24 Kasım 2015 Salı

his yetmez fikir de gerek

    Virginia Woolf ;
   Sen kadın zekasının en sivri dilisin bence.Bu kadar açık ve üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin hala güncel...Sen örneklemeye geçmiş yüzyılların kadınlarından başlamıştın ama inan durum şimdi bile o kadar farklı değil.Yazmak isteyen kadının önce kendine ait bir odası ve parası olması gerektiğini düşünmüştün ( en aza indirgenmiş yerinde bir tespitti. )
Gel gör ki biz kadınlar çoğu zaman sahip olmayı,çabalamayı,savunmayı,ses çıkarmayı bilmiyoruz galiba.Suçu tamamen bize yüklemek mi yoksa bizi bu hale getirenlere yüklemek mi doğru karar veremiyorum.Yıllarca ataerkil toplumda bastırılarak yetiştirilmiş kadınlara '' artık özgürsünüz '' denildiğinde neler yapabilir elinden neler gelir bilmiyorum.

Umarım bütün kadınlar bir şekilde seni okur.İnan hepsini etkilemene o kadar ihtiyacımız var ki !

                .....                        .....                     .....

    ''kendine ait bir oda '' kitabını yeni bitirdim.Çok etkileyiciydi.İçi dolu olan olan , fikri olan ve gerçeklerle bezeli şeyleri okumak sindirmek zordur ama bunu okuyun.Ben kendimi hiç kitap veya film tavsiye edebilecek kadar bilgili görmem ( oysa ki kitap arşivimde film arşivimde gayet geniştir ). Galiba kendi ilgi alanım veya zevklerim konusunda biraz şüphelerim olduğundan. ( bu arada bence the notebook etkileyici bir film değildi, Amelie filmi de pek bana hitap etmedi kısacası en iyiler listesinde ki filmler pek benlik değildi. )
Listeyi ben yapsaydım zirve Aamir Khan filmlerinin olurdu.Pride ( onur ) filmini de listeye alırdım, zirveye yakın bir yerde gerçekten çok çok beğenerek izlediğim the imitation game ( yapay oyun )de yer alırdı unutmadan la vita e bella ( hayat güzeldir ) filmini de es geçmezdim.

    Kitap konusu desen daha garip.Rus edebiyatını ve yazarlarını sevmiyorum baştan anlaşalım.Dostoyevski'nin neredeyse tüm eserlerini okudum ( yani fikirsiz sevmiyorum değil okuyorum ve sevmiyorum fikrim var ) sonra bir de Maksim Gorki var tabi.Bunu bazen sevebiliyorum ama gene de ilk tercihlerimden değil.
     Fransız edebiyatı desen orda Montaigne var sadece bunun için bile sevilebilir.
Amerikan edebiyatı desen orada ciddi bir gerçeklik var.Ben gerçeklik bulduğum , süslenmemiş her türü sevebiliyorum galiba.John Steinbeck okuduysanız ne demek istediğimi az çok anlarsınız.
     Türk edebiyatı deseniz işte tam olarak burada ne diyeceğimi bilmiyorum.o yüzden güncellerden bahsedelim.Nobel ödüllü yazarımız bile pek benlik değil arkadaşlar.Ben hala bilmiyorum o adama o ödülü neden verdiler.Ha bir de Can Dündar delisiyim.O adamın yazdığı her cümle okunmaya değer bence.Ahmet Ümit aynı şekilde ( yerli Agatha christie 'miz o bizim sevelim sayalım bağrımıza basalım ).

     Bu yazıyı biraz olsun benim hakkımda fikir sahibi olun diye yazdım.Ben kişisel bir blog sahibiyim '' günlük '' sahibi değil.Madem kişisel insan merak ediyor kendini yazıyorsan sadece duygularını,gördüğünü,hissettiğini değil fikirlerini,zevklerini de göster de rengini bilelim diye.Ben rengimi belli etmek istedim umarım açıklayıcı olmuştur.

6 yorum:

Deli Müzeyyen dedi ki...

Türk yazarlardan Ahmet Ümit'i bende seviyorum mesela ama Türk edebiyatında son zamanlarda çok fazla her zaman haberlerde gördüğümüze benzeyen olaylar konu edilmeye başlandı.Birde yayınevleri artık işi azıtıp kitapların edebi değerinden çok popüleritesine bakıyorlar.Wattpad gibi milyonlarca erkenin takıldığı bir siteden çok okunan kitapları alıp basabiliyorlar mesela sırf satılacak,sırf o ergenler bunu alacaklar diye.İyi de sen o ergenlere edebi değeri olan,onlara bir şeyler öğreticek şeyleri satmazsan,önlerine koymazsan,dikkatlerini bunlarla çekmezsen daha çok öyle şeyler okurlar..

çokomell dedi ki...

deli müzeyyen: evet yayınevleri artık hazıra konuyor.Ben onlara da karşı değilim ama okunması gereken ciddi edebiyat eserlerine de değer verilmesi gerekiyor.Okuduktan sonra bu bana bir şeyler kattı diyebilmeliyim.

BaL'ın Kokusu dedi ki...

cok kıtap okumak ılla bırılerını okumak degıl sanırım cunku sabıt okudugum kısılerın yanında hıc bılmedıgım degısık adını kapagını konusunu begendıgım degısık kıtapları da okuyabılıyorum hıc bır nobellı bana gore degıl bencede ustelık bende fazlası da var cogu kalsıkten de hoslanmıyorum neden deme bende bılmıyorum daha cok guncel takılıyorum boyle kalıplaştırılmış yazarları da sevmem kendım kalıplaştırırım. bıde bı ozellgım var kıtabın sadece begendıgım yerlerı aklımda kalır cok etkıleyıcı degılse sonunu da unuturum :( Ama buna ragmen okudugum bı kıtabı asla tekrar okumam :)

çokomell dedi ki...

Bal'ın kokusu : ben de hep okuduğum kitapların adını unuturum, rastgele beğenip aldıysam yazarını da hatırlamam.Sonra gidip aynı kitabı alabiliyorum kazayla, birkaç sayfa okuduktan sonra jetonum düşüyor.Okuduğu kitabı tekrar okumayanlardanım bende, sonuçta okunacak onca kitap varken neden tekrar bildiğimiz şeyi okuyalım ki di mi ama ?

Meryem Çandır dedi ki...

Evet blog günlük değil katılıyorum ve fikir ve zevklerin olduğu yazılardan daha da çok istifade edilebileceğini düşünüyorum Virginia Wolf ü malesef hiç okumamıştım ama okumayı planlıyordum yazını okuyunca anladım ki okunası yazarlardanmış

çokomell dedi ki...

meryem çandır : en az bir kitabını her kadının okuması gereken yazarlardan bence o :) Bittiğinde insana bir şeyler katabilenlerden...

Yorum Gönder