöten,essenceden krem, golden rosedan pudra ( ben normalde de bu pudrayı seviyorum.)3 tane fırça ( aslında 3 tane daha eyeliner fırçam var ama memnun değilim aradığımı hala bulamadım bu mudur bilmiyorum. ) .Far fırçası da aldım.Bu arada ben pek far kullanmam.Yaa ben yaşca küçümen gösteriyorum biraz.Bana sanki far çok büyük işiymiş bana yakışmıyormuş gibi geliyordu.Son olaral flormardan rengini beğendiğim bir göz kalemiyle 2 tane de dudak kalemi aldım.Ben dudak kalemlerini bildiğin ruj olarak kullanıyorum.makyaj temizleme sularını kasada önerdiler.1 alana 1 bedavaymıs gratis kartta belli bir miktarda alışverişe.Onu da aldım.

Bu arada ben gelmiş burada yazı yazıyorum ama aslında hazırlanıyor, valiz falan toparlıyor olmalıydım.Kahretsin tam bir son dakika insanıyım bu huyumu da değiştirmeliyim.Bu sefer aileme,İstanbul' a daha uzun süreliğine veda ediyorum.
Bu yazı bu kadardı sayın seyirciler ben gidince tam durum bildirimleriyle geri döneceğim haberiniz olsun.






18 Eylül 2015 Cuma

kör olmaya bir tık kala

    Sağ gözüm görmüyor solda da aynısı yavaştan olmaya başladı...
Burda okula gideceğim ilk gün başladı gözümdeki bu değişiklik.Yatakdan bir kalktım sağ gözümde bir acı , bir yanma, bir batma.Aha dedim tamam kızım Çoko gözünün birini yastıkta bırakıp kalktın herhalde.Öyle olmamış ama bildiğin kıpkırmızı olmuş.Etrafına da gün geçtikçe mor bir halka örüyor.Kafasına estiği gibi de şişiyor falan.Yani olurda sokakta kıpkırmızı gözlerle Dracula gibi gezen birini görürseniz ürkmeyiniz canlarım o benim.Ha bilmediğim bu şehir de sağlık ocağı bulup gitmedim mi ? Gittim.Doktor hayatında ki bütün dedikoduları döküp , 40 yıllık  konuşma ihtiyacını giderdikden sonra bana 2 tane sikimsonik damla verdi ve her şey daha da kötü oldu.

       Bütün bunların dışında okula tam alışıyordum ki 9 günlük bayram tatili sebebiyle bugün eve dönüyorum.Ev arkadaşımla hala tanışamamış olsam da en azından artık telefonda konuştuk fotoğrafını falan da gördüm maşallah taş gibi hatunmuş kendisi de.Evde hiç yalnız kalmamış ve mümkünse benim bayram tatilimi 1 güncük kısaltıp kısaltamayacağımı da sordu kendisi.Anlayacağınız sanırım cumartesi günü evdeyim canlarım.Bu arada yol dediğin Kamil Koç'la 12 saat sürüyor.Akşam yola çıkacağım ama evi de öyle bir dağıtmışım ki şimdi girsem 3-5 saate anca biter ( gerçi bende merak ediyorum kıç kadar evde bunu nasıl başarabildiğimi ).  Gene de toplamalıyım tabi ki , elin kızına sen yokken 1 haftada evin şeyini çıkardım diyemem.

        İstanbul'a gidince kışlıklarımı da getireyim ama bu şehre daha kış gelmedi şortla atletle dolanıyoruz hala.Dönmeden önce saçlarımı da boyatmak istiyorum ama o iş biraz yaş gibi görünüyor.Niye ? çünkü Çoko'nuz kitap,defter almak için donuna kadar harcama yaptı.Fotokopi kabul etmeyen,hatta kitabın son basımı değilse onu bile kabul etmeyen hocalara ne tarafa doğru sövüyorduk ? 
Bir de uzaktan eğitim diye bir olay var.Benim 3 dersim öyle üçünü de koymuşlar sabahın kuşluk vaktine.Siteye girip vurup kafayı uyuyordum ki hocanın çığırtmasına uyandım.

