4 Eylül 2016 Pazar

sen en güzel tutkuydun şimdi de en güzel vedasın

   Ben bu bloga veda etmiştim biliyorum ama hikayesini hep burada anlattığım adamla sonumuzu anlatmadan gitmek istemedim.Okuyun bunu çünkü sanırım ilk defa anlatmaya ihtiyacım var.
   Hayatımda ki en güzel günlerden birini   ( yani cool beyle doğru dürüst ilk buluşmayı )  yazmamın üzerinden 3 yıl geçmiş ve ben yine aynı kişiyi yazıyorum ama bu sefer güldürmeyecek.

     3 yıl sonra bu defa onu beklerken yalnız değildim.Yanımda O'nun kuzeni ve arkadaşı da vardı.İyi ki de varlardı! O ( cool bey ) yanımıza daha sonra geldi.Ben o arada takmıyomuş gibi görünmeye çalışsam da , gelecek mi, gelmeyecek mi,daha dün adamı sinir ettim yavşak dedim gevşek dedim şimdi o da beni buraya getirip beni burada böyle bırakıverıyomuş diye de 3 buçuk atıyorum.
      Kapı çaldı...Bir gözü kapı da bir gözü telefonda olan ben yerimden kalkıp kapıyı açamadım.Hatta içeri girerken bakamadım bile.Gerçi içeri girdiğinde bir dünya laf yedim bu konu da ama olsun.Neymiş efendim kapıda karşılayacakmışımm.
Allahımm sonunda gördüm ama tavrı böyle sanki onca zaman araya girmemiş kadar yakındı.Sonra sarıldı; aynıydı biliyor musunuz...O aynıydı, o hissetmekten korktuğum ona karşı olan duyguya kadar aynıydı.Tabi aynı olan şeyler sadece bunlar değildi.Adam hala yürüyen ego.İçeri girip adımını attığı andan itibaren hadi kalk bana su getir, yok bardak getir,yok limon getir bitmedi cidden bitmedi...Bakın böyle diyorum ama eşşek gibi de getirdim ne istiyorsa.Dedim kızım dur kapılma,şöyle ona kanepede ki en uzak noktaya iliştim oturdum.Uzandı bana,saçlarımla oynadı bozuk bozuk etti saçlarımı.Dedim noluyoruz ben seninkini bozuyo muyum ? '' sıkıysa boz '' demesin mi.Demesiyle beraber şak diye daldırıverdim elimi saçlarına.Saç öyle değil böyle bozuluru uygulamalı gösterdim.Sinirden kıpkırmızı oldu.beni kaldırıp pencereden atacak sanırım zaten ebatlarım da küçük taşınması kolayım diye düşünürken o da beni aşağı atıp etrafta tanık bırakmaktansa kolumu,parmağımı falan kırmanın daha uygun olacağını düşündü sanırım.Kolumu öyle bir çevirdi ki kırma yine kullanırım falan dedim baktım hala bırakmıyor,sen misin söz dinlemeyen,adamı bir ısırdım var ya ...Hiç de beklemiyordu.32 dişimin izini bıraktım kolunda ( bak canım o kolla öyle uğraşılmaz böyle uğraşılır mesajını da uygulamalı olarak vermiş oldum ) sonra bir de farketmeden tırnaklamışım adamı.Bayağıı bir iz bıraktım,çok direndim teslim olmadım hemen öyle.
Bütün akşam ve gece çok güzel geçti,hepsinin muhabbet çok iyiydi ama zaman neler yaparak geçti orası bana kalsın inanın anlatılamaz.Tabi bu arada Cool beyden götüm götüm kaçan ben gitti yerine adamın götünün dibinden ayrılmayan ben geldi.O nereye uzansa ben de dibindeydim ama o da öyle istiyordu zaten.eli kolu hep üstümdeydi ve ben tam olarak hep o anda kalmalıydım.Kalmadım tabi her güzel an gibi geçti gitti.Saatler sonra sabaha karşı yalnız kaldık.Ohh dedim bu geceyi kusmadan,yeni bir rezilliğe imza atmadan bitirdim.
-Bu gece kusmadım sana malzeme çıkmadı dedim.
-evet kussaydın bir 3 sene daha başına kakardım dedi
-3 sene sonra hala konuşuyor olursak tabi 
- ben 3 seneye evlenmiş olurum herhalde dedi ( bu ihtimali ona o kadar uzak buluyordum ki bunu söylediğinde kaale bile almamıştım makara yapıyor sanmıştım.salak ben,saf ben,aptal ben... )
-hadi ya var mı bakalım aklında biri
-var.Ya onunla olur ya da kimseyle olmaz herhalde evlenmem.Çocukluktan beri sürüp gidiyor işte onunla.Hani hep beraber değiliz araya başka şeyler giriyor falan ama sonuçta çocukluktan beri işte
-aklında biri olduğunu bilmiyordum
-hiç sormadın
-yoktur sandım ne bileyim.
-herkesin vardır.senin yok mu ?
( dünyanın en can alıcı sorusuydu bu ve bana sordu.Cevap gözlerinin önündeydi ama yine de sordu.Boğazımda yutkunamayacağım bir yumru vardı ama yine de sordu , ağlamamak için kendimle cebelleşiyodum ama yine de o bunu sordu...yenilmedim bende.verdim cevabını
- hııı var ne olsun işte.Böyle SPK var   İMKB var.Benim aklımda bunlar var hep, çalışmak istediğim yerler.
O an verilebilecek en aptalca cevabı verdim biliyorum ama zaten cevabını bildiği bir soruydu o yüzden ne dediğimin pek de bir önemi yoktu.
