7 Ocak 2016 Perşembe

aklımdakiler

  Gecenin bu saatinde beni deli dürttüğü için burada değilim sayın izleyici...

   Bundan sonra daha sık ve düzenli yazmaya;yazılarım da kendi çektiğim fotoğrafları kullanmaya karar verdim.Buna niye gecenin bu saatinde karar verdim bende bilmiyorum.Aklımı kurcalayan konulardan biriydi bu yazıp kurtulayım böylece yapmak zorunda kalırım diye düşündüm.Aklımdaki diğer konulardan da bahsedeyim.Biri ingilizce.Ya ne yapıp ne edip bu konuda kendimi geliştirmeliyim.Yarından itibaren bu konuya el atacağım.

     Bir de kendimi geliştirmek istiyorum ( gördüğünü gibi gelişmekle ilgili her şeyi kafama takmışım.) Kendi okuduğum bölüm hakkında pek fikrim olmadığını düşünmüştüm ve bu eksiğimi kapatmaya çalışmakla başladım.Ekonomi haberleri,ekonomistler, ilgili akademisyenler,makaleler derken sevdim.Gerçekten bölümümü sevdim.Bütün dönem devamsızlık yapmadan okula gitmeyi başarabilmişsem,hiç anlamadığım derslere bile it gibi çalışmışsam ve kendime ileri hedefler koymaya başlamışsam sebebi budur.

     Sığ kalmaktan korkuyorum.Bence hepiniz korkun bundan.Okuyamamaktan,yorum yapamamaktan,eleştirememekten,yazamamaktan,anlayamamaktan,olduğunuz yerde saymaktan ölümden korkar gibi korkun.Çünkü ilerlemeye çalışmanın tek yolu bu.Garip bir karakterim var.İnanın beni benden başka kimse motive edemez,ikna edemez,teşvik edemez,caydıramaz.Aklına koyduğunu yapan, aklına da genelde saçma sapan bazen cidden yanlış şeyler koyan biriyim.Biraz da fevriyim.Zaten akıllı uslu olmayı asla beceremedim.Bütün bunları sizde böyleyseniz diye anlatıyorum...Kendinize belki dur deme vaktiniz gelmiştir ,durun düşünün diyorum.Ben durup düşündüğümde bir kaç yıl geç kalmıştım.Yine de dönüp kaldığım yerden devam ettim.Umarım sizin de yarım bıraktıklarınızı devam ettirmeye cesaretiniz ve bunu anlayacak dostlarınız,aileleriniz vardır.
Benim vardı ; ben şanslı olanlardandım.Dünyanın en güzel şeyi yakınlarınızın sizin huyunuzu suyunuzu bilip sizi olduğu gibi kabul etmesi,olduğu gibi size güvenmesidir.Kıskanan ara bozmaya çalışan olmaz mı ?İlla ki olur,her şey güzel ise illa ki biri gelip fiştekler bir sorun yaratmaya çalışır.Unutmayın başkasında olmayanlara sahipseniz, sahip olmayanlar bunun hesabını size sormaya, yanlış olan sizmişsiniz gibi göstermeye çalışacaktır.gülün geçin,salağa yatın,safa yatın  ama asla onlara bunu açıklamaya çalışmayın.Çünkü zaten biliyorlar sadece işlerine gelmiyordur.

5 Ocak 2016 Salı

duyduk duymadık demeyin

   Aranızda duymayanınız kaldı mı bilmiyorum ;
İçimizden biri ( Mert Ofluoğlu ) çok kısa bir süre önce Ters Düz kitabını çıkardı.Kitap çıktığında İstanbul'da olmadığım için ben internetten sipariş edip aldım ancak final dönemime denk geldiğinden okumayı ertelemiştim.İyi ki ! ertelemişim.Çünkü kitabı elime aldıktan sonra bir türlü bırakamadım, eğer başlasaydım muhtemelen şuan bütlere kalmıştım bu çok net !
     