-Sen bu konuda ne düşünüyorsun Çoko ?

yemin ederim şu soruyla uykumdan uyandım.Puşt herif gerçekten pc başında olup olmadığımızı test ediyormuş.Yapıştırdım cevabı
- ne düşünmeliyim hocam ? Daha senenin başı ben bu konuyu ileride düşünücem deyip politik cevaplarımdan taviz vermedim.

Bu arada soru evrensel dilin ingilizce olmasının sebepleri neler olabilir ? miş.sonradan öğrendim.

    Gelelim bir diğer meseleye.Hani o kadar AVM , çarşı pazar geziyorsunuz da bazen garip garip kıyafet görüyorsunuz ya, ya da gerçekten beğendiğiniz hoşunuza giden bir kıyafet görüp alıyorsunuz da hani sokakta desen giyilmez,düğüne desen olmaz, yemeğe desen gitmez.Kesin okulda giyilcek kıyafettir o.Hayatımda bu da giyilir mi dediğim, bu nerede giyilir dediğim bütün kıyafetlerin okulda giyildiğini gördüm.En azından kafamdan bir soru daha eksildi ne diyeyim.Neyse canlarım şimdilik böyle.bir daha da dönünce yazarım artık.Şimdiden hepinize iyi bayramlar diliyorum.

13 Eylül 2015 Pazar

içimde kalanlar...

    Biliyorum iyi bir blogger değilim çünkü yazmaya eriniyorum !

    Gene de bu gece yazmadan edemezdim.İstediğim şehirde üniversiteyi kazandım.Apartta tuttum ve bu burada ilk gecem.Yaşıtlarımın bir kısmı çokdan mezuniyet aşamasına gelmiş,diğer kısmı çokdan kocalarını kollarına takmışken ben evden 12 saat uzakta ilk senemdeyim.Ev arkadaşımla daha tanışmadım.Bayramdan sonra gelecekmiş.Evin yarısını o tutmuş ama böyle bildiğin ciddi anlamda yarısını tutmuş.Boş eve eşyalarını nizami bir şekilde tam ortadan yerleştirmiş.Ben olsam o kadar da düzgün yerleşemezdim.Sanırım bu tertiplilikle muhtemelen benim eşyaların onun sınırına geçen kısmını alır çöpe koyardı.Umarım iyi biri çıkarda sorun yaşamayız.Şuan o beni ben de onu merak edip duruyoruz.

      Madem öğrenci oldum bu sorunlar üzerinden yardırmaya devam edeyim bu yazıda.Ya ben geri dönüş biletimi falan da aldım ama bayram tatili 9 gün oldu diyorlar ,  okula dönme tarihi de değişti diyorlar.Hayy ben böyle işin.Az buz değil bir bilete 100 Tl gömünce evlat acısı gibi koyuyormuş.Evet Çoko'nuz para harcamaya alışık ama kıytırıktan bir kağıt parçasına değil.

Şimdilik bu kadar olsun mu ? Yarın bu işin yerleşme ve alışveriş kısmından bahsedeceğim.Bundan sonra buralardayım nasıl olsa kafa şişirmeye çok vaktim olur.

9 Temmuz 2015 Perşembe

buralardayız

  Onca yıl aradan sonra sınava hazırlan, gir falan derken bir garip oldum ben...

     Komşunun hayatını yaşıyormuş gibi hissediyorum.İnsan bir senede tüm hayatını değiştirebilir mi ? Ben değiştirdim.İş hayatından okul hayatına geçmek çok tuhaf.Yaşamadan pas geçtiğim şeyleri geri dönüp telafi etmek de öyle ama gene de rahatlatıcı bir yönü var.Okula dönmeseydim ömrüm boyunca içimde kalabilirdi.Oysa okulu da kendi isteğimle bırakmıştım.Siz siz olun her zaman açık bir kapı bırakın kendinize.2. bir şıkkınız her zaman olsun.



     Şu tercih dönemini de atlattıktan sonra Düzce'ye kuzenlerimin yanına gitmeyi planlıyorum.Orada 1 hafta falan oyalanır dönerim.Veee Ağustos'ta da 1 haftalığına tatile gideceğiz Kefken'e.Şimdilik planlar böyle.