(Doğru cevabı ona veremedim ama size veririm... )
Aklımda biri var mı ? yok , hiç yok o kadar yok ki senin tüm egona rağmen,şu son zamanlarda beni çıldırtmana rağmen hiç tanımadığım birinin evine senden bile önce geldim seni görmek için.
Yok hem de yok oğlu yok.Bak o kadar yok ki sana bu cevapları verirken nefsimle savaşıyorum.Dibimdesin kafam düzgün düşünemeyecek kadar çok karışıyor.Boşvermek istiyorum önce, anı yaşa diyorum geçiyor sonra bir kere dokunur 1000 kere hatırlarsın kendine işkence etme diyorum.Aklında başkası olanın yanındakinin önemi yok diyorum.Başkası var böyle bildiğin var yani artık biliyorum.İçim acıyor,çocuk gibi ağlamamak istiyorum burada,kusma rezaletinden kutulmuşken salya sümük ağlama rezilliğini eklemeyeyim listeme diyorum,dik durmak istiyorum, sana bakıyorum, halime bakıyorum.Aptal gibi neler düşündüğüme bakıyorum.Sen ne sordun artık hatırlamıyorum zaten, Ben ''AKLIMDAKİNE '' bakıyorum.Daha fazla da tutamıyorum zaten ; salaklığıma, aptallığıma,saflığıma,orada oluşuma,aklımdakinin karşımda bambaşka bir gerçekle oturmasına, artık hepsine birden ağlıyorum.Yanlış anlama olayın seninle ilgisi yok diyorum ya ben hep aklımdakine ağlıyorum senin söylediklerinle ilgisi yok.Seninle ilgisi yok.Hatta sen bana karşı hala öyle içten öyle ilgilisin ki, yüzünde de bir keşke söylemeseydim hali var.hİç biri yetmiyormuş gibi bu kadar iyi olmana ve artık bir daha göremeyecek olmama, kaybedişime ağlıyorum, üstüne artık ben hariç herkese böyle olabileceğin bir tek benim kaybedişim geliyor katlanıyor ağlamam.Ben susturmaya çalıştıkça, daha da çok hıçkırıyorum.Kendime sinir oluyorum ve daha fazla artık neye ağladığımı bende bilmiyorum, elim değmişken adın geçen,aklıma gelen iyi kötü ne varsa hepsine ağlıyorum işte mal mal.
     Dünyayı başıma yıkıp beni altında bıraksaydınız bu şok etkisini bende anca yaratabilirdiniz.O an anladım ona hiç bunu sormadığımı.Sorsaydım cevap verirdi.Ama sormadım.Çünkü o kimseye ait olmaz gibi geliyordu bana,kimseye kapılmazmış gibi,o egosunu kimseyle paylaşmazmış gibi,kibirlerin efendisi olmayı bir kenara bırakıp kimseyle anlaşmaya çalışmazmış gibi geliyordu.
      BİLİYOR MUSUNUZ ?   
Ben 3 sene boyunca ne zaman başım sıkışsa,ne zaman bir konu da canım yansa,ne zaman hayatım boka sarsa ya onu aradım ya da ona yazdım.Tabi danışmak veya dert anlatmak anlamında değil.Hep makara yaptık,yalak muhabbet döndürdük ama önemli olan da bu değildi.O benim her şeyin çok güzel olduğu açık kapımdı.Tamam zamanında ''zamanı geldiği zaman olacak'' dediği zaman hiç gelmedi ama nasıl olsa bir gün gelecekti di mi?Ne olursa olsun ben soluğu bir gün o kapının önünde alacaktım yine.Bu sefer de inadımdan ölecek ve içeri girdikten sonra asla çıkmayacaktım.( tabi bunlardan benim dışımda kimsenin haberi yok.)Ne zaman canım yansa onu aradım birden durup durup nabersin dedim aylar sonra..Bu benim kendime boşversene ileride işler düzelecek bak kapı sana hala açık deme şeklimdi.
Hiç bir şeyi yarıda bırakmaktan hazetmedim bugüne kadar.3 yıl sonra tutturdum bu sefer sonuna kadar gideceğim diye.Gittim.Geldim ben o kapının önüne kadar,içeri girecek ne yaparsa yapsın asla çıkmayacaktım.İnat edecektim,kavga edecektim yeri gelecek huyuna gidecektim,haklıyken haksız durumuna düşürdüğünde bile bazen ses etmeyecektim tamam sensin diyecektim.Yeri gelecek kıyameti koparacaktım sen beni ezemezsin diye.Ama ölümüne inat edecektim, ne olursa olsun bir daha o kapının dışına çıkmayacaktım.
     Yıllar sonra ben o kapının önüne geldim.Sonuna kadar açıktı ve beklediğim gibiydi.Ben o kapının eşiğinde durmuşken ne oldu biliyor musunuz ? O kapı yüzüme sertçe kapandı ama şimdi acıyan yerim yüzüm değil.
     O uyudu, hava aydınlandı ve artık gitme vakti, gitmem gerekmiyordu ama kalmamında bir anlamı yoktu artık.İçim acıyor ama durduğum yeri de seviyorum yani öyle gideyim deyince içinin elveripte gidebilecek halde değilim.Ona ne zamandır böyle yakın değildim.Sessizce çıktım odadan, dış kapıyı açtım,  geri dönüp baktığımda odanın kapısı açıktı ve ben hala görebiliyordum.Durmak istedim ama bir anlamı yoktu.Yürü kızım dedim kendime Bir son istedin istediğini de aldın gidiyorsun işte bak yarım kalmadı...Geri dönüp uyandırmak istiyorum ; 