    Kitabın sonuna cidden şaşırdım hiç beklemiyordum ama bunun dışında ben Ece'nin sadece babasıyla olan ilişkisini değil bütün olaylarını merakla okudum.( evet sayın okuyucu 2 cümle daha yazarsam spoiler vermiş olacağım bu nedenle acilen çenemi kapatıyorum .) Ters Düz Bozbalık serisinin ilk kitabı.Bunu özellikle belirtiyorum çünkü sizde benim gibi bitirdiğinizde daha yok mu diye heveslenebilirsiniz.Sakin olun arkadaşlar çünkü devamı varmışşş.Ha bir de bu biraz dedikodu gibi olacak ama yazarın en büyük isteklerinden biri kitabın bir gün dizi olmasıymış.Ben bunu bildiğimden ( oradan buradan okuduğumdan biliyorum ) kitabı okurken acaba dizi olsa kim olurduuu hmmm , cık şunun mimikleri olmaz, yok bunda Ece olacak asalet yok , Cık bunda Nilgün asiliği yok diye diye sanki bana soruyorlarmış gibi seçe seçe okudum.Bu da ayrı bi zevkli oldu tabi de neyse siz böyle yapmadan da okuyabilirsiniz.

     Bu arada ben kitabı internetten sipariş edip almıştım ama geçen gün aynı kitabı arkadaşıma da aldık.Maltepe park D&R de 'yeni çıkanlar' bölümünde mevcuttu.Hala almamış ,okumamış olanlara duyuruluuuuurrr.

2 Ocak 2016 Cumartesi

neredesin sen ?

   Bütlere kalmayıp yılbaşını evde geçiren Çoko'nuz bildiriyor...
Canlarım İstanbul'a gelir gelmez geldiğim şehre geri dönmek istedim.Tamam orasıda soğuktu falan fişman ama buralar kar kış kıyamet.Sürpriz yapcam dedim perşembe sabahı buradaydım.Yollar kar bavul desen çekilmiyor.Sürüklüyorsun kar doluyor önü.Ben o öküz kadar bavulu kucaklamak zorunda kaldım.Bavul dediğim benimle aynı boyda daha fazla ende.Görenler yürüyen bavul var sanmadılarsa bende bir şey bilmiyorum.Hala kollarım sızlıyor.Gelmeden önce aparttaki kızlarla , ev arkadaşımla vedalaşmak falan çok zor oldu.Arada tartışıyoruz,cinnet noktasına falan geliyoruz ama diğer yandan 4 aydır herkesden çok birbirimizi görüyorduk.Kendi evime kendi düzenime çok alışmışım ama diğer yandan ben gerçekten İstanbul'a aşığım bir kere daha anladım.Ya ben bu şehre adım atar atmaz mutlanıyorum.

   
 

    Bugün ne kadar hava da göt donduran soğuğu olsa da hadi dedim sinemaya gidelim.Ertuğrul 1890 filmini merak ediyordum.Şu ara vizyonda Delibal filmi de var ama o beni pek çekmiyor.Duygusal filmler bana göre değil.( bu arada düğün dernek 2 yi mutlaka izleyin, ben onu izledim diye seçeneklerimde o yoktu. ) Annem de eğer o japonlu filmi izleyeceksen beni de götür dedi.Kalktık gittik.Filmin ilk yarısı gerçekten müthişti.O okyanusda ki fırtına sahnesi , dalgalar yüreğimi ağzıma getirdi.kendimi tutamayıp ağladım.2. yarısı da kötü değildi ama biraz reklam kokan hareketlerdi bunlar,izleyin anlayacaksınız ne demek istediğimi.Gene de izlediğime pişman olmadım gene gitsem gene onu seçerdim.

   


     Aaaa bir de ne diyeceğim ; buraya gelmeden önce her yerde kışlık şort aradım durdum ve bulamamıştım.Bugün sinemadan çıkışta bir mağazanın vitrininde tesadüfen gördüm ve mutluluktan gözlerim yaşardı.Ulan bir insan el kadar şortu aylarca arar mı ? ben aradım ama bulamadım.Tesadüfen görünce hemen girdik aldık.( en nefretlik kısmı deneme kısmıydı.Şuan mevsim kış malum,hangimizin bacakları şort deneyecek kadar müsait ki şu sıra di mi ama ? ) Nolur sadece sen bu durumda değilsin deyin yoksa müsait bir köşeye çekilip biraz kendimden iğrenmem gerekecek.