     Ramazanda zaman çok tuhaf geçiyor.Zaman kavramım yok oldu resmen.Ne zaman uyuduum , uyandım, ne yaptım ,saat kaç hepsi yok oluveriyor.Ezan kaçta okunuyor ve kaç dakika kaldı muhabbetine dönüyor iş.Açlıkla bir sorunum yok ama günde 10 litreye yakın su tüketen biri olarak susuzluk çok dokunuyor bana.

   

      Ne anlatmadım diyordum.Bir senedir küs olduğum Kübik'imle barıştık.14 senelik arkadaşlık bizimki.Benim tam zıttımdır kendisi.Benimle birebir aynı olan hiçbir şeyi sevmiyorum.Zaten kendimden bir tane daha çekemem.Bu aralar yazmıyordum hiç evet çünkü nereden başlayacağımı bilmiyordum.Ara vermenin en zor yanı kaldığın yerden devam etmek.Anlatacak şeyler birikince hangisinden başlayacağıma karar veremeyip hiçbirini de anlatmıyorum.Evet ancak benim gibi biri bu sonuca varabilirdi.Neyse sayın izleyici durumlar şimdilik bu.
.
   

9 Haziran 2015 Salı

bundan sonra

      Burada siyasetten izler yok.

      Büşra Bayram dışında ( en azından benim sayfamda ) kimse siyasete bulaşmamış görüş belirtmemiş ya da ben farketmemişim sanırım.Herkesin düşüncesi apayrı ve herkesinkine de saygı duyuyoruz burası tamam.Oturup desteklediği partiyi savunangillerden değilim ben.Hangi partiye oy verdiğimi değil ama vermediğimi direkt söyleyebilengillerdenim.Önce şuınu üzerine basa basa söyleyeyim.

   HDP ye oy vermedim, vermem, asla da vermeyeceğim, verenin iyi niyetine de , samimiyetine de asla inanmayacağım !

     Bazen çok iyi , çok ak çok pak çok doğru çok dürüst diye desteklemezsiniz kimseyi.Bakarsınız ve bütün seçeneklerin arasından 'kötünün iyisine ' oy verirsiniz.Desteklediğiniz daha iyi olmayabilir evet ama diğerleri daha kötüyse pek de seçecek bir şansınız yok demektir.
Her neyse umarım ülkemiz için hepimiz için hayırlısı olur.

     Hadi dönelim şimdi kişisel meselelerimize.Kişisel blog yazmanın en iyi yönü konu sıkıntısı çekmemesi , en kötü yönüyse ne yazacağına karar verememesi.Bu blogu kapatıp 0 dan başlamayı düşündüm sonra emeklerime kıyamadım.Bundan sonra kendi çektiğim fotoğraflarla paylaşmak istiyorum yazılarımı.Bu konu da sağolsun Deeptone fikir verdi.Sil eski tüm yazılarını yeniden başla dedi.Aklıma da yattı.Sanırım öyle yapacağım.Ha bir de unutmadan söyleyeyim , Bu pazar ve haftaya pazar üniversite sınavım var , bana dua edin şans dileyin artık içinizden ne geliyorsa.Buna gerçekten ihtiyacım olacak.

21 Mayıs 2015 Perşembe

durum bildiriyor ...

   Geri döndüm demeyeceğim çünkü zaten gitmemiştim.

    Sadece hiç zamanım yok.Yıllarca arar verdikden sonra üniversite sınavlarına hazırlanmak umduğumdan zormuş.Yaşıtım kuzenim (nurdan ) evli , yaşıtım kuzenim ( çiğdoş ) bebesi oldu.ya ben ?   Tabi benimde ilerleme taydetti
ğim konular oldu.Bakınız : neredeyse 1 senelik ilişkim oldu.Son zamanlarda çok sallantı da ama olsun.Okul konusu ise bu kararımdan pişmanlık duymuyorum.Sanırım uluslararası lojistik istiyorum.Sonra da dil öğreneyim diye çıldıracağım ve ömrüm çıldırmakla geçecek.

    Yine neredeyse 1 senedir küs olduğum en yakın arkadaşımla da barıştık.Onun sayesinde biraz daha yaşama döndüm diyebilirim.
( Bu arada geçen gün mustafa ceceli konserine gittim üsküdar üni için düzenlenen , o kadar efendi , o kadar süt, o kadar kuzu gibi duran adam yani tv de öyle görünen adam neymiş meğer , umduğumdan çok eğlendim ve hayret ettim. )  Sanırım ondan önce de okan üniversitesi kariyerfeste gittim ona dershaneyle gitmiştik gerçi , orada da Model'in konseri vardı.Konserlerin en güzel yanı çıkınca bir sinir stres atmış olmak.Tabi her çıktığımda benim sesim kısılmış boğazım acıyor oluyor ama olsun.Sanırsın konseri sanatçı değil de ben veriyorum.

    Hadi biraz da özel hayattan bahsedeyim.Sığırım en geç 10 haziran da polis oluyor.Bu gözümü biraz korkutuyor açıkcası.O okula hapsolmuş durumdaydı ve ben
m içim rahattı.Şimdi dışarda olacak yeni ortam,yeni insanlar.Tüm düzenimiz değişecek,daha rahat olacak artık.Bencil değilim ( yalan söylüyorum tam bir bencilim ) ama onun o kadar da rahat olmasını istemiyorum.

    Yaz geldi , deniz sezonunu açmak istiyorum artık.Kilo problemim zaten hiç olmadı.O yüzden napacağım edeceğim korkum yok hepim topum 47 kilo.Kendimi iyice saldım ama.Bir de sınav  yaklaştıkça stres oldum yüzüm bir garip oldu.Sararıp soluyorum dostlar ( üzülünüz )

Ben de son durumlar şimdilik böyle.Biraz gidip ders videosu izleyelim.Zaten buraya 1 saat ders videosu diye geliyorum Hülya avşarın kızı nerde yakalandı , sneijder in karısı hangi filmde oynadı , pınar altuğ'un eli ne halde derken en son varis tedavisinde son nokta ! haberi okurken buluyorum kendimi.

27 Mart 2015 Cuma

yaşıyo muyum? -yooo

    Uzun zamandır yoktum biliyorum.

   Sizi okuyup okuyup kaçıyordum.Malum öğrenci olmaya karar verdim başım kalabalık.YGS denen bela anca gitti başımdan sıra geldi LYS ye.Matematik 2 den nefret ediyorum arkadaşlar.Ben matematik özürlüyüm.Benim beynimin sayısal kısmı yok bence.Hayatımda ki yoklar bununla mı sınırlı , tabi ki değil.Bir hedefim de yok.Bir insanın istediği hiç mi bir meslek olmaz ? Yok işte.

   Haydi özel hayattan da biraz bahsedeyim.9 ayı geçtik ve hala ayrılmadık inanabiliyor musunuz?Rekor bu benim için.Tabi şu sınava hazırlandığım sıralar heder ettim çocuğu.Adamın sayısalı çok iyi.Diyorum ben seni öküz sanıyordum meğersem inekmişsin!  Bana matematik çalıştırsın diye onu her hafta sonu starbucks Bostancıya yapıştırdım resmen.Starbucks Bostancı şubesinde çalışıyordum ben eskiden.Oranın açıldığında ilk ekibindeydim.Orayı biz açtık , oranın düzenini biz kurduk.Orası benim için apayrı bir yer ayrıca 2 katlı olması da benim için ayrıca sevilme nedeni.Ders calışacaksanız kesinlikle tavsiye ediyorum.Bu arada Caddebostan'da ki pinkberr kapanmış yerine Akasya acıbadem AVM ye açılmış diye duydum.Üzüldüm , kahroldum resmen.Tamam AVM bana daha yakın ama olsun orda ki yeri başkaydı gönlümde.

   Neyse ne diyordum ben.Ha 9 ay diyordum.Mezuniyetine az kaldı onun.Bakalım okul bittiğinde de aramız hala iyi olacak mı ? Ya ben kabul ediyorum kolay biri değilim.Herşeyi geç fazla hırslı,hırçın,sinirli biriyim.Bir de fevriyim.İlla en son lafı ben söyleyeceğim.Bunun için herşeyi yapabilirim sonra ne olur diye düşünmeden herkesi kırabilirim.Bana sorarsan ben haklıyım.Her olumsuz bir şey söyleyişinde '' sen de sütten çıkmış ak kaşık değilsin sus bence '' diye çemkiriyormuşum adama.Geçen yine ! tartışıyoruz.Ben söylemeden direk

- neyse tartışmayalım nasıl olsa sen hep haklısın.Unuttun mu ben boktan çıkmış kara kaşığım ...

 demesin mi neye uğrayacağımı şaşırdım.Ben insanalara saldırarak konuşuyorum böyle üstünlük kuruyorum arkadaşlar.Bakın ben böyleyim siz olmayın.Başıma ne geliyorsa bu sebepten geliyor.

    Adamın benim hakkımda ki tüm tespitleri %100 doğru oluyor ve sinirleniyorum biraz.( aslında bayaa ) Geçen diyor sen çok hırslı birisin her konuda.O yüzden genel de başarılısın ama istediğine giden yolda seninle uğraşmak hiç kolay değil.Çekilmez olabiliyorsun bazen.Diğer yandan senin kafana koyduğun herşeyi yapabileceğini bilmek güzel...
Bana bunları diyor ama şöyle de bir durum var : bunların okulda kalma olayı falan yok.2 sene okuyorsun sonra siktir git polis ol diyorlar sana.Yani böyle demiyorlarda sistem bu.Sadece kaçıncılıkla ordan gittiğin konusu var.O da sadece gideceğin şehri seçerken önemli.Çünkü okul başarı sırana göre seçiyorsun istediğin şehri ve her şehrin kontenjanı var.İstanbul'da kalmak isteyen için sorun yok çünkü en sonuncusuna bile seçenek olarak diyarbakır , bitlis , hakkari , istanbul gibi bir seçenek kalıyor.Niye ? istanbul kuduruk bir şehir çünkü polis dayandıramıyorlar.Kapış kapış gidenler ise genelde kocaeli,sakarya,bolu   sonra da izmir , bursa vb...   ilk seçeneklerin sebebi tabi ki maddiyat.İstanbul da it gibi koştursan da aynı maaş.Sakarya da pineklesen de aynı.Gelir aynı ama istanbul'la kıyaslanırsa giderler için aynı şey söylenemez.

    Benim ki istanbul' da kalacak yani sıralamayı iplemese de olur.O ise öyle mi.Kimseye göstermeden , hiç çaktırmadan gizli gizli ders çalışıyor adam.Ben bile tesadüfen öğrendim.O ve ders çalışmak asla olamaz dersiniz tanısanız.Arkadaşları da öyle diyor.O ders çalışmaz ki ! nah çalışmaz.neymiş efendim notlar sınıfta okunuyormuş başkasından altta mı kalsınmış ... Hayretlerim şaştı.
   sen var ya sen : sinsi köpek , içten pazarlıklı puşt , fesadın dibisin dedim.
Valla haklısın ... dedi.O an anladım bizim ilişki bir söz var ya onun gibi.Neydi o '' körler sağırlar birbirini ağırlar ''   . okulda ilk 20 deymiş başarı sırası olarak.Hiç şaşırmadım.Neden hala birlikteyiz neden hala ayrılmadık sebebini anlıyorum artık.Hiç şaşırmıyorum.

14 Ocak 2015 Çarşamba

bir savunma taktiği ( bendensiniz )

   Bir ısınma biçimi olarak '' oralet içme '' yi kullanıyorum şuan...
Duruma göre meyve çayı ve kahve de olabiliyor.Hava o derece çıldırdı ki balkonda sigara kaçamağı da bitti artık.

   Neyse ben bunu anlatmaya gelmemiştim.Ne anlatacaktım ?
Sizi sevmeyen insanları ! Takma sayın okuyucu.Ondan daha güçlü görün,daha mutlu daha eğleniyormuş gibi görün,üstüne bir de onu problem edemeyecek kadar yoğun görün.Ve zafer sizindir.Hepimiz artık biliyoruz ki ; sizi sevmeyen insan ya sizi çekemiyordur ya size ait bir şey istiyordur ya da sizinle çıkarları çatışıyordur.Ha ben böyle mi yapıyorum ? Tek bir farkla evet.Ben gerçekten umursamıyorum.Öyleymiş gibi yapmama gerek kalmıyor.Tabi bu durum kişinin kim olduğuna göre değişebilir.