'' bu naptığını bilemez hallerin , masumluğun , ısrarcılığın , inadın hoşuma gidiyo ''dediğini hatırlıyorum seneler önce. Sana da hatırlatmak istiyorum bu söylediğini ; geldim işte neden bunları yapmama izin vermedin ki, neden bırakmadın ki kendi şansımı kendim yaratayım demek istiyorum.Ama demiyorum o saftirik masumluğumu da, işe yaramayan inadımı da , ne yaptığımı Bilemez hallerimi de alıp gidiyorum.Israrcılığı sana bırakıyorum , bakarsın bir gün çok özler ararım.o zaman hatırlarsın da ses etmezsin...

5 yorum:

CEREN DEREN dedi ki...

Çokomell bu bloğunda güle güle diyoruz ama yeni bir bloğun olursa haberimiz olsun duyur buradan :)

persephone dedi ki...

Kapanan her kapı yeni başlangıçlara gebe... Her veda yeni bir merhaba... Sevgiler...

Kafa Dergi dedi ki...

Aaa Çokomell nereye ya?

Calimero dedi ki...

Küçücük gördüğümüz yürek aslında o kadar engin bir okyanustur ki, içinde neler neler barındırır. Acı, keder, hüzün, mutluluk, heyecan... Mutluluğu kimde ne zaman, nasıl bulacağımızı bilseydik, aşk acısı denen devası gerçek aşkta yatan kederi yaşamazdık. Eğer aşk acısı yaşamasaydık o zaman da gerçek aşkı bulduğumuzu anlamazdık. Hayat bazen tatlı, çoğu kere zor, bir çok kere de yorucudur. Aşk peşinde uzun mesafeleri uçarak kat eden yüreğini biraz dinlendir kalbi yaralı kuşum. Umarım gerçek aşk çok bekletmez güzel kalbini. Aşkla yaşa, aşkla sev.

çokomell dedi ki...

ceren deren : mutlaka gelirim size de haberiniz olur :)

persephone: umarım yeni merhaba dediklerim kapının ardında bıraktıklarımdan daha güzel olur.

kafa dergi : ben seni yeni adresimde buldum bile

calimero : umarım çok bekletmez.yazdıklarınız aşırı güzeldi, iyi dilekleriniz içinde çok teşekkür ederim.

Yorum Gönder