   En son dershane de beni sevmediğinden emin olduğum bir kıza böyle davrandım en sonunda kız pes edip uzlaşma yoluna gitti.Neden bilmiyorum ama en çok '' dinsizin hakkından imansız gelir '' sözüne inanıyorum.Öyle de davranıyorum zaten.Bazen çok cazgır çok çirkef olmam gerekebiliyor ama alışıyorsun.Öyle olaylarla karşılaşıyorsun ki var be bu da oluyormuş demek ki diyorsun.Böyle olaylara alışa alışa geliştirdiğin kişiliğe de en son '' ben ne oldum böyle '' diyorsun.

  Nerede kalmıştım ? Geri püskürtmekte.En iyi savunma hücumdur sayın izleyici.Tabi bunun için yani göz korkutabilmek için biraz baskın bir karakter olmanız gerekıyor.Diğer anlamıyla '' farklı '' olmak da denebilir.Farklı olmak aynıların içinde ayrı olmak değil , aynıların için de kendin olmaktır aslında.Hem zaten farklı olsaydınız hiç bir tepkiniz kimseyi şaşırtmazdı.Şimdi siz aynısınız ya ; günün birinde çileden çıkıp çok sağlam bir tepki koyduğunuzda herkes afallayacaktır.Ne olursa olsun o durumda kafadan siz haklı olacaksınız zaten.Beklenmedik insanların tepkisi her zaman sayıdır,bunu da unutmayın.Bu duruma '' uysal atın çiftesi pek olur '' da diyorlar.

    Peki ben bütün bunları niye yazdım? Okuduğum kadarıyla hep çevrenizdeki birileriyle uğraşıyorsunuz. ( inanın kocaman bir çoğunluk bu ) Bari kendiniz için yakınmaktan başka şeyler de yapın dedim. ( bu örnek sadece siz kendi savunmanızı da geliştirebilirsiniz tabi canım ) Yapılabilecek en iyi şeyler bunlar diye bir idaam yok. ( iddaa, idda,iddea... nasıl yazılıyordu bu ya ) .Yaparsınız yapmazsınız size kalmış.Ben sadece sizin sinir sağlığınızı düşündüm.Orayı burayı ağlama duvarına çeviriyorsunuz sinir stres sahibi oluyorsunuz.Kıyamadım size.Çokonuz gene iyi günündeydi şımarık bebe tavrını bırakıp size anaçlık yaptı ( benim anaçloığım da anca bu kadar olur zaten .) hadi gene iyisiniz.

   NOT : Benim blog iyice günlük moduna girdi.Bu yazıyı sırf o mod dağılsın diye yazdım.Ha bir de dersi düşünmekten  ( evet çalışmaktan değil çalışmam lazım diye düşünmekten ) beynim artık çalışmadığından bu yazı tam benlik olmamış olabilir..İdare ediveriniz.Şimdilik bu kadar ama en kısa zaman da gene gelcem.

7 Ocak 2015 Çarşamba

diyorum inanmıyorlar

      Dışarda kar var diye çoğunuz mutluluktan ölüyorsunuz biliyorum...
Beni sormayın ben sıcak seven insanlardanım.Temmuzun ortasında bile üşüyen bir vücudum varken bu havaya nasıl dayanabilirim ki ? Gerçi yine de kar yağışını izlemeyi seviyorum.Perdeleri açıp evin içinden dışarıyı saatlerce seyredebilirim.Benim kar fantazim bu kadar işte.

      Hava soğuk diye dışarı çıkmakdan kaçınıyor muyum ? asla.Ne zamandır görüşemediğim adaşımla da görüşmüş olduk.Nasıl özlemişim nasıl.

      


      Ben gene de bugün uğradım dersaneye.Gerçi fazla oyalanmadım eve geldim hemen ama geldim ki ne göreyim evde kimse yok.Bari şurada iki kelam edeyim dedim.Ya benim yazma,konu bulma sıkıntım falan yokda şak diye bunun başına oturunca kafam karışıyor.Aaaaa durun ne anlatacağımı buldum ( korkmayın, dersaneden sınavlardan ne yapmam gerektiğinden bahsetmeyeceğim bu sefer ).

    Cilt bakımı...Kışın hepimiz bir salıyoruz falan diyeceğim ama yok anacım bazı hatunlar var kışın bile taş bebek gibi geziyorlar.Hiç mi erinmiyorlar hiç mi üşümüyorlar anlamadım.Durum böyle olunca bizde de iş başa düşüyor tabi ki.Aslında ben kendi kullandığım ürünlerle ilgili bir yazı yazacaktım ! ( tabi ki benden makyaj bloglarındaki gibi bir performans beklemeyin ) Ben sadece işe yaradığını düşündüğüm şeyleri , hayatımı kolaylaştıran şeyleri kullanmayı seviyorum.Böyle kocaman bonus kıvır mıvır gür bir saçla başederken nelerin işe yaradığını anlatabilirim.Ya da yağlı ama nemsiz bir ciltle nasıl başedilebilir minnak ipuçları verebilirim.Çok fazla sivilce sorunum yok ama en ufak bir sivilce bile çıksa mutlaka izi kalıyor bende bunun için doktora gitmiştim verdiği krem baya işe yaradı.Tabi sivilce tedavisi demek kuru cildi onlarca kat daha kuru hale getirmek demek...Dudaklarım deseniz yaz-kış çatlıyor.Öyle keyfine düşkün işte.Unutmadan tabi ki bir de saç düzleştiricisi konusunda tavsiye verebilirim.Benim saçımı bile düzleştirebiliyorsa geriye kalan herkes de işe yarar zaten diye düşünüyorum.

     Her neyse bu saydıklarımı gelecekte bir yazıya bırakalım.Ben bu aralar hep boğazımda durması için bir siyah şal alacaktım ama dış kapıdan çıkar çıkmaz ne alacağımı unutuyorum.Bir de ruj fırçası alacağım.Ruj fırçası bana ömrüm boyunca hiç lazım olmadı bu zamana kadar.Şimdi neden lazım biliyor musunuz ? Müthiş rengi olan ( kahverengiyle bordo arası bir renk ) bir ruj aldım ve fırçasız sürmek neredeyse imkansız.Hiç de hata kabul etmeyen de bir yapısı var.Bulaştım mı kesinlikle çıkmıyor.Gördüğünüz gibi alınacaklar listem çok mütevazi.Listenin devamı hep hazırlık kitapları olduğundan anlatmaya gerek duymuyorum.Bu arada ben bugün mat 1 hocasına hocam bana soru çözümünü herkesden ayrı anlatın ve gerizekalıya anlatır gibi anlatın lütfen dedim.Benim gibi cinden hallice bir kızdan bunu beklemiyor olacaktı ki adam şok oldu.Bir an ne diyeceğini bilemedi.Şimdilik anlatacaklarım bu kadar.Çok şeyler oluyor aslında da anlatmaya değer mi kestiremiyorum.

    Bir de bütün eski sevgililerim geri dönmeye başladı.İlk başta bir hayıordır noluyoruz falan oldum sonradan aklım kaymaya başladı.Hayatımda çok defa aldattım çok defa da aldatıldım ama bu kez olmaz.Bu sefer birlikte olduğum insan gerçekten değerli biri.Başkası için onu harcamaya değmez.Diğer yandan ona böyle sırılsıklam aşık falan değilim.Öyle heyecan falan yok.Benim gibi bir kız için de bu büyük sorun.Bugüne kadar nerde yanlış,nerede olmadık iş varsa hepsini yaptım.İster istemez içimde bir yerler gene öylelerine kayıyor.Tehlike çanlarının çaldığını hisseden arkadaşlarım hemen önüme dikiliveriyorlar zaten.Gene her şeyi bok edeceksin diye.Evet muhtemelen edeceğim.Ya anlamadıkları şu öyle biriyle beraberseniz bir beklentiniz olmuyor.Takılmak da gayet eğlenceli.Tamam kulağa pek hoş gelmiyor ama insan en çok tecrübeyi öyle ediniyor aslında.Neyse neyse şimdilik uslu duruyorum.Hem de benden bile beklenmeyecek kadar kararlı bir şekilde uslu duruyorum.Bir aferin yok mu şimdi bana